| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 2. Ayet (2:2:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte o | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. | |||||
| 2 | Bakara 61. Ayet (2:61:46) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 3 | Bakara 61. Ayet (2:61:56) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 4 | Bakara 176. Ayet (2:176:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (azab) da, Allah’ın, Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 58. Ayet (3:58:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 186. Ayet (3:186:21) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bunlar | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. | |||||
| 7 | Mâide 32. Ayet (5:32:3) | ذٰلِكَۚۛ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. | |||||
| 8 | Mâide 58. Ayet (5:58:8) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. | |||||
| 9 | Mâide 89. Ayet (5:89:32) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 10 | Mâide 119. Ayet (5:119:22) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 11 | En'am 88. Ayet (6:88:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | İşte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti. | |||||
| 12 | A'raf 26. Ayet (7:26:15) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu(nlar) | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). | |||||
| 13 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 14 | Enfal 51. Ayet (8:51:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir. | |||||
| 15 | Tevbe 36. Ayet (9:36:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. | |||||
| 16 | Tevbe 63. Ayet (9:63:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir. | |||||
| 17 | Tevbe 72. Ayet (9:72:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 18 | Tevbe 89. Ayet (9:89:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 19 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 20 | Yunus 64. Ayet (10:64:0) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 21 | Hûd 65. Ayet (11:65:8) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helâk olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.” | |||||
| 22 | Hûd 100. Ayet (11:100:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de. | |||||
| 23 | Hûd 103. Ayet (11:103:9) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte O | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278] | |||||
| 24 | Yusuf 40. Ayet (12:40:25) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 25 | İbrahim 18. Ayet (14:18:19) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır. | |||||
| 26 | İsrâ 98. Ayet (17:98:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler. | |||||
| 27 | Kehf 64. Ayet (18:64:2) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler. | |||||
| 28 | Kehf 82. Ayet (18:82:29) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” | |||||
| 29 | Kehf 106. Ayet (18:106:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle. İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. | |||||
| 30 | Meryem 34. Ayet (19:34:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.[344] | |||||
| 31 | Hacc 10. Ayet (22:10:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ona), “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir.) | |||||
| 32 | Hacc 11. Ayet (22:11:22) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. | |||||
| 33 | Hacc 12. Ayet (22:12:11) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. | |||||
| 34 | Hacc 30. Ayet (22:30:1) | ذٰلِكَۗ | ذلك | żâlike | işte öyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında[376] bütün hayvanlar size helâl kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının. | |||||
| 35 | Hacc 32. Ayet (22:32:1) | ذٰلِكَۗ | ذلك | żâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. | |||||
| 36 | Hacc 60. Ayet (22:60:1) | ذٰلِكَۚ | ذلك | żâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır. | |||||
| 37 | Hacc 61. Ayet (22:61:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. | |||||
| 38 | Hacc 62. Ayet (22:62:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 39 | Rum 30. Ayet (30:30:15) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte odur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata[425] sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.[426] İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 40 | Secde 6. Ayet (32:6:1) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte O'dur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Allah, gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. | |||||
| 41 | Fâtır 32. Ayet (35:32:18) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 42 | Zümer 15. Ayet (39:15:16) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.” | |||||
| 43 | Zümer 16. Ayet (39:16:10) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 44 | Zümer 23. Ayet (39:23:21) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. | |||||
| 45 | Zümer 34. Ayet (39:34:6) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır. | |||||
| 46 | Fussilet 12. Ayet (41:12:16) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. | |||||
| 47 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:21) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 48 | Duhân 57. Ayet (44:57:4) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte budur | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 49 | Câsiye 30. Ayet (45:30:10) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. | |||||
| 50 | Muhammed 4. Ayet (47:4:21) | ذٰلِكَۜۛ | ذلك | żâlike | işte | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||