| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 228. Ayet (2:228:33) | عَلَيْهِنَّ | عليهن | ‘aleyhinne | (erkeklerin) kendileri üzerindeki | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:6) | عَلٰى | على | ‘alâ | (şu) üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 3 | Kehf 8. Ayet (18:8:4) | عَلَيْهَا | عليها | ‘aleyhâ | (yerin) üzerindeki | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak hâline getireceğiz. | |||||
| 4 | Hicr 76. Ayet (15:76:2) | لَبِسَب۪يلٍ | لبسبيل | le-bisebîlin | bir yol üzerinde | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. | |||||
| 5 | Mücadele 9. Ayet (58:9:9) | بِالْاِثْمِ | بالاثم | bil-iśmi | günah üzerinde | أ ث م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 6 | Yâsîn 5. Ayet (36:5:1) | تَنْز۪يلَ | تنزيل | tenzîle | indirdiği (üzerindesin) | ن ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 5,6. Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. | |||||
| 7 | Mücadele 9. Ayet (58:9:14) | بِالْبِرِّ | بالبر | bil-birri | iyilik üzerinde | ب ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 8 | Bakara 228. Ayet (2:228:36) | عَلَيْهِنَّ | عليهن | ‘aleyhinne | onlar (kadınlar) üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 9 | Tevbe 60. Ayet (9:60:0) | عَلَيْهَا | عليها | ‘aleyhâ | onlar üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 10 | Sebe' 21. Ayet (34:21:4) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onlar üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. | |||||
| 11 | A'raf 157. Ayet (7:157:0) | عَلَيْهِمْۜ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 12 | İsrâ 65. Ayet (17:65:5) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!” | |||||
| 13 | Ahzab 49. Ayet (33:49:16) | عَلَيْهِنَّ | عليهن | ‘aleyhinne | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a[440] verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. | |||||
| 14 | Zümer 41. Ayet (39:41:17) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin. | |||||
| 15 | Şûrâ 6. Ayet (42:6:11) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin. | |||||
| 16 | Vâkı'a 16. Ayet (56:16:2) | عَلَيْهَا | عليها | ‘aleyhâ | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. | |||||
| 17 | Gâşiye 22. Ayet (88:22:2) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin. | |||||
| 18 | Kasas 45. Ayet (28:45:5) | عَلَيْهِمُ | عليهم | ‘aleyhimu | onların üzerinden | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. | |||||
| 19 | Meryem 40. Ayet (19:40:6) | عَلَيْهَا | عليها | ‘aleyhâ | onun üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler. | |||||
| 20 | İnşirâh 2. Ayet (94:2:2) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senin üzerinden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? | |||||
| 21 | Bakara 265. Ayet (2:265:13) | بِرَبْوَةٍ | بربوة | bi-rabvetin | tepe üzerinde bulunan | ر ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 22 | Bakara 113. Ayet (2:113:5) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir. | |||||
| 23 | Bakara 113. Ayet (2:113:11) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir. | |||||
| 24 | Bakara 142. Ayet (2:142:11) | عَلَيْهَاۜ | عليها | ‘aleyhâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.” | |||||
| 25 | Bakara 143. Ayet (2:143:18) | عَلَيْهَٓا | عليها | ‘aleyhâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 26 | Bakara 143. Ayet (2:143:26) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 27 | Bakara 170. Ayet (2:170:13) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?[45] | |||||
| 28 | Bakara 282. Ayet (2:282:27) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80] | |||||
| 29 | Âl-i İmran 97. Ayet (3:97:11) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim[97] vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.) | |||||
| 30 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:15) | عَلٰٓى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 31 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:19) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 32 | Nisâ 34. Ayet (4:34:3) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.[115] Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı[116] korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.[117] Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür. | |||||
| 33 | Nisâ 43. Ayet (4:43:25) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 34 | Mâide 2. Ayet (5:2:40) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. | |||||
| 35 | Mâide 2. Ayet (5:2:45) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. | |||||
| 36 | Mâide 6. Ayet (5:6:27) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 37 | Mâide 68. Ayet (5:68:6) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. | |||||
| 38 | Mâide 104. Ayet (5:104:15) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? | |||||
| 39 | En'am 35. Ayet (6:35:23) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma. | |||||
| 40 | En'am 71. Ayet (6:71:12) | عَلٰٓى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları hâlde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu.” | |||||
| 41 | Yunus 78. Ayet (10:78:0) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.” | |||||
| 42 | Hûd 7. Ayet (11:7:11) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. | |||||
| 43 | Ra'd 33. Ayet (13:33:4) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 44 | Hicr 42. Ayet (15:42:5) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 41,42. Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi. | |||||
| 45 | Hicr 47. Ayet (15:47:8) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. | |||||
| 46 | Nahl 47. Ayet (16:47:3) | عَلٰى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. | |||||
| 47 | Nahl 99. Ayet (16:99:5) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur. | |||||
| 48 | Nahl 100. Ayet (16:100:3) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. | |||||
| 49 | Nahl 124. Ayet (16:124:4) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 50 | Kasas 38. Ayet (28:38:16) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. | |||||