"ذَا" Analizi

Kelime Kökü ve birebir aynı aramasında 23 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 245. Ayet (2:245:2) ذَا ذا że ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.
2 Bakara 255. Ayet (2:255:21) ذَا ذا że ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72]
3 Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:10) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.
4 Mâide 95. Ayet (5:95:22) ذَوَا ذوا żevâ iki kişinin ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
5 Mâide 106. Ayet (5:106:14) ذَوَا ذوا żevâ kişi ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.
6 Mâide 106. Ayet (5:106:43) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.
7 En'am 152. Ayet (6:152:26) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
8 İsrâ 26. Ayet (17:26:2) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
9 Kehf 86. Ayet (18:86:16) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.
10 Kehf 94. Ayet (18:94:3) ذَا ذا żâ Zu'l-Karneyn ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”[335]
11 Enbiyâ 85. Ayet (21:85:3) وَذَا وذا veżâ ve Zu'(l-Kifl'i) ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
12 Enbiyâ 87. Ayet (21:87:1) وَذَا وذا ve żâ ve Zü(nnun'u) ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Zünnûn’u da hatırla.[369] Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti.
13 Mü'minûn 77. Ayet (23:77:6) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
14 Rum 38. Ayet (30:38:2) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
15 Ahzab 17. Ayet (33:17:3) ذَا ذا żâ şu ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
16 Fâtır 18. Ayet (35:18:17) ذَا ذا żâ akrabası ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır.
17 Sâd 17. Ayet (38:17:8) ذَا ذا żâ sahibi ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
18 Sâd 48. Ayet (38:48:4) وَذَا وذا ve żâ ve Zülkifil'i ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.
19 Hadîd 11. Ayet (57:11:2) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükâfat da vardır.
20 Kalem 14. Ayet (68:14:3) ذَا ذا żâ sahibi ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) 10,11,12,13,14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
21 Müzzemmil 13. Ayet (73:13:2) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) 12,13. Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
22 Beled 15. Ayet (90:15:2) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) 14,15,16. Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
23 Beled 16. Ayet (90:16:3) ذَا ذا żâ ذَا
Diyanet İşleri (Yeni) 14,15,16. Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.