"çünkü" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 211 sonuç bulundu.
100 - 150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
100 Enbiyâ 77. Ayet (21:77:7) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk.
101 Enbiyâ 86. Ayet (21:86:4) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.
102 Hacc 1. Ayet (22:1:6) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
103 Hacc 6. Ayet (22:6:2) بِاَنَّ بان bi-enne çünkü  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
104 Hacc 62. Ayet (22:62:2) بِاَنَّ بان bi-enne çünkü  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
105 Hacc 65. Ayet (22:65:23) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
106 Mü'minûn 51. Ayet (23:51:9) اِنّ۪ي اني innî çünkü ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim.
107 Mü'minûn 117. Ayet (23:117:15) اِنَّهُ انه innehu çünkü (o) إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.
108 Nûr 5. Ayet (24:5:8) فَاِنَّ فان fe-inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
109 Nûr 15. Ayet (24:15:1) اِذْ اذ iż çünkü إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
110 Nûr 45. Ayet (24:45:26) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
111 Şu'arâ 86. Ayet (26:86:3) اِنَّهُ انه innehu çünkü o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.”
112 Şu'arâ 98. Ayet (26:98:1) اِذْ اذ iż çünkü إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) “Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
113 Şu'arâ 212. Ayet (26:212:1) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
114 Şu'arâ 220. Ayet (26:220:1) اِنَّهُ انه innehu çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
115 Neml 10. Ayet (27:10:16) اِنّ۪ي اني innî çünkü ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
116 Neml 12. Ayet (27:12:16) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
117 Neml 43. Ayet (27:43:8) اِنَّهَا انها innehâ çünkü kendisi إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi.
118 Neml 56. Ayet (27:56:13) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)”
119 Neml 79. Ayet (27:79:4) اِنَّكَ انك inneke çünkü sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.
120 Kasas 4. Ayet (28:4:16) اِنَّهُ انه innehu çünkü o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
121 Kasas 16. Ayet (28:16:10) اِنَّهُ انه innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
122 Kasas 32. Ayet (28:32:22) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
123 Kasas 38. Ayet (28:38:26) وَاِنّ۪ي واني ve innî çünkü ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
124 Kasas 77. Ayet (28:77:22) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.”
125 Ankebut 20. Ayet (29:20:14) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”
126 Ankebut 31. Ayet (29:31:12) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde, “Biz, bu memleket halkını helâk edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler.
127 Rum 10. Ayet (30:10:7) اَنْ ان en çünkü  أَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
128 Lokman 13. Ayet (31:13:12) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”
129 Lokman 16. Ayet (31:16:22) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.”
130 Lokman 17. Ayet (31:17:14) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.”
131 Lokman 19. Ayet (31:19:7) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!”
132 Lokman 30. Ayet (31:30:2) بِاَنَّ بان bi-enne çünkü  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.
133 Ahzab 53. Ayet (33:53:28) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.
134 Ahzab 53. Ayet (33:53:65) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.
135 Sebe' 11. Ayet (34:11:9) اِنّ۪ي اني innî çünkü ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik.
136 Fâtır 30. Ayet (35:30:6) اِنَّهُ انه innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
137 Sâffât 24. Ayet (37:24:2) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 22,23,24. Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
138 Sâffât 32. Ayet (37:32:2) اِنَّا انا innâ çünkü biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.”
139 Sâffât 35. Ayet (37:35:1) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.
140 Sâffât 69. Ayet (37:69:1) اِنَّهُمْ انهم innehum çünkü onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
141 Sâffât 81. Ayet (37:81:1) اِنَّهُ انه innehu çünkü o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü o, bizim mü’min kullarımızdandı.
142 Sâffât 111. Ayet (37:111:1) اِنَّهُ انه innehu çünkü o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü o mü’min kullarımızdandı.
143 Sâffât 122. Ayet (37:122:1) اِنَّهُمَا انهما innehumâ çünkü ikisi de إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler.
144 Sâffât 132. Ayet (37:132:1) اِنَّهُ انه innehu çünkü o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.
145 Sâd 6. Ayet (38:6:9) اِنَّ ان inne çünkü إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
146 Sâd 17. Ayet (38:17:10) اِنَّهُٓ انه innehu çünkü o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
147 Sâd 35. Ayet (38:35:13) اِنَّكَ انك inneke çünkü sensin إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, “Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi.
148 Zümer 7. Ayet (39:7:28) اِنَّهُ انه innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
149 Zümer 53. Ayet (39:53:18) اِنَّهُ انه innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”