| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mâide 82. Ayet (5:82:19) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | çünkü | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar. | |||||
| 2 | Enfal 53. Ayet (8:53:0) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | Hacc 6. Ayet (22:6:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir. | |||||
| 4 | Hacc 62. Ayet (22:62:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 5 | Lokman 30. Ayet (31:30:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 6 | Muhammed 3. Ayet (47:3:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 7 | Muhammed 11. Ayet (47:11:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ın inananların yardımcısı olması, inkâr edenlerin ise, hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. | |||||
| 8 | Zilzâl 5. Ayet (99:5:1) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:22) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. | |||||
| 10 | A'raf 136. Ayet (7:136:6) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. | |||||
| 11 | A'raf 146. Ayet (7:146:31) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. | |||||
| 12 | Enfal 13. Ayet (8:13:0) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. | |||||
| 13 | Enfal 65. Ayet (8:65:0) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. | |||||
| 14 | Tevbe 6. Ayet (9:6:0) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. | |||||
| 15 | Tevbe 80. Ayet (9:80:0) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez. | |||||
| 16 | Tevbe 120. Ayet (9:120:0) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. | |||||
| 17 | İsrâ 98. Ayet (17:98:3) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler. | |||||
| 18 | Muhammed 9. Ayet (47:9:2) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri, bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. | |||||
| 19 | Muhammed 26. Ayet (47:26:2) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, münafıkların, Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere, “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Allah, onların gizlice konuşmalarını bilir. | |||||
| 20 | Haşr 13. Ayet (59:13:9) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu, onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir. | |||||
| 21 | Haşr 14. Ayet (59:14:20) | بِاَنَّهُمْ | بانهم | bi-ennehum | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır. | |||||
| 22 | Muhammed 28. Ayet (47:28:2) | بِاَنَّهُمُ | بانهم | bi-ennehumu | çünkü onlar | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 23 | Câsiye 35. Ayet (45:35:2) | بِاَنَّكُمُ | بانكم | bi-ennekumu | çünkü siz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:32) | بِمَا | بما | bimâ | çünkü | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. | |||||
| 25 | En'am 131. Ayet (6:131:2) | اَنْ | ان | en | çünkü | أَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah’ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. | |||||
| 26 | Rum 10. Ayet (30:10:7) | اَنْ | ان | en | çünkü | أَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. | |||||
| 27 | Nisâ 135. Ayet (4:135:21) | فَاللّٰهُ | فالله | fa(A)llâhu | çünkü Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 28 | Mücadele 13. Ayet (58:13:8) | فَاِذْ | فاذ | fe-iż | çünkü | إِذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 29 | Âl-i İmran 89. Ayet (3:89:8) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 30 | En'am 145. Ayet (6:145:36) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200] | |||||
| 31 | Nûr 5. Ayet (24:5:8) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 32 | Zâriyât 55. Ayet (51:55:2) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. | |||||
| 33 | Zuhruf 27. Ayet (43:27:4) | فَاِنَّهُ | فانه | fe-innehu | çünkü O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.” | |||||
| 34 | Cin 27. Ayet (72:27:6) | فَاِنَّهُ | فانه | fe-innehu | çünkü O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür. | |||||
| 35 | Hicr 34. Ayet (15:34:4) | فَاِنَّكَ | فانك | fe-inneke | çünkü sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. | |||||
| 36 | Tûr 48. Ayet (52:48:4) | فَاِنَّكَ | فانك | fe-inneke | çünkü sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. | |||||
| 37 | Nisâ 94. Ayet (4:94:23) | فَعِنْدَ | فعند | fe-’inda | çünkü yanında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 38 | Nûr 15. Ayet (24:15:1) | اِذْ | اذ | iż | çünkü | إِذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 39 | Şu'arâ 98. Ayet (26:98:1) | اِذْ | اذ | iż | çünkü | إِذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.” | |||||
| 40 | Zuhruf 39. Ayet (43:39:4) | اِذْ | اذ | iż | çünkü | إِذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız” denir. | |||||
| 41 | Kehf 29. Ayet (18:29:11) | اِنَّٓا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328] | |||||
| 42 | Sâffât 32. Ayet (37:32:2) | اِنَّا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.” | |||||
| 43 | Duhân 3. Ayet (44:3:6) | اِنَّا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede[485] indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. | |||||
| 44 | Duhân 5. Ayet (44:5:4) | اِنَّا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 45 | Duhân 12. Ayet (44:12:5) | اِنَّا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler. | |||||
| 46 | Câsiye 29. Ayet (45:29:6) | اِنَّا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. | |||||
| 47 | İnsân 10. Ayet (76:10:1) | اِنَّا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız.” | |||||
| 48 | Nisâ 16. Ayet (4:16:10) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa, onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir. | |||||
| 49 | Nisâ 34. Ayet (4:34:36) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.[115] Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı[116] korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.[117] Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür. | |||||
| 50 | Nisâ 35. Ayet (4:35:18) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır. | |||||