"âli" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 1451 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Fatiha 4. Ayet (1:4:1) مَالِكِ مالك mâliki sahibidir م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.
2 Bakara 2. Ayet (2:2:1) ذٰلِكَ ذلك żâlike işte o ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
3 Bakara 25. Ayet (2:25:5) الصَّالِحَاتِ الصالحات ssâlihâti salih işler ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
4 Bakara 25. Ayet (2:25:34) خَالِدُونَ خالدون ḣâlidûn(e) ebedi kalacaklardır خ ل د
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
5 Bakara 29. Ayet (2:29:19) عَل۪يمٌ۟ عليم ‘alîm(un) bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
6 Bakara 30. Ayet (2:30:9) خَل۪يفَةًۜ خليفة ḣalîfe(ten) bir halife خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
7 Bakara 32. Ayet (2:32:11) الْعَل۪يمُ العليم l’alîmu bilensin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.
8 Bakara 35. Ayet (2:35:19) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalimler- ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
9 Bakara 39. Ayet (2:39:10) خَالِدُونَ۟ خالدون ḣâlidûn(e) ebedi kalacaklardır خ ل د
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
10 Bakara 41. Ayet (2:41:16) قَل۪يلًاۘ قليلا kalîlen azıcık ق ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
11 Bakara 49. Ayet (2:49:4) اٰلِ ال âli ailesi- أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
12 Bakara 49. Ayet (2:49:14) ذٰلِكُمْ ذلكم żâlikum bunda sizin için ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
13 Bakara 51. Ayet (2:51:12) ظَالِمُونَ ظالمون zâlimûn(e) zalimlerdiniz ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
14 Bakara 52. Ayet (2:52:6) ذٰلِكَ ذلك żâlike bunun ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
15 Bakara 54. Ayet (2:54:17) ذٰلِكُمْ ذلكم żâlikum bu ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
16 Bakara 60. Ayet (2:60:15) عَلِمَ علم ‘alime bilmişti ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
17 Bakara 61. Ayet (2:61:23) وَبَصَلِهَاۜ وبصلها ve besalihâ ve soğanından ب ص ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
18 Bakara 61. Ayet (2:61:46) ذٰلِكَ ذلك żâlike işte bu ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
19 Bakara 61. Ayet (2:61:56) ذٰلِكَ ذلك żâlike işte bu ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
20 Bakara 62. Ayet (2:62:14) صَالِحًا صالحا sâlihan iyi işler ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[20] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[21]
21 Bakara 64. Ayet (2:64:5) ذٰلِكَۚ ذلك żâlike bunun ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhâlde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
22 Bakara 65. Ayet (2:65:2) عَلِمْتُمُ علمتم ‘alimtumu bilmişsinizdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını[22] çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik.
23 Bakara 68. Ayet (2:68:20) ذٰلِكَۜ ذلك żâlike bunun ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.”
24 Bakara 73. Ayet (2:73:4) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
25 Bakara 74. Ayet (2:74:6) ذٰلِكَ ذلك żâlike bunun ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.
26 Bakara 79. Ayet (2:79:15) قَل۪يلًاۜ قليلا kalîlâ(en) azıcık ق ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
27 Bakara 81. Ayet (2:81:13) خَالِدُونَ خالدون ḣâlidûn(e) sürekli kalacaklardır خ ل د
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
28 Bakara 82. Ayet (2:82:4) الصَّالِحَاتِ الصالحات ssâlihâti yararlı işler ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
29 Bakara 82. Ayet (2:82:10) خَالِدُونَ۟ خالدون ḣâlidûn(e) sürekli kalacaklardır خ ل د
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
30 Bakara 83. Ayet (2:83:10) وَبِالْوَالِدَيْنِ وبالوالدين ve bil-vâlideyni ve anaya-babaya و ل د
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
31 Bakara 83. Ayet (2:83:26) قَل۪يلًا قليلا kalîlen pek azınız ق ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
32 Bakara 85. Ayet (2:85:32) ذٰلِكَ ذلك żâlike bunu ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
33 Bakara 88. Ayet (2:88:8) فَقَل۪يلًا فقليلا fe-kalîlen artık çok az ق ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[27]
34 Bakara 92. Ayet (2:92:11) ظَالِمُونَ ظالمون zâlimûn(e) zalimler olarak ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz.
35 Bakara 94. Ayet (2:94:9) خَالِصَةً خالصة ḣâlisaten gerçekten خ ل ص
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”
36 Bakara 95. Ayet (2:95:8) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir.
37 Bakara 95. Ayet (2:95:9) بِالظَّالِم۪ينَ بالظالمين bi-zzâlimîn(e) zalimleri ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir.
38 Bakara 102. Ayet (2:102:58) عَلِمُوا علموا ‘alimû gayet iyi biliyorlardı ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
39 Bakara 113. Ayet (2:113:16) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
40 Bakara 115. Ayet (2:115:12) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) (her şeyi) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü[32] işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
41 Bakara 118. Ayet (2:118:11) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.
42 Bakara 124. Ayet (2:124:19) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalimlere ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bir zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti.
43 Bakara 126. Ayet (2:126:23) قَل۪يلًا قليلا kalîlen az bir (süre) ق ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
44 Bakara 127. Ayet (2:127:14) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilensin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.
45 Bakara 130. Ayet (2:130:18) الصَّالِح۪ينَ الصالحين ssâlihîn(e) salihlerdendir ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.
46 Bakara 137. Ayet (2:137:19) الْعَل۪يمُۜ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
47 Bakara 143. Ayet (2:143:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37]
48 Bakara 143. Ayet (2:143:25) يَنْقَلِبُ ينقلب yenkalibu geriye dönen ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37]
49 Bakara 145. Ayet (2:145:32) الظَّالِم۪ينَۢ الظالمين zzâlimîn(e) zalimler- ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.
50 Bakara 155. Ayet (2:155:8) الْاَمْوَالِ الاموال l-emvâli mallarınızın م و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.