| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 80. Ayet (2:80:6) | اَيَّامًا | اياما | eyyâmen | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” | |||||
| 2 | Bakara 196. Ayet (2:196:50) | اَيَّامٍ | ايام | eyyâmin | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. | |||||
| 3 | Bakara 254. Ayet (2:254:12) | يَوْمٌ | يوم | yevmun | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 41. Ayet (3:41:12) | اَيَّامٍ | ايام | eyyâmin | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.” | |||||
| 5 | Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:5) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 6 | Âl-i İmran 166. Ayet (3:166:3) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 7 | Mâide 89. Ayet (5:89:31) | اَيَّامٍۜ | ايام | eyyâm(in) | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 8 | Mâide 109. Ayet (5:109:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, peygamberleri toplayıp[163] “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği, onların da, “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. | |||||
| 9 | En'am 73. Ayet (6:73:15) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 10 | En'am 158. Ayet (6:158:15) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 11 | A'raf 53. Ayet (7:53:5) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 12 | A'raf 54. Ayet (7:54:10) | اَيَّامٍ | ايام | eyyâmin | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 13 | Hûd 7. Ayet (11:7:8) | اَيَّامٍ | ايام | eyyâmin | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. | |||||
| 14 | Hûd 8. Ayet (11:8:12) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. | |||||
| 15 | Hûd 65. Ayet (11:65:7) | اَيَّامٍۜ | ايام | eyyâm(in) | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helâk olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.” | |||||
| 16 | İbrahim 41. Ayet (14:41:6) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” | |||||
| 17 | İsrâ 52. Ayet (17:52:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! | |||||
| 18 | İsrâ 71. Ayet (17:71:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.[321] | |||||
| 19 | Meryem 15. Ayet (19:15:3) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selâm olsun! | |||||
| 20 | Meryem 33. Ayet (19:33:3) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”[343] | |||||
| 21 | Meryem 38. Ayet (19:38:4) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 22 | Hacc 2. Ayet (22:2:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. | |||||
| 23 | Furkan 22. Ayet (25:22:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”[391] diyecekler. | |||||
| 24 | Şu'arâ 87. Ayet (26:87:3) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” | |||||
| 25 | Rum 43. Ayet (30:43:9) | يَوْمٌ | يوم | yevmun | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. | |||||
| 26 | Ahzab 44. Ayet (33:44:2) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selâm”dır. Allah, onlara bol bir mükâfat hazırlamıştır. | |||||
| 27 | Ahzab 66. Ayet (33:66:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resûl’e itaat edeydik” diyecekler. | |||||
| 28 | Fussilet 10. Ayet (41:10:13) | اَيَّامٍۜ | ايام | eyyâmin | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. | |||||
| 29 | Ahkaf 35. Ayet (46:35:12) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir. | |||||
| 30 | Kamer 6. Ayet (54:6:3) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. | |||||
| 31 | Rahman 29. Ayet (55:29:7) | يَوْمٍ | يوم | yevmin | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır. | |||||
| 32 | Mücadele 6. Ayet (58:6:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir. | |||||
| 33 | Teğabun 9. Ayet (64:9:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 34 | Kalem 42. Ayet (68:42:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 42,43. Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı. | |||||
| 35 | Hâkka 7. Ayet (69:7:6) | اَيَّامٍۙ | ايام | eyyâmin | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş hâlde görürdün. | |||||
| 36 | Meâric 44. Ayet (70:44:6) | الْيَوْمُ | اليوم | l-yevmu | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 43,44. Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir hâlde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür. | |||||
| 37 | Nâzi'ât 46. Ayet (79:46:2) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler. | |||||
| 38 | Târık 9. Ayet (86:9:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün sırların yoklanacağı günü hatırla! | |||||