| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Yusuf 16. Ayet (12:16:3) | عِشَٓاءً | عشاء | ‘işâen | akşamleyin | ع ش و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. | |||||
| 2 | Kasas 66. Ayet (28:66:7) | يَتَسَٓاءَلُونَ | يتساءلون | yetesâelûn(e) | birbirlerine de soramazlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar. | |||||
| 3 | Nebe' 1. Ayet (78:1:2) | يَتَسَٓاءَلُونَۚ | يتساءلون | yetesâelûn(e) | birbirlerine soruyorlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birbirlerine neyi soruyorlar? | |||||
| 4 | Şu'arâ 173. Ayet (26:173:4) | فَسَٓاءَ | فساء | fesâe | çok kötü oldu | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi![400] | |||||
| 5 | Zümer 68. Ayet (39:68:13) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. | |||||
| 6 | Abese 22. Ayet (80:22:3) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, dilediği vakit onu diriltir. | |||||
| 7 | A'lâ 7. Ayet (87:7:3) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de. | |||||
| 8 | En'am 80. Ayet (6:80:16) | يَشَٓاءَ | يشاء | yeşâe | dilediği olur | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 9 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilediğinden | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 10 | Yunus 49. Ayet (10:49:0) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilediğinden | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”[269] | |||||
| 11 | Hûd 107. Ayet (11:107:9) | شَٓاءَ | شاء | şâe | diledikleri | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. | |||||
| 12 | Hûd 108. Ayet (11:108:14) | شَٓاءَ | شاء | şâe | diledikleri | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. | |||||
| 13 | Neml 87. Ayet (27:87:14) | شَٓاءَ | شاء | şâe | diledikleri | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. | |||||
| 14 | İnfitâr 8. Ayet (82:8:5) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilediyse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8. Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı? | |||||
| 15 | Yusuf 99. Ayet (12:99:12) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileğiyle | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde; Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. | |||||
| 16 | En'am 111. Ayet (6:111:18) | يَشَٓاءَ | يشاء | yeşâe | dilemesi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 17 | En'am 128. Ayet (6:128:31) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilemesi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 18 | A'raf 89. Ayet (7:89:23) | يَشَٓاءَ | يشاء | yeşâe | dilemesi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 19 | Yusuf 76. Ayet (12:76:23) | يَشَٓاءَ | يشاء | yeşâe | dilemesi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. | |||||
| 20 | Bakara 70. Ayet (2:70:15) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. | |||||
| 21 | En'am 41. Ayet (6:41:9) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.” | |||||
| 22 | Hûd 33. Ayet (11:33:7) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.” | |||||
| 23 | Kehf 39. Ayet (18:39:7) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak hâline geliverir.” | |||||
| 24 | Kehf 69. Ayet (18:69:4) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. | |||||
| 25 | Furkan 10. Ayet (25:10:4) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 26 | Ahzab 24. Ayet (33:24:8) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 27 | Sâffât 102. Ayet (37:102:25) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. | |||||
| 28 | Fetih 27. Ayet (48:27:11) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.[498] | |||||
| 29 | Kasas 27. Ayet (28:27:26) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse (İnşallah) | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, “Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. | |||||
| 30 | Bakara 20. Ayet (2:20:15) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 31 | Bakara 220. Ayet (2:220:20) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 32 | Bakara 253. Ayet (2:253:23) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 33 | Bakara 253. Ayet (2:253:44) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 34 | Nisâ 90. Ayet (4:90:19) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. | |||||
| 35 | En'am 35. Ayet (6:35:20) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma. | |||||
| 36 | En'am 112. Ayet (6:112:17) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 37 | En'am 137. Ayet (6:137:14) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. | |||||
| 38 | En'am 149. Ayet (6:149:6) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.”[202] | |||||
| 39 | Yunus 16. Ayet (10:16:0) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?” | |||||
| 40 | Yunus 99. Ayet (10:99:0) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? | |||||
| 41 | Hûd 118. Ayet (11:118:2) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280] | |||||
| 42 | Nahl 9. Ayet (16:9:8) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır.[302] Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi. | |||||
| 43 | Nahl 35. Ayet (16:35:5) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 44 | Nahl 93. Ayet (16:93:2) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 45 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:17) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 46 | Furkan 45. Ayet (25:45:9) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. | |||||
| 47 | Fussilet 14. Ayet (41:14:15) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından[477] gelmiş, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler, onlar da, “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz” demişlerdi. | |||||
| 48 | Şûrâ 8. Ayet (42:8:2) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. | |||||
| 49 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:3) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 50 | Kehf 29. Ayet (18:29:6) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileyen | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328] | |||||