"ölçü" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 43 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 189. Ayet (2:189:6) مَوَاق۪يتُ مواقيت mevâkîtu vakit ölçüleridir و ق ت
Diyanet İşleri (Yeni) Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54]
2 Nisâ 36. Ayet (4:36:21) السَّب۪يلِۙ السبيل ssebîli yolcuya س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
3 Nisâ 43. Ayet (4:43:26) سَفَرٍ سفر seferin yolculuk س ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
4 Mâide 96. Ayet (5:96:8) وَلِلسَّيَّارَةِۚ وللسيارة ve lisseyyâra(ti) ve yolculara س ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helâl kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.
5 Mâide 106. Ayet (5:106:23) ضَرَبْتُمْ ضربتم darabtum yolculuk ederken ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.
6 En'am 96. Ayet (6:96:8) حُسْبَانًاۜ حسبانا husbânâ(en) hesap (ölçüsü) yapmıştır ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir).
7 En'am 152. Ayet (6:152:13) الْكَيْلَ الكيل l-keyle ölçü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
8 A'raf 85. Ayet (7:85:21) الْكَيْلَ الكيل l-keyle ölçüyü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.”
9 Enfal 41. Ayet (8:41:0) السَّب۪يلِۙ السبيل ssebîli yolcu(lar)a س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
10 Tevbe 42. Ayet (9:42:0) وَسَفَرًا وسفرا ve seferan ve bir yolculuk س ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
11 Tevbe 60. Ayet (9:60:0) وَابْنِ وابن vebni ve oğluna (yolcuya) ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12 Tevbe 60. Ayet (9:60:0) السَّب۪يلِۜ السبيل ssebîl(i) yol (yolcuya) س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
13 Hûd 84. Ayet (11:84:17) الْمِكْيَالَ المكيال l-mikyâle ölçüyü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”
14 Hûd 85. Ayet (11:85:4) الْمِكْيَالَ المكيال l-mikyâle ölçüyü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
15 Yusuf 59. Ayet (12:59:14) الْكَيْلَ الكيل l-keyle ölçüyü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.”
16 Yusuf 63. Ayet (12:63:10) الْكَيْلُ الكيل l-keylu ölçü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz” dediler.
17 Yusuf 65. Ayet (12:65:25) كَيْلٌ كيل keylun bir ölçüdür ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler.
18 Yusuf 88. Ayet (12:88:16) الْكَيْلَ الكيل l-keyle ölçüyü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde, “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.
19 Ra'd 8. Ayet (13:8:15) بِمِقْدَارٍ بمقدار bi-mikdâr(in) bir ölçü iledir ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir.
20 Ra'd 17. Ayet (13:17:7) بِقَدَرِهَا بقدرها bi-kaderihâ kendi ölçüsünce ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.
21 Hicr 19. Ayet (15:19:11) مَوْزُونٍ موزون mevzûn(in) ölçülü mütenasib و ز ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
22 İsrâ 26. Ayet (17:26:7) السَّب۪يلِ السبيل ssebîli ve yolcuya س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
23 İsrâ 35. Ayet (17:35:2) الْكَيْلَ الكيل l-keyle ölçüyü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.
24 Kehf 62. Ayet (18:62:10) سَفَرِنَا سفرنا seferinâ yolculuğumuzdan س ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
25 Mü'minûn 18. Ayet (23:18:5) بِقَدَرٍ بقدر bi-kaderin belli ölçüde ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
26 Furkan 2. Ayet (25:2:19) تَقْد۪يرًا تقديرا takdîrâ(n) ölçü biçim ve düzen ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
27 Şu'arâ 181. Ayet (26:181:2) الْكَيْلَ الكيل l-keyle ölçüyü ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.”
28 Rum 38. Ayet (30:38:7) السَّب۪يلِۜ السبيل ssebîl(i) yolcuya س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
29 Sebe' 11. Ayet (34:11:4) وَقَدِّرْ وقدر ve kaddir ölçülü yap ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik.
30 Şûrâ 17. Ayet (42:17:6) وَالْم۪يزَانَۜ والميزان vel-mîzân(e) ve ölçüyü و ز ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, hak olarak Kitab’ı ve mizanı[481] indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.
31 Şûrâ 27. Ayet (42:27:11) بِقَدَرٍ بقدر bi-kaderin ölçüde ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
32 Zuhruf 11. Ayet (43:11:6) بِقَدَرٍۚ بقدر bi-kaderin bir ölçü ile ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.
33 Hadîd 25. Ayet (57:25:8) وَالْم۪يزَانَ والميزان vel-mîzâne ve ölçüyü و ز ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resûllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
34 Haşr 7. Ayet (59:7:15) وَابْنِ وابن vebni ve yolcuya ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.
35 Haşr 7. Ayet (59:7:16) السَّب۪يلِۙ السبيل ssebîli ve yolcuya س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.
36 Talak 3. Ayet (65:3:21) قَدْرًا قدرا kadrâ(n) bir ölçü ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.
37 Talak 6. Ayet (65:6:6) وُجْدِكُمْ وجدكم vucdikum gücünüz ölçüsünde و ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.
38 İnsân 16. Ayet (76:16:5) تَقْد۪يرًا تقديرا takdîrâ(n) istedikleri ölçüde ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir.[570]
39 İnfitâr 7. Ayet (82:7:4) فَعَدَلَكَۙ فعدلك fe-’adelek(e) sana ölçülü bir biçim verdi ع د ل
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8. Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
40 Mutaffifîn 1. Ayet (83:1:2) لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ للمطففين lil-mutaffifîn(e) ölçü ve tartıda hile yapanların ط ف ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline!
41 Mutaffifîn 2. Ayet (83:2:3) اكْتَالُوا اكتالوا -ktâlû bir şey ölçüp aldıkları ك ي ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
42 Mutaffifîn 2. Ayet (83:2:6) يَسْتَوْفُونَۘ يستوفون yestevfûn(e) ölçüyü tam yaparlar و ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
43 Kureyş 2. Ayet (106:2:2) رِحْلَةَ رحلة rihlete yolculuğuna ر ح ل
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4. Kureyş’i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen’e) ve yazın (Şam’a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsin.