"أ ف ك" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 30 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Mâide 75. Ayet (5:75:25) يُؤْفَكُونَ يؤفكون yu/fekûn(e) çevriliyorlar أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilâh olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.
2 En'am 95. Ayet (6:95:17) تُؤْفَكُونَ تؤفكون tu/fekûn(e) çevriliyorsunuz أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O’ndan) nasıl çevriliyorsunuz?
3 A'raf 117. Ayet (7:117:11) يَأْفِكُونَۚ يأفكون ye/fikûn(e) onların uydurdukları أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
4 Tevbe 30. Ayet (9:30:0) يُؤْفَكُونَ يؤفكون yu/fekûn(e) çevriliyorlar أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
5 Tevbe 70. Ayet (9:70:0) وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ والمؤتفكات vel-mu/tefikât(i) ve yerlebir olanların أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
6 Yunus 34. Ayet (10:34:0) تُؤْفَكُونَ تؤفكون tu/fekûn(e) çevriliyorsunuz أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O hâlde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?”
7 Nûr 11. Ayet (24:11:4) بِالْاِفْكِ بالافك bil-ifki iftirayı أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385]
8 Nûr 12. Ayet (24:12:11) اِفْكٌ افك ifkun bir iftiradır أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, “Bu, apaçık bir iftiradır” deselerdi ya!
9 Furkan 4. Ayet (25:4:7) اِفْكٌۨ افك ifkun yalandan أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
10 Şu'arâ 45. Ayet (26:45:8) يَأْفِكُونَۚ يأفكون ye/fikûn(e) onların uydurdukları أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
11 Şu'arâ 222. Ayet (26:222:4) اَفَّاكٍ افاك effâkin yalancı أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.
12 Ankebut 17. Ayet (29:17:8) اِفْكًاۜ افكا ifkâ(en) yalan şeyler أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz, Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.”
13 Ankebut 61. Ayet (29:61:13) يُؤْفَكُونَ يؤفكون yu/fekûn(e) döndürülüyorsunuz أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?
14 Rum 55. Ayet (30:55:12) يُؤْفَكُونَ يؤفكون yu/fekûn(e) (böyle) çevriliyorlardı أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
15 Sebe' 43. Ayet (34:43:22) اِفْكٌ افك ifkun bir yalandan أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
16 Fâtır 3. Ayet (35:3:22) تُؤْفَكُونَ تؤفكون tu/fekûn(e) çevriliyorsunuz أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
17 Sâffât 86. Ayet (37:86:1) اَئِفْكًا ائفكا e-ifken uydurma أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ı bırakıp da birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?”
18 Sâffât 151. Ayet (37:151:4) اِفْكِهِمْ افكهم ifkihim iftiraları أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) 151,152. İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.
19 Mü'min 62. Ayet (40:62:12) تُؤْفَكُونَ تؤفكون tu/fekûn(e) çevriliyorsunuz أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz?
20 Mü'min 63. Ayet (40:63:2) يُؤْفَكُ يؤفك yu/feku çevriliyorlardı أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar, işte böyle döndürülürler.
21 Zuhruf 87. Ayet (43:87:8) يُؤْفَكُونَۙ يؤفكون yu/fekûn(e) çevriliyorlar أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, “Allah” derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar?
22 Câsiye 7. Ayet (45:7:3) اَفَّاكٍ افاك effâkin yalancı أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Her günahkâr yalancının vay hâline!
23 Ahkaf 11. Ayet (46:11:18) اِفْكٌ افك ifkun bir yalandır أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
24 Ahkaf 22. Ayet (46:22:3) لِتَأْفِكَنَا لتأفكنا li-te/fikenâ bizi çevirmek için أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ise, “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler.
25 Ahkaf 28. Ayet (46:28:14) اِفْكُهُمْ افكهم ifkuhum onların yalanları أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir.
26 Zâriyât 9. Ayet (51:9:1) يُؤْفَكُ يؤفك yu/feku çevriliyor أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir.
27 Zâriyât 9. Ayet (51:9:4) اُفِكَۜ افك ufik(e) çevrilen أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir.
28 Necm 53. Ayet (53:53:1) وَالْمُؤْتَفِكَةَ والمؤتفكة vel-mu/tefikete altı üstüne getirilen kentleri أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) 53,54. O, “Mu’tefike”yi[515] de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.
29 Münafikun 4. Ayet (63:4:22) يُؤْفَكُونَ يؤفكون yu/fekûn(e) döndürülüyorlar أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!
30 Hâkka 9. Ayet (69:9:5) وَالْمُؤْتَفِكَاتُ والمؤتفكات vel-mu/tefikâtu ve altüst olmuş kentler أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler.