"عظيم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve birebir aynı aramasında 49 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 7. Ayet (2:7:12) عَظ۪يمٌ۟ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
2 Bakara 49. Ayet (2:49:18) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
3 Bakara 114. Ayet (2:114:30) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük bir ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.
4 Âl-i İmran 105. Ayet (3:105:14) عَظ۪يمٌۙ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
5 Âl-i İmran 172. Ayet (3:172:15) عَظ۪يمٌۚ عظيم ‘azîm(un) pek büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.
6 Âl-i İmran 174. Ayet (3:174:15) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.
7 Âl-i İmran 176. Ayet (3:176:22) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.
8 Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:36) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
9 Mâide 9. Ayet (5:9:10) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, iman edip salih ameller işleyenler hakkında, "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vardır" diye vaatte bulunmuştur.
10 Mâide 33. Ayet (5:33:34) عَظ۪يمٌۙ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.[149]
11 Mâide 41. Ayet (5:41:68) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.
12 En'am 15. Ayet (6:15:9) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım.”
13 A'raf 59. Ayet (7:59:21) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi.
14 A'raf 116. Ayet (7:116:11) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ), “Siz atın” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.
15 A'raf 141. Ayet (7:141:18) عَظ۪يمٌ۟ عظيم ‘azîm(un) büyük bir ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
16 Enfal 28. Ayet (8:28:0) عَظ۪يمٌ۟ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.
17 Enfal 68. Ayet (8:68:0) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey (fidye)den dolayı size büyük bir azap dokunurdu.
18 Tevbe 22. Ayet (9:22:0) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükâfat vardır.
19 Tevbe 101. Ayet (9:101:0) عَظ۪يمٍۚ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
20 Yunus 15. Ayet (10:15:0) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.”
21 Yusuf 28. Ayet (12:28:13) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyüktür ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: “Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağıdır. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür.”
22 İbrahim 6. Ayet (14:6:26) عَظ۪يمٌ۟ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ kavmine, “Allah’ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti.
23 Nahl 94. Ayet (16:94:19) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.
24 Nahl 106. Ayet (16:106:24) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.
25 Meryem 37. Ayet (19:37:11) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler.[345] Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline!
26 Hacc 1. Ayet (22:1:10) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) cidden korkunç ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
27 Nûr 11. Ayet (24:11:28) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385]
28 Nûr 14. Ayet (24:14:15) عَظ۪يمٌۚ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!
29 Nûr 15. Ayet (24:15:16) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyüktür ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
30 Nûr 16. Ayet (24:16:14) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Bu iftirayı işittiğiniz vakit, “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu, çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya!
31 Nûr 23. Ayet (24:23:13) عَظ۪يمٌۙ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) 23,24. İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.
32 Şu'arâ 135. Ayet (26:135:6) عَظ۪يمٍۜ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) “Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.”
33 Şu'arâ 156. Ayet (26:156:7) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
34 Şu'arâ 189. Ayet (26:189:10) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Şu’ayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.[401]
35 Neml 23. Ayet (27:23:11) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
36 Kasas 79. Ayet (28:79:21) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler.
37 Lokman 13. Ayet (31:13:15) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”
38 Sâffât 107. Ayet (37:107:3) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.
39 Sâd 67. Ayet (38:67:4) عَظ۪يمٌۙ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bu Kur’an, büyük bir haberdir.”
40 Zümer 13. Ayet (39:13:9) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.”
41 Fussilet 35. Ayet (41:35:11) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.
42 Zuhruf 31. Ayet (43:31:10) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu Kur’an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler.[483]
43 Câsiye 10. Ayet (45:10:19) عَظ۪يمٌۜ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır.
44 Ahkaf 21. Ayet (46:21:25) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Hani Ahkâf’taki kavmini, “Ancak Allah’a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı.
45 Hucurât 3. Ayet (49:3:17) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah’ın, gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
46 Vâkı'a 76. Ayet (56:76:5) عَظ۪يمٌۙ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) 75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
47 Teğabun 15. Ayet (64:15:8) عَظ۪يمٌ عظيم ‘azîm(un) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.
48 Kalem 4. Ayet (68:4:4) عَظ۪يمٍ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
49 Mutaffifîn 5. Ayet (83:5:2) عَظ۪يمٍۙ عظيم ‘azîm(in) büyük ع ظ م
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?