| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1200 | Zuhruf 35. Ayet (43:35:4) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 1201 | Zuhruf 40. Ayet (43:40:10) | ضَلَالٍ | ضلال | dalâlin | sapıklıkta | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? | |||||
| 1202 | Zuhruf 45. Ayet (43:45:12) | اٰلِهَةً | الهة | âliheten | tanrılar | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilâhlar var etmiş miyiz? | |||||
| 1203 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:2) | ءَاٰلِهَتُنَا | ءالهتنا | e-âlihetunâ | bizim tanrılarımız mı? | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 1204 | Zuhruf 71. Ayet (43:71:15) | خَالِدُونَۚ | خالدون | ḣâlidûn(e) | ebedi kalacaksınız | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. | |||||
| 1205 | Zuhruf 74. Ayet (43:74:6) | خَالِدُونَۚ | خالدون | ḣâlidûn(e) | sürekli kalacaklardır | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. | |||||
| 1206 | Zuhruf 76. Ayet (43:76:6) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler. | |||||
| 1207 | Zuhruf 77. Ayet (43:77:3) | مَالِكُ | مالك | mâliku | Malik | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da, “Siz hep böyle kalacaksınız” der. | |||||
| 1208 | Zuhruf 84. Ayet (43:84:11) | الْعَل۪يمُ | العليم | l-’alîm(u) | bilendir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 1209 | Duhân 6. Ayet (44:6:7) | الْعَل۪يمُۙ | العليم | l-’alîm(u) | bilendir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 1210 | Duhân 15. Ayet (44:15:4) | قَل۪يلًا | قليلا | kalîlâ(en) | birazcık | ق ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz. | |||||
| 1211 | Duhân 28. Ayet (44:28:1) | كَذٰلِكَ۠ | كذلك | keżâlik(e) | işte böyle oldu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. | |||||
| 1212 | Duhân 31. Ayet (44:31:5) | عَالِيًا | عاليا | ‘âliyen | ululanan | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 30,31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi. | |||||
| 1213 | Duhân 54. Ayet (44:54:1) | كَذٰلِكَ۠ | كذلك | keżâlike | ayrıca | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. | |||||
| 1214 | Duhân 57. Ayet (44:57:4) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 1215 | Câsiye 9. Ayet (45:9:2) | عَلِمَ | علم | ‘alime | öğrendiği | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! | |||||
| 1216 | Câsiye 13. Ayet (45:13:13) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bunda | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 1217 | Câsiye 15. Ayet (45:15:3) | صَالِحًا | صالحا | sâlihan | iyi bir iş | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim salih bir amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. | |||||
| 1218 | Câsiye 19. Ayet (45:19:9) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîne | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar, Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. | |||||
| 1219 | Câsiye 21. Ayet (45:21:11) | الصَّالِحَاتِۙ | الصالحات | ssâlihâti | iyi ameller | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! | |||||
| 1220 | Câsiye 24. Ayet (45:24:15) | بِذٰلِكَ | بذلك | bi-żâlike | bu hususta | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar. | |||||
| 1221 | Câsiye 30. Ayet (45:30:5) | الصَّالِحَاتِ | الصالحات | ssâlihâti | iyi işler | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 1222 | Câsiye 30. Ayet (45:30:10) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 1223 | Câsiye 35. Ayet (45:35:1) | ذٰلِكُمْ | ذلكم | żâlikum | böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. | |||||
| 1224 | Ahkaf 10. Ayet (46:10:24) | الظَّالِم۪ينَ۟ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerden | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” | |||||
| 1225 | Ahkaf 14. Ayet (46:14:4) | خَالِد۪ينَ | خالدين | ḣâlidîne | ebedi kalacaklardır | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır. | |||||
| 1226 | Ahkaf 15. Ayet (46:15:3) | بِوَالِدَيْهِ | بوالديه | bi-vâlideyhi | ana babasına | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” | |||||
| 1227 | Ahkaf 15. Ayet (46:15:31) | وَالِدَيَّ | والدي | vâlideyye | anama babama | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” | |||||
| 1228 | Ahkaf 15. Ayet (46:15:34) | صَالِحًا | صالحا | sâlihan | yararlı işler | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” | |||||
| 1229 | Ahkaf 17. Ayet (46:17:3) | لِوَالِدَيْهِ | لوالديه | li-vâlideyhi | anasına babasına | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. | |||||
| 1230 | Ahkaf 22. Ayet (46:22:5) | اٰلِهَتِنَاۚ | الهتنا | âlihetinâ | tanrılarımız- | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise, “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. | |||||
| 1231 | Ahkaf 25. Ayet (46:25:11) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 1232 | Ahkaf 28. Ayet (46:28:9) | اٰلِهَةًۜ | الهة | âlihe(ten) | tanrı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. | |||||
| 1233 | Ahkaf 28. Ayet (46:28:13) | وَذٰلِكَ | وذلك | ve żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. | |||||
| 1234 | Ahkaf 32. Ayet (46:32:17) | ضَلَالٍ | ضلال | dalâlin | bir sapıklık | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 1235 | Muhammed 2. Ayet (47:2:4) | الصَّالِحَاتِ | الصالحات | ssâlihâti | iyi işler | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 1236 | Muhammed 3. Ayet (47:3:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bu böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 1237 | Muhammed 3. Ayet (47:3:14) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 1238 | Muhammed 4. Ayet (47:4:21) | ذٰلِكَۜۛ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 1239 | Muhammed 9. Ayet (47:9:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri, bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. | |||||
| 1240 | Muhammed 11. Ayet (47:11:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bu böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ın inananların yardımcısı olması, inkâr edenlerin ise, hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. | |||||
| 1241 | Muhammed 12. Ayet (47:12:7) | الصَّالِحَاتِ | الصالحات | ssâlihâti | iyi işler | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir. | |||||
| 1242 | Muhammed 15. Ayet (47:15:37) | خَالِدٌ | خالد | ḣâlidun | ebedi kalan | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 1243 | Muhammed 26. Ayet (47:26:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bu böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, münafıkların, Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere, “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Allah, onların gizlice konuşmalarını bilir. | |||||
| 1244 | Muhammed 28. Ayet (47:28:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bu böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 1245 | Fetih 4. Ayet (48:4:18) | عَل۪يمًا | عليما | ‘alîmen | bilendir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 1246 | Fetih 5. Ayet (48:5:9) | خَالِد۪ينَ | خالدين | ḣâlidîne | ebedi kalacakları | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün bunlar Allah’ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır. | |||||
| 1247 | Fetih 5. Ayet (48:5:15) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün bunlar Allah’ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır. | |||||
| 1248 | Fetih 12. Ayet (48:12:5) | يَنْقَلِبَ | ينقلب | yenkalibe | dönmeyecekler | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz. | |||||
| 1249 | Fetih 12. Ayet (48:12:12) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz. | |||||