| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | İsrâ 56. Ayet (17:56:4) | زَعَمْتُمْ | زعمتم | ze’amtum | (tanrı olduğunu) sandığınız şeylere | ز ع م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.” | |||||
| 2 | Tûr 12. Ayet (52:12:4) | خَوْضٍ | خوض | ḣavdin | batıl şeyler | خ و ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline! | |||||
| 3 | Mü'min 5. Ayet (40:5:14) | بِالْبَاطِلِ | بالباطل | bil-bâtili | boş şeyler ileri sürerek | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)! | |||||
| 4 | Mü'minûn 3. Ayet (23:3:4) | اللَّغْوِ | اللغو | llaġvi | boş şeyler- | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. | |||||
| 5 | Müddessir 45. Ayet (74:45:4) | الْخَٓائِض۪ينَۙ | الخائضين | l-ḣâidîn(e) | boş şeylere dalanlar | خ و ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.” | |||||
| 6 | Câsiye 13. Ayet (45:13:3) | مَا | ما | mâ | bulunan şeyleri | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 7 | A'raf 157. Ayet (7:157:0) | الْخَبَٓائِثَ | الخبائث | l-ḣabâ-ise | çirkin şeyleri | خ ب ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 8 | Bakara 268. Ayet (2:268:5) | بِالْفَحْشَٓاءِۚ | بالفحشاء | bil-fahşâ(i) | çirkin şeyleri yapmayı | ف ح ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan sizi fakirlikle korkutur[76] ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 9 | Fussilet 50. Ayet (41:50:23) | لَلْحُسْنٰىۚ | للحسنى | lel-husnâ | daha güzel şeyler | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 10 | Ankebut 29. Ayet (29:29:9) | الْمُنْكَرَۜ | المنكر | l-munker(a) | edepsizce şeyler | ن ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı, “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. | |||||
| 11 | Mü'minûn 51. Ayet (23:51:6) | الطَّيِّبَاتِ | الطيبات | -ttayyibâti | güzel şeyler- | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. | |||||
| 12 | A'raf 157. Ayet (7:157:0) | الطَّيِّبَاتِ | الطيبات | ttayyibâti | güzel şeyleri | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 13 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | الطَّيِّبَاتِ | الطيبات | ttayyibâti | güzel şeylerle | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 14 | Mâide 87. Ayet (5:87:7) | طَيِّبَاتِ | طيبات | tayyibâti | güzel ve temiz şeyleri | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez. | |||||
| 15 | İsrâ 38. Ayet (17:38:7) | مَكْرُوهًا | مكروها | mekrûhâ(n) | hoş görülmeyen şeylerdir | ك ر ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. | |||||
| 16 | Ankebut 45. Ayet (29:45:13) | الْفَحْشَٓاءِ | الفحشاء | l-fahşâ-i | iğrenç şeyler- | ف ح ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 57. Ayet (3:57:5) | الصَّالِحَاتِ | الصالحات | ssâlihâti | iyi şeyler | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez.” | |||||
| 18 | Mâide 4. Ayet (5:4:8) | الطَّيِّبَاتُۙ | الطيبات | ttayyibâtu | iyi ve temiz şeyler | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 19 | Mâide 5. Ayet (5:5:4) | الطَّيِّبَاتُۜ | الطيبات | ttayyibât(u) | iyi ve temiz şeyler | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.[145] Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır. | |||||
| 20 | Bakara 267. Ayet (2:267:17) | الْخَب۪يثَ | الخبيث | l-ḣabîśe | kötü şeyleri | خ ب ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 21 | Fâtır 10. Ayet (35:10:17) | السَّيِّـَٔاتِ | السيـات | sseyyiâti | kötü şeyleri | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar. | |||||
| 22 | Duhân 25. Ayet (44:25:1) | كَمْ | كم | kem | nice şeyler | كَمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar. | |||||
| 23 | Muhammed 28. Ayet (47:28:8) | رِضْوَانَهُ | رضوانه | ridvânehu | O'nu razı edecek şeylerden | ر ض و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 24 | Cin 4. Ayet (72:4:7) | شَطَطًاۙ | شططا | şetatâ(n) | saçma şeyler | ش ط ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş.” | |||||
| 25 | Kasas 74. Ayet (28:74:8) | تَزْعُمُونَ | تزعمون | tez’umûn(e) | sandığınız şeyler | ز ع م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. | |||||
| 26 | Bakara 61. Ayet (2:61:36) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 27 | Bakara 134. Ayet (2:134:6) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 28 | Bakara 134. Ayet (2:134:9) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 29 | Bakara 141. Ayet (2:141:6) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 30 | Bakara 141. Ayet (2:141:9) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 31 | Bakara 255. Ayet (2:255:39) | بِمَا | بما | bimâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72] | |||||
| 32 | Âl-i İmran 24. Ayet (3:24:13) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. | |||||
| 33 | Âl-i İmran 93. Ayet (3:93:8) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” | |||||
| 34 | Âl-i İmran 180. Ayet (3:180:18) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 35 | Mâide 52. Ayet (5:52:24) | مَٓا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. | |||||
| 36 | Mâide 101. Ayet (5:101:8) | اَشْيَٓاءَ | اشياء | eşyâe | şeyler | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın.[161] Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 37 | En'am 24. Ayet (6:24:8) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilâhları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? | |||||
| 38 | En'am 31. Ayet (6:31:26) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! | |||||
| 39 | En'am 33. Ayet (6:33:5) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | şeyler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. | |||||
| 40 | En'am 80. Ayet (6:80:18) | شَيْـًٔاۜ | شيـا | şey-â(en) | şeyler | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 41 | En'am 88. Ayet (6:88:14) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti. | |||||
| 42 | En'am 94. Ayet (6:94:27) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 43 | A'raf 33. Ayet (7:33:27) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” | |||||
| 44 | A'raf 53. Ayet (7:53:36) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 45 | A'raf 118. Ayet (7:118:4) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. | |||||
| 46 | A'raf 139. Ayet (7:139:8) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkûmdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır.” | |||||
| 47 | Tevbe 9. Ayet (9:9:0) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! | |||||
| 48 | Tevbe 35. Ayet (9:35:0) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, “İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!” denilecek. | |||||
| 49 | Yunus 12. Ayet (10:12:0) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. | |||||
| 50 | Yunus 81. Ayet (10:81:0) | مَا | ما | mâ | şeyler | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez. | |||||