| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 267. Ayet (2:267:8) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 117. Ayet (3:117:2) | مَا | ما | mâ | şeylerin (malların) | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. | |||||
| 3 | Nisâ 19. Ayet (4:19:16) | مَٓا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111] | |||||
| 4 | Mâide 15. Ayet (5:15:10) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerin | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. | |||||
| 5 | Mâide 49. Ayet (5:49:15) | مَٓا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. | |||||
| 6 | En'am 91. Ayet (6:91:32) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.[183] Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.[184] De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar. | |||||
| 7 | A'raf 180. Ayet (7:180:0) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. | |||||
| 8 | Tevbe 95. Ayet (9:95:0) | بِمَا | بما | bimâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir. | |||||
| 9 | Tevbe 97. Ayet (9:97:0) | مَٓا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 10 | Tevbe 121. Ayet (9:121:0) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah’ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. | |||||
| 11 | Hûd 89. Ayet (11:89:9) | مَٓا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin, veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.” | |||||
| 12 | Hûd 91. Ayet (11:91:7) | مِمَّا | مما | mimmâ | şeylerin | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.” | |||||
| 13 | Kehf 78. Ayet (18:78:8) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”[334] | |||||
| 14 | Kehf 82. Ayet (18:82:31) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” | |||||
| 15 | Meryem 65. Ayet (19:65:4) | وَمَا | وما | ve mâ | ve şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu hâlde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? | |||||
| 16 | Tâhâ 81. Ayet (20:81:4) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” | |||||
| 17 | Nûr 31. Ayet (24:31:67) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 18 | Nûr 38. Ayet (24:38:4) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. | |||||
| 19 | Şu'arâ 207. Ayet (26:207:4) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. | |||||
| 20 | Neml 76. Ayet (27:76:9) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | şeylerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. | |||||
| 21 | Mü'min 77. Ayet (40:77:9) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | şeylerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. | |||||
| 22 | Câsiye 33. Ayet (45:33:4) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir. | |||||
| 23 | Muhammed 28. Ayet (47:28:4) | مَٓا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 24 | Felak 2. Ayet (113:2:3) | مَا | ما | mâ | şeylerin | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5. De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” | |||||