| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 248. Ayet (2:248:5) | اٰيَةَ | اية | âyete | alameti | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.[68] Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.” | |||||
| 2 | Bakara 248. Ayet (2:248:26) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | kesin bir alamet vardır | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.[68] Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.” | |||||
| 3 | Bakara 259. Ayet (2:259:47) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”[74] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:41) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | bir ibret vardır | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 5 | Mâide 114. Ayet (5:114:17) | وَاٰيَةً | واية | ve âyeten | ve bir mu'cize (olsun) | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. | |||||
| 6 | En'am 37. Ayet (6:37:15) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mu'cize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor.” | |||||
| 7 | Tevbe 19. Ayet (9:19:0) | سِقَايَةَ | سقاية | sikâyete | su vermeyi | س ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. | |||||
| 8 | Hûd 64. Ayet (11:64:7) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mucizedir | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.” | |||||
| 9 | Hûd 103. Ayet (11:103:4) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278] | |||||
| 10 | Yusuf 70. Ayet (12:70:5) | السِّقَايَةَ | السقاية | -ssikâyete | su tasını | س ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız.” | |||||
| 11 | Hicr 77. Ayet (15:77:4) | لَاٰيَةً | لاية | leâyeten | bir ibret vardır | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. | |||||
| 12 | Nahl 11. Ayet (16:11:14) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | ibret vardır | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. | |||||
| 13 | Nahl 13. Ayet (16:13:11) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | ibret vardır | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. | |||||
| 14 | Nahl 65. Ayet (16:65:14) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | elbette ibret(ler) | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. | |||||
| 15 | Nahl 67. Ayet (16:67:13) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | elbette ibret(ler) | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. | |||||
| 16 | Nahl 69. Ayet (16:69:22) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | elbette bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. | |||||
| 17 | Nahl 101. Ayet (16:101:3) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir ayeti | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. | |||||
| 18 | İsrâ 12. Ayet (17:12:4) | اٰيَتَيْنِ | ايتين | âyeteyn(i) | iki ayet | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. | |||||
| 19 | İsrâ 12. Ayet (17:12:6) | اٰيَةَ | اية | âyete | ayetini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. | |||||
| 20 | İsrâ 12. Ayet (17:12:9) | اٰيَةَ | اية | âyete | ayetini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. | |||||
| 21 | Meryem 21. Ayet (19:21:9) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mu'cize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cebrail, “Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. | |||||
| 22 | Tâhâ 22. Ayet (20:22:10) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mu'cize olarak | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 22,23. “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın.”[356] | |||||
| 23 | Enbiyâ 91. Ayet (21:91:10) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. | |||||
| 24 | Mü'minûn 50. Ayet (23:50:5) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mu'cize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. | |||||
| 25 | Şu'arâ 4. Ayet (26:4:7) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mu'cize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar. | |||||
| 26 | Şu'arâ 128. Ayet (26:128:4) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir işaret (saraylar) | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” | |||||
| 27 | Şu'arâ 197. Ayet (26:197:4) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir delil | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? | |||||
| 28 | Neml 52. Ayet (27:52:9) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. | |||||
| 29 | Ankebut 15. Ayet (29:15:5) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. | |||||
| 30 | Ankebut 35. Ayet (29:35:4) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir işaret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. | |||||
| 31 | Ankebut 44. Ayet (29:44:9) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. | |||||
| 32 | Sebe' 9. Ayet (34:9:26) | لَاٰيَةً | لاية | le-âyeten | bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. | |||||
| 33 | Sâffât 14. Ayet (37:14:3) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mu'cize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. | |||||
| 34 | Fetih 20. Ayet (48:20:14) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü’minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin. | |||||
| 35 | Zâriyât 37. Ayet (51:37:3) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir ibret | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık. | |||||
| 36 | Kamer 2. Ayet (54:2:3) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir mu'cize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. | |||||
| 37 | Kamer 15. Ayet (54:15:3) | اٰيَةً | اية | âyeten | bir ibret olarak | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan? | |||||
| 38 | Nâzi'ât 20. Ayet (79:20:2) | الْاٰيَةَ | الاية | l-âyete | mu'cizeyi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken Mûsâ ona en büyük mucizeyi gösterdi. | |||||