| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 41. Ayet (2:41:16) | قَل۪يلًاۘ | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 2 | Bakara 79. Ayet (2:79:15) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline! | |||||
| 3 | Bakara 83. Ayet (2:83:26) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azınız | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 4 | Bakara 126. Ayet (2:126:23) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az bir (süre) | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. | |||||
| 5 | Bakara 174. Ayet (2:174:12) | قَل۪يلًاۙ | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.[47] | |||||
| 6 | Bakara 246. Ayet (2:246:50) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Bakara 249. Ayet (2:249:28) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.” | |||||
| 8 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:8) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az bir | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:18) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür! | |||||
| 10 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:21) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 11 | Nisâ 46. Ayet (4:46:38) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(n) | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119] | |||||
| 12 | Nisâ 83. Ayet (4:83:30) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(n) | pek azınız | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız. | |||||
| 13 | Nisâ 142. Ayet (4:142:19) | قَل۪يلًاۘ | قليلا | kalîlâ(n) | biraz | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. | |||||
| 14 | Nisâ 155. Ayet (4:155:22) | قَل۪يلًاۖ | قليلا | kalîlâ(n) | pek az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belâlar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.[133] | |||||
| 15 | Mâide 13. Ayet (5:13:24) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. | |||||
| 16 | Mâide 44. Ayet (5:44:32) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 17 | A'raf 3. Ayet (7:3:12) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar da az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! | |||||
| 18 | A'raf 10. Ayet (7:10:9) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar da az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik.[214] Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 19 | A'raf 86. Ayet (7:86:18) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?” | |||||
| 20 | Enfal 43. Ayet (8:43:0) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 21 | Enfal 44. Ayet (8:44:0) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün işler Allah’a döndürülür. | |||||
| 22 | Tevbe 9. Ayet (9:9:0) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! | |||||
| 23 | Tevbe 82. Ayet (9:82:0) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar. | |||||
| 24 | Hûd 116. Ayet (11:116:15) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | çok azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 25 | Yusuf 47. Ayet (12:47:12) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az bir mikdar | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.” | |||||
| 26 | Yusuf 48. Ayet (12:48:13) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az miktar | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.” | |||||
| 27 | Nahl 95. Ayet (16:95:6) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 28 | İsrâ 52. Ayet (17:52:9) | قَل۪يلًا۟ | قليلا | kalîlâ(n) | pek az (bir süre) | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! | |||||
| 29 | İsrâ 62. Ayet (17:62:15) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(n) | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” | |||||
| 30 | İsrâ 74. Ayet (17:74:9) | قَل۪يلًاۗ | قليلا | kalîlâ(n) | bir parça | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin. | |||||
| 31 | İsrâ 76. Ayet (17:76:13) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(n) | pek az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı. | |||||
| 32 | İsrâ 85. Ayet (17:85:14) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(n) | pek az bir şey | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” | |||||
| 33 | Mü'minûn 78. Ayet (23:78:8) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 34 | Mü'minûn 114. Ayet (23:114:5) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(en) | az bir (zamandan) | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” | |||||
| 35 | Neml 62. Ayet (27:62:14) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne de az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! | |||||
| 36 | Kasas 58. Ayet (28:58:14) | قَل۪يلًاۜ | قليلا | kalîlâ(en) | pek az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. | |||||
| 37 | Lokman 24. Ayet (31:24:2) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | biraz | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. | |||||
| 38 | Secde 9. Ayet (32:9:12) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 39 | Ahzab 16. Ayet (33:16:15) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(n) | pek az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.” | |||||
| 40 | Ahzab 18. Ayet (33:18:14) | قَل۪يلًاۙ | قليلا | kalîlâ(n) | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 41 | Ahzab 20. Ayet (33:20:23) | قَل۪يلًا۟ | قليلا | kalîlâ(n) | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. | |||||
| 42 | Ahzab 60. Ayet (33:60:19) | قَل۪يلًاۚۛ | قليلا | kalîlâ(n) | az bir zaman | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 43 | Zümer 8. Ayet (39:8:30) | قَل۪يلًاۗ | قليلا | kalîlâ(en) | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin.” | |||||
| 44 | Mü'min 58. Ayet (40:58:11) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 45 | Duhân 15. Ayet (44:15:4) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(en) | birazcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz. | |||||
| 46 | Fetih 15. Ayet (48:15:31) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(n) | pek azı | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. | |||||
| 47 | Zâriyât 17. Ayet (51:17:2) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | pek az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geceleri pek az uyurlardı. | |||||
| 48 | Necm 34. Ayet (53:34:2) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | azıcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34. Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? | |||||
| 49 | Mülk 23. Ayet (67:23:10) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | ne kadar az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” | |||||
| 50 | Hâkka 41. Ayet (69:41:5) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlen | az | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz! | |||||