| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 150 | Âl-i İmran 57. Ayet (3:57:9) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez.” | |||||
| 151 | Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:15) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93] | |||||
| 152 | Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:19) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93] | |||||
| 153 | Âl-i İmran 65. Ayet (3:65:15) | اَفَلَا | افلا | efelâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz? | |||||
| 154 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:19) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 155 | Âl-i İmran 67. Ayet (3:67:5) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.[94] | |||||
| 156 | Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:15) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96] | |||||
| 157 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:10) | لَا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 158 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:15) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 159 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:18) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 160 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:23) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 161 | Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? | |||||
| 162 | Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:22) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.” | |||||
| 163 | Âl-i İmran 86. Ayet (3:86:15) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez. | |||||
| 164 | Âl-i İmran 88. Ayet (3:88:3) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun (lânetin) içinde ebedî kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz. | |||||
| 165 | Âl-i İmran 88. Ayet (3:88:7) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun (lânetin) içinde ebedî kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz. | |||||
| 166 | Âl-i İmran 102. Ayet (3:102:9) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. | |||||
| 167 | Âl-i İmran 111. Ayet (3:111:10) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez. | |||||
| 168 | Âl-i İmran 116. Ayet (3:116:8) | وَلَٓا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 169 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:10) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 170 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:5) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 171 | Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:13) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. | |||||
| 172 | Âl-i İmran 140. Ayet (3:140:22) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez. | |||||
| 173 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:3) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 174 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:19) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 175 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:38) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 176 | Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:4) | فَلَا | فلا | felâ | artık yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 177 | Âl-i İmran 161. Ayet (3:161:20) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. | |||||
| 178 | Âl-i İmran 170. Ayet (3:170:17) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. | |||||
| 179 | Âl-i İmran 171. Ayet (3:171:8) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. | |||||
| 180 | Âl-i İmran 176. Ayet (3:176:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır. | |||||
| 181 | Âl-i İmran 180. Ayet (3:180:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 182 | Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:10) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür! | |||||
| 183 | Âl-i İmran 188. Ayet (3:188:1) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 184 | Âl-i İmran 188. Ayet (3:188:13) | فَلَا | فلا | felâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 185 | Âl-i İmran 194. Ayet (3:194:12) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va’dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va’dinden dönmezsin.” | |||||
| 186 | Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:5) | لَٓا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” | |||||
| 187 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:16) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 188 | Nisâ 11. Ayet (4:11:58) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 189 | Nisâ 18. Ayet (4:18:15) | وَلَا | ولا | velâ | ve (değildir) | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 190 | Nisâ 19. Ayet (4:19:5) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111] | |||||
| 191 | Nisâ 23. Ayet (4:23:34) | فَلَا | فلا | felâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 192 | Nisâ 24. Ayet (4:24:29) | وَلَا | ولا | velâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 193 | Nisâ 25. Ayet (4:25:32) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 194 | Nisâ 36. Ayet (4:36:27) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 195 | Nisâ 38. Ayet (4:38:6) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. | |||||
| 196 | Nisâ 38. Ayet (4:38:9) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. | |||||
| 197 | Nisâ 40. Ayet (4:40:3) | لَا | لا | lâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. | |||||
| 198 | Nisâ 42. Ayet (4:42:11) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. | |||||
| 199 | Nisâ 43. Ayet (4:43:14) | وَلَا | ولا | velâ | ve (yaklaşmayın) | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||