| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | Enbiyâ 77. Ayet (21:77:7) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk. | |||||
| 101 | Enbiyâ 86. Ayet (21:86:4) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. | |||||
| 102 | Hacc 1. Ayet (22:1:6) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. | |||||
| 103 | Hacc 6. Ayet (22:6:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir. | |||||
| 104 | Hacc 62. Ayet (22:62:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 105 | Hacc 65. Ayet (22:65:23) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 106 | Mü'minûn 51. Ayet (23:51:9) | اِنّ۪ي | اني | innî | çünkü ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. | |||||
| 107 | Mü'minûn 117. Ayet (23:117:15) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü (o) | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler. | |||||
| 108 | Nûr 5. Ayet (24:5:8) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 109 | Nûr 15. Ayet (24:15:1) | اِذْ | اذ | iż | çünkü | إِذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 110 | Nûr 45. Ayet (24:45:26) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 111 | Şu'arâ 86. Ayet (26:86:3) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.” | |||||
| 112 | Şu'arâ 98. Ayet (26:98:1) | اِذْ | اذ | iż | çünkü | إِذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.” | |||||
| 113 | Şu'arâ 212. Ayet (26:212:1) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. | |||||
| 114 | Şu'arâ 220. Ayet (26:220:1) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 115 | Neml 10. Ayet (27:10:16) | اِنّ۪ي | اني | innî | çünkü ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.” | |||||
| 116 | Neml 12. Ayet (27:12:16) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406] | |||||
| 117 | Neml 43. Ayet (27:43:8) | اِنَّهَا | انها | innehâ | çünkü kendisi | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. | |||||
| 118 | Neml 56. Ayet (27:56:13) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” | |||||
| 119 | Neml 79. Ayet (27:79:4) | اِنَّكَ | انك | inneke | çünkü sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun. | |||||
| 120 | Kasas 4. Ayet (28:4:16) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. | |||||
| 121 | Kasas 16. Ayet (28:16:10) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 122 | Kasas 32. Ayet (28:32:22) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.” | |||||
| 123 | Kasas 38. Ayet (28:38:26) | وَاِنّ۪ي | واني | ve innî | çünkü ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. | |||||
| 124 | Kasas 77. Ayet (28:77:22) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.” | |||||
| 125 | Ankebut 20. Ayet (29:20:14) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” | |||||
| 126 | Ankebut 31. Ayet (29:31:12) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde, “Biz, bu memleket halkını helâk edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. | |||||
| 127 | Rum 10. Ayet (30:10:7) | اَنْ | ان | en | çünkü | أَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. | |||||
| 128 | Lokman 13. Ayet (31:13:12) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” | |||||
| 129 | Lokman 16. Ayet (31:16:22) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” | |||||
| 130 | Lokman 17. Ayet (31:17:14) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” | |||||
| 131 | Lokman 19. Ayet (31:19:7) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” | |||||
| 132 | Lokman 30. Ayet (31:30:2) | بِاَنَّ | بان | bi-enne | çünkü | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 133 | Ahzab 53. Ayet (33:53:28) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 134 | Ahzab 53. Ayet (33:53:65) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 135 | Sebe' 11. Ayet (34:11:9) | اِنّ۪ي | اني | innî | çünkü ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. | |||||
| 136 | Fâtır 30. Ayet (35:30:6) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir. | |||||
| 137 | Sâffât 24. Ayet (37:24:2) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 22,23,24. Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. | |||||
| 138 | Sâffât 32. Ayet (37:32:2) | اِنَّا | انا | innâ | çünkü biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.” | |||||
| 139 | Sâffât 35. Ayet (37:35:1) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. | |||||
| 140 | Sâffât 69. Ayet (37:69:1) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. | |||||
| 141 | Sâffât 81. Ayet (37:81:1) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü o, bizim mü’min kullarımızdandı. | |||||
| 142 | Sâffât 111. Ayet (37:111:1) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü o mü’min kullarımızdandı. | |||||
| 143 | Sâffât 122. Ayet (37:122:1) | اِنَّهُمَا | انهما | innehumâ | çünkü ikisi de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. | |||||
| 144 | Sâffât 132. Ayet (37:132:1) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. | |||||
| 145 | Sâd 6. Ayet (38:6:9) | اِنَّ | ان | inne | çünkü | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar. | |||||
| 146 | Sâd 17. Ayet (38:17:10) | اِنَّهُٓ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi. | |||||
| 147 | Sâd 35. Ayet (38:35:13) | اِنَّكَ | انك | inneke | çünkü sensin | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, “Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi. | |||||
| 148 | Zümer 7. Ayet (39:7:28) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. | |||||
| 149 | Zümer 53. Ayet (39:53:18) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||