| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 133. Ayet (2:133:19) | اٰبَٓائِكَ | ابائك | âbâike | ataların | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 2 | Bakara 170. Ayet (2:170:14) | اٰبَٓاءَنَاۜ | اباءنا | âbâenâ | atalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?[45] | |||||
| 3 | Bakara 170. Ayet (2:170:17) | اٰبَٓاؤُ۬هُمْ | اباؤهم | âbâuhum | onların ataları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?[45] | |||||
| 4 | Bakara 200. Ayet (2:200:7) | اٰبَٓاءَكُمْ | اباءكم | âbâekum | atalarınızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 5 | Nisâ 11. Ayet (4:11:23) | وَلِاَبَوَيْهِ | ولابويه | veli-ebeveyhi | ana babasından | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 6 | Nisâ 11. Ayet (4:11:40) | اَبَوَاهُ | ابواه | ebevâhu | ana babası | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 7 | Nisâ 11. Ayet (4:11:56) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْ | اباؤكم | âbâukum | babalarınız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 8 | Nisâ 22. Ayet (4:22:5) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْ | اباؤكم | âbâukum | babalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur. | |||||
| 9 | Mâide 104. Ayet (5:104:16) | اٰبَٓاءَنَاۜ | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? | |||||
| 10 | Mâide 104. Ayet (5:104:19) | اٰبَٓاؤُ۬هُمْ | اباؤهم | âbâuhum | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? | |||||
| 11 | En'am 74. Ayet (6:74:4) | لِاَب۪يهِ | لابيه | li-ebîhi | babası | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. | |||||
| 12 | En'am 87. Ayet (6:87:2) | اٰبَٓائِهِمْ | ابائهم | âbâ-ihim | babalarından | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik. | |||||
| 13 | En'am 91. Ayet (6:91:37) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ | اباؤكم | âbâukum | ne de babalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.[183] Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.[184] De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar. | |||||
| 14 | En'am 148. Ayet (6:148:10) | اٰبَٓاؤُ۬نَا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımız da | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 15 | A'raf 27. Ayet (7:27:9) | اَبَوَيْكُمْ | ابويكم | ebeveykum | ana babanızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. | |||||
| 16 | A'raf 28. Ayet (7:28:7) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” | |||||
| 17 | A'raf 70. Ayet (7:70:10) | اٰبَٓاؤُ۬نَاۚ | اباؤنا | âbâunâ | atalarımızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. | |||||
| 18 | A'raf 71. Ayet (7:71:14) | وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ | واباؤكم | ve âbâukum | ve atalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. | |||||
| 19 | A'raf 95. Ayet (7:95:11) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | atalarımıza | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık. | |||||
| 20 | A'raf 173. Ayet (7:173:0) | اٰبَٓاؤُ۬نَا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir. | |||||
| 21 | Tevbe 23. Ayet (9:23:0) | اٰبَٓاءَكُمْ | اباءكم | âbâekum | babalarınızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 22 | Tevbe 24. Ayet (9:24:0) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْ | اباؤكم | âbâukum | babalarınız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” | |||||
| 23 | Tevbe 114. Ayet (9:114:0) | لِاَب۪يهِ | لابيه | li-ebîhi | babası için | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi.[263] Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi. | |||||
| 24 | Yunus 78. Ayet (10:78:0) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | atalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.” | |||||
| 25 | Hûd 62. Ayet (11:62:15) | اٰبَٓاؤُ۬نَا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” | |||||
| 26 | Hûd 87. Ayet (11:87:10) | اٰبَٓاؤُ۬نَٓا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.” | |||||
| 27 | Hûd 109. Ayet (11:109:13) | اٰبَٓاؤُ۬هُمْ | اباؤهم | âbâuhum | babalarının | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. | |||||
| 28 | Yusuf 4. Ayet (12:4:4) | لِاَب۪يهِ | لابيه | li-ebîhi | babasına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. | |||||
| 29 | Yusuf 4. Ayet (12:4:6) | اَبَتِ | ابت | ebeti | babacığım | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. | |||||
| 30 | Yusuf 6. Ayet (12:6:17) | اَبَوَيْكَ | ابويك | ebeveyke | ataları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 31 | Yusuf 8. Ayet (12:8:7) | اَب۪ينَا | ابينا | ebînâ | babamıza | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz hâlde, Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.”[283] | |||||
| 32 | Yusuf 8. Ayet (12:8:12) | اَبَانَا | ابانا | ebânâ | babamız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz hâlde, Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.”[283] | |||||
| 33 | Yusuf 9. Ayet (12:9:9) | اَب۪يكُمْ | ابيكم | ebîkum | babanızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.” | |||||
| 34 | Yusuf 11. Ayet (12:11:3) | اَبَانَا | ابانا | ebânâ | babamız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.” | |||||
| 35 | Yusuf 16. Ayet (12:16:2) | اَبَاهُمْ | اباهم | ebâhum | babalarına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. | |||||
| 36 | Yusuf 17. Ayet (12:17:3) | اَبَانَٓا | ابانا | ebânâ | babamız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. | |||||
| 37 | Yusuf 38. Ayet (12:38:3) | اٰبَٓاء۪ٓي | اباءي | âbâ-î | atalarım | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” | |||||
| 38 | Yusuf 40. Ayet (12:40:9) | وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ | واباؤكم | ve âbâukum | ve atalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 39 | Yusuf 59. Ayet (12:59:9) | اَب۪يكُمْۚ | ابيكم | ebîkum | babanız- | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 40 | Yusuf 61. Ayet (12:61:4) | اَبَاهُ | اباه | ebâhu | babasından | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız.” | |||||
| 41 | Yusuf 63. Ayet (12:63:4) | اَب۪يهِمْ | ابيهم | ebîhim | babalarına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz” dediler. | |||||
| 42 | Yusuf 63. Ayet (12:63:7) | اَبَانَا | ابانا | ebânâ | babamız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz” dediler. | |||||
| 43 | Yusuf 65. Ayet (12:65:10) | اَبَانَا | ابانا | ebânâ | babamız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. | |||||
| 44 | Yusuf 68. Ayet (12:68:6) | اَبُوهُمْۜ | ابوهم | ebûhum | babalarının | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 45 | Yusuf 78. Ayet (12:78:7) | اَبًا | ابا | eben | babası | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. | |||||
| 46 | Yusuf 80. Ayet (12:80:11) | اَبَاكُمْ | اباكم | ebâkum | babanız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 47 | Yusuf 80. Ayet (12:80:30) | اَب۪ٓي | ابي | ebî | babam | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 48 | Yusuf 81. Ayet (12:81:3) | اَب۪يكُمْ | ابيكم | ebîkum | babanıza | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.” | |||||
| 49 | Yusuf 81. Ayet (12:81:6) | اَبَانَٓا | ابانا | ebânâ | babamız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.” | |||||
| 50 | Yusuf 93. Ayet (12:93:7) | اَب۪ي | ابي | ebî | babamın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. | |||||