| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 300 | Lokman 23. Ayet (31:23:9) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim inkâr ederse, onun inkârı seni üzmesin. Onların dönüşleri ancak bizedir. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 301 | Secde 16. Ayet (32:16:9) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. | |||||
| 302 | Secde 17. Ayet (32:17:11) | بِمَا | بما | bimâ | şeylere | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. | |||||
| 303 | Secde 25. Ayet (32:25:8) | ف۪يمَا | فيما | fîmâ | şeylerde | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. | |||||
| 304 | Ahzab 2. Ayet (33:2:10) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 305 | Ahzab 9. Ayet (33:9:20) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.[437] | |||||
| 306 | Ahzab 58. Ayet (33:58:6) | مَا | ما | mâ | bir şeyle | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. | |||||
| 307 | Sebe' 22. Ayet (34:22:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | şeyleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilâh olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. | |||||
| 308 | Sebe' 33. Ayet (34:33:32) | مَا | ما | mâ | şeylerden | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 309 | Sebe' 54. Ayet (34:54:4) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. | |||||
| 310 | Fâtır 8. Ayet (35:8:24) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. | |||||
| 311 | Fâtır 10. Ayet (35:10:17) | السَّيِّـَٔاتِ | السيـات | sseyyiâti | kötü şeyleri | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar. | |||||
| 312 | Yâsîn 12. Ayet (36:12:6) | مَا | ما | mâ | şeyleri (işleri) | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. | |||||
| 313 | Yâsîn 36. Ayet (36:36:11) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | ve nice şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. | |||||
| 314 | Yâsîn 42. Ayet (36:42:5) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. | |||||
| 315 | Yâsîn 71. Ayet (36:71:6) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. | |||||
| 316 | Sâffât 39. Ayet (37:39:4) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. | |||||
| 317 | Sâffât 95. Ayet (37:95:3) | مَا | ما | mâ | şeylere | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” | |||||
| 318 | Sâffât 96. Ayet (37:96:3) | وَمَا | وما | ve mâ | ve (bu şeyleri) | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır.” | |||||
| 319 | Sâd 17. Ayet (38:17:3) | مَا | ما | mâ | şeylere | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi. | |||||
| 320 | Zümer 7. Ayet (39:7:25) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. | |||||
| 321 | Zümer 24. Ayet (39:24:11) | مَا | ما | mâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir. | |||||
| 322 | Zümer 38. Ayet (39:38:11) | مَا | ما | mâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” | |||||
| 323 | Zümer 46. Ayet (39:46:13) | ف۪يمَا | فيما | fî-mâ | şeylerde | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.” | |||||
| 324 | Zümer 47. Ayet (39:47:22) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. | |||||
| 325 | Zümer 50. Ayet (39:50:9) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. | |||||
| 326 | Mü'min 5. Ayet (40:5:14) | بِالْبَاطِلِ | بالباطل | bil-bâtili | boş şeyler ileri sürerek | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)! | |||||
| 327 | Mü'min 34. Ayet (40:34:11) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeyler hakkında | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. | |||||
| 328 | Mü'min 42. Ayet (40:42:6) | مَا | ما | mâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum.” | |||||
| 329 | Mü'min 73. Ayet (40:73:5) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır. | |||||
| 330 | Mü'min 77. Ayet (40:77:9) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | şeylerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 331 | Mü'min 82. Ayet (40:82:23) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 332 | Mü'min 84. Ayet (40:84:9) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. | |||||
| 333 | Fussilet 40. Ayet (41:40:24) | بِمَا | بما | bimâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. | |||||
| 334 | Fussilet 48. Ayet (41:48:3) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. | |||||
| 335 | Fussilet 50. Ayet (41:50:23) | لَلْحُسْنٰىۚ | للحسنى | lel-husnâ | daha güzel şeyler | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 336 | Şûrâ 36. Ayet (42:36:4) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyler | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 337 | Şûrâ 38. Ayet (42:38:9) | وَمِمَّا | ومما | ve mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 338 | Zuhruf 26. Ayet (43:26:8) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım.” | |||||
| 339 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:24) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 340 | Zuhruf 63. Ayet (43:63:12) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | şeylerden | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||
| 341 | Zuhruf 86. Ayet (43:86:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | şeyler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. | |||||
| 342 | Duhân 25. Ayet (44:25:1) | كَمْ | كم | kem | nice şeyler | كَمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar. | |||||
| 343 | Câsiye 10. Ayet (45:10:9) | شَيْـًٔا | شيـا | şey-en | şeyler | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. | |||||
| 344 | Câsiye 10. Ayet (45:10:11) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. | |||||
| 345 | Câsiye 13. Ayet (45:13:3) | مَا | ما | mâ | bulunan şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 346 | Câsiye 13. Ayet (45:13:6) | وَمَا | وما | ve mâ | ve bulunan şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 347 | Câsiye 17. Ayet (45:17:21) | ف۪يمَا | فيما | fîmâ | şeylerde | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 348 | Câsiye 28. Ayet (45:28:12) | مَا | ما | mâ | şeylerle | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.” | |||||
| 349 | Câsiye 29. Ayet (45:29:9) | مَا | ما | mâ | şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. | |||||