| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mâide 46. Ayet (5:46:3) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | onların ardından | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. | |||||
| 2 | Yusuf 91. Ayet (12:91:4) | اٰثَرَكَ | اثرك | âśeraka | seni üstün kıldı | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Allah’a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik.” | |||||
| 3 | Kehf 6. Ayet (18:6:5) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | peşlerinde | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin![324] | |||||
| 4 | Kehf 64. Ayet (18:64:8) | اٰثَارِهِمَا | اثارهما | âśârihimâ | izleri | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler. | |||||
| 5 | Tâhâ 72. Ayet (20:72:3) | نُؤْثِرَكَ | نؤثرك | nu/śirake | seni tercih edemeyiz | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin.” | |||||
| 6 | Tâhâ 84. Ayet (20:84:5) | اَثَر۪ي | اثري | eśerî | benim izim | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim.” | |||||
| 7 | Tâhâ 96. Ayet (20:96:10) | اَثَرِ | اثر | eśeri | eseri- | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sâmirî, şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.” | |||||
| 8 | Rum 50. Ayet (30:50:3) | اٰثَارِ | اثار | âśâri | eserlerine | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 9 | Yâsîn 12. Ayet (36:12:8) | وَاٰثَارَهُمْۜ | واثارهم | ve âśârahum | ve eserlerini | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. | |||||
| 10 | Sâffât 70. Ayet (37:70:3) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | onların izleri | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. | |||||
| 11 | Mü'min 21. Ayet (40:21:18) | وَاٰثَارًا | واثارا | ve âśâran | ve eserleri bakımından | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. | |||||
| 12 | Mü'min 82. Ayet (40:82:17) | وَاٰثَارًا | واثارا | ve âśâran | ve eserleri bakımından | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 13 | Zuhruf 22. Ayet (43:22:10) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | onların izleri | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! Onlar sadece, “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. | |||||
| 14 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:20) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | onların izlerine | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 15 | Ahkaf 4. Ayet (46:4:24) | اَثَارَةٍ | اثارة | eśâratin | bir kalıntı | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” | |||||
| 16 | Fetih 29. Ayet (48:29:23) | اَثَرِ | اثر | eśeri | izi- | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 17 | Hadîd 27. Ayet (57:27:4) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | bunların izleri | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. | |||||
| 18 | Haşr 9. Ayet (59:9:18) | وَيُؤْثِرُونَ | ويؤثرون | ve yu/śirûne | ve tercih ederler | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 19 | Müddessir 24. Ayet (74:24:6) | يُؤْثَرُۙ | يؤثر | yu/śer(u) | rivayet edilip öğretilen | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: “Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir.” | |||||
| 20 | Nâzi'ât 38. Ayet (79:38:1) | وَاٰثَرَ | واثر | ve âśera | ve yeğlemişse | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 37,38,39. Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır. | |||||
| 21 | A'lâ 16. Ayet (87:16:2) | تُؤْثِرُونَ | تؤثرون | tu/śirûne | siz yeğliyorsunuz | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. | |||||