"çok" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 307 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Hicr 50. Ayet (15:50:5) الْاَل۪يمُ الاليم l-elîm(u) çok acı أ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 49,50. Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
2 Kehf 71. Ayet (18:71:15) اِمْرًا امرا imrâ(n) çok tehlikeli أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
3 Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:23) لِلْا۪يمَانِۚ للايمان lil-îmân(i) imandan (çok) أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
4 Sâd 17. Ayet (38:17:11) اَوَّابٌ اواب evvâb(un) (bize) çok başvururdu أ و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
5 İsrâ 5. Ayet (17:5:9) اُو۬ل۪ي اولي ulî çok güçlü أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi.
6 Tevbe 114. Ayet (9:114:0) لَاَوَّاهٌ لاواه le-evvâhun çok içli idi أ و ه
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim’in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi.[263] Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.
7 Hûd 75. Ayet (11:75:4) اَوَّاهٌ اواه evvâhun çok içli idi أ و ه
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi.
8 En'am 99. Ayet (6:99:42) لَاٰيَاتٍ لايات le-âyâtin çok ibret vardır أ ي ي
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.
9 İsrâ 5. Ayet (17:5:10) بَأْسٍ بأس be/sin çok güçlü ب أ س
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi.
10 Neml 22. Ayet (27:22:3) بَع۪يدٍ بعيد ba’îdin çok geçmeden ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”
11 Bakara 37. Ayet (2:37:10) التَّوَّابُ التواب ttevvâbu tevbeyi çok kabul edendir ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.
12 Bakara 54. Ayet (2:54:26) التَّوَّابُ التواب ttevvâbu tevbeyi çok kabul edendir ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
13 Bakara 160. Ayet (2:160:10) التَّوَّابُ التواب ttevvâbu tevbeyi çok kabul edenim ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.
14 Nisâ 16. Ayet (4:16:13) تَوَّابًا توابا tevvâben tevbeleri çok kabul edendir ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa, onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
15 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) التَّوَّابُ التواب ttevvâbu tevbeyi çok kabul edendir ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
16 Tevbe 118. Ayet (9:118:0) التَّوَّابُ التواب ttevvâbu tevbeyi çok kabul eden ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti.[264] Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.
17 Nûr 10. Ayet (24:10:8) تَوَّابٌ تواب tevvâbun tevbeleri çok kabul edendir ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
18 Hucurât 12. Ayet (49:12:31) تَوَّابٌ تواب tevvâbun tevbeyi çok kabul edendir ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
19 Hûd 67. Ayet (11:67:8) جَاثِم۪ينَۙ جاثمين câśimîn(e) dizüstü çöküp ج ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
20 Hûd 94. Ayet (11:94:18) جَاثِم۪ينَۙ جاثمين câśimîn(e) diz çökmüş olarak ج ث م
Diyanet İşleri (Yeni) (Azap) emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
21 Ankebut 37. Ayet (29:37:7) جَاثِم۪ينَۘ جاثمين câśimîn(e) diz üstü çöküp ج ث م
Diyanet İşleri (Yeni) Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
22 Meryem 68. Ayet (19:68:8) جِثِيًّاۚ جثيا ciśiyyâ(n) diz çökmüş vaziyette ج ث و
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.
23 Meryem 72. Ayet (19:72:8) جِثِيًّا جثيا ciśiyyâ(n) diz üstü çökmüş olarak ج ث و
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız.
24 En'am 125. Ayet (6:125:22) يَجْعَلُ يجعل yec’alu çökertir ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.
25 Fecr 20. Ayet (89:20:4) جَمًّاۜ جما cemmâ(n) pek çok ج م م
Diyanet İşleri (Yeni) Malı da pek çok seviyorsunuz.
26 Ahzab 72. Ayet (33:72:18) جَهُولًاۙ جهولا cehûlâ(n) çok cahildir ج ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.[443]
27 Meryem 47. Ayet (19:47:10) حَفِيًّا حفيا hafiyyâ(n) çok lutufkardır ح ف و
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.”
28 Hûd 75. Ayet (11:75:3) لَحَل۪يمٌ لحليم le-halîmun çok yumuşak huylu idi ح ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi.
29 Hacc 24. Ayet (22:24:9) الْحَم۪يدِ الحميد l-hamîd(i) çok övülen(Allah)ın ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.
30 Fussilet 42. Ayet (41:42:13) حَم۪يدٍ حميد hamîd(in) çok övülenden ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir.
31 Nahl 26. Ayet (16:26:11) فَخَرَّ فخر fe-ḣarra çökmüştü خ ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
32 Kehf 103. Ayet (18:103:4) بِالْاَخْسَر۪ينَ بالاخسرين bil-aḣserîne en çok ziyana uğrayanları خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) 103,104. (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?”
33 Hacc 45. Ayet (22:45:8) خَاوِيَةٌ خاوية ḣâviyetun çökmüştür خ و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Halkı zulmetmekteyken helâk ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!
34 Neml 52. Ayet (27:52:3) خَاوِيَةً خاوية ḣâviyeten çökmüş ıssız kalmış خ و ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
35 Kamer 46. Ayet (54:46:5) اَدْهٰى ادهى edhâ cidden çok fecidir د ه ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
36 Bakara 207. Ayet (2:207:10) رَؤُ۫فٌ رؤف raûfun çok şefkatlidir ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
37 Tevbe 117. Ayet (9:117:0) رَؤُ۫فٌ رؤف raûfun çok şefkatli ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
38 Nahl 7. Ayet (16:7:13) لَرَؤُ۫فٌ لرؤف le-raûfun çok şefkatlidir ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
39 Nahl 47. Ayet (16:47:7) لَرَؤُ۫فٌ لرؤف le-raûfun çok şefkatlidir ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
40 Hacc 65. Ayet (22:65:26) لَرَؤُ۫فٌ لرؤف leraûfun çok şefkatlidir ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
41 Nûr 20. Ayet (24:20:8) رَؤُ۫فٌ رؤف raûfun çok şefkatlidir ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
42 Hadîd 9. Ayet (57:9:16) لَرَؤُ۫فٌ لرؤف le-raûfun çok şefkatlidir ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
43 Haşr 10. Ayet (59:10:22) رَؤُ۫فٌ رؤف raûfun çok şefkatli ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”[534]
44 Nahl 92. Ayet (16:92:18) اَرْبٰى اربى erbâ daha çok ر ب و
Diyanet İşleri (Yeni) Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
45 Câsiye 11. Ayet (45:11:10) رِجْزٍ رجز riczin çok çetin ر ج ز
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.
46 Bakara 37. Ayet (2:37:11) الرَّح۪يمُ الرحيم rrahîm(u) çok esirgeyendir ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.
47 Bakara 128. Ayet (2:128:17) الرَّح۪يمُ الرحيم rrahîm(u) çok merhametli olan ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”
48 Bakara 160. Ayet (2:160:11) الرَّح۪يمُ الرحيم rrahîm(u) çok esirgeyenim ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.
49 Bakara 173. Ayet (2:173:25) رَح۪يمٌ رحيم rahîm(un) çok esirgeyendir ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46]
50 Bakara 218. Ayet (2:218:16) رَح۪يمٌ رحيم rahîm(un) çok merhamet edendir ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.