| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 53. Ayet (2:53:2) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | vermiştik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı[16] vermiştik. | |||||
| 2 | Bakara 63. Ayet (2:63:9) | اٰتَيْنَاكُمْ | اتيناكم | âteynâkum | size verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. | |||||
| 3 | Bakara 87. Ayet (2:87:2) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 4 | Bakara 87. Ayet (2:87:9) | وَاٰتَيْنَا | واتينا | ve âteynâ | ve verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 5 | Bakara 93. Ayet (2:93:9) | اٰتَيْنَاكُمْ | اتيناكم | âteynâkum | size verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 6 | Bakara 121. Ayet (2:121:2) | اٰتَيْنَاهُمُ | اتيناهم | âteynâhumu | kendilerine verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 7 | Bakara 146. Ayet (2:146:2) | اٰتَيْنَاهُمُ | اتيناهم | âteynâhumu | kendilerine verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.[39] | |||||
| 8 | Bakara 211. Ayet (2:211:5) | اٰتَيْنَاهُمْ | اتيناهم | âteynâhum | onlara verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır. | |||||
| 9 | Bakara 253. Ayet (2:253:14) | وَاٰتَيْنَا | واتينا | ve âteynâ | ve verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 10 | Nisâ 25. Ayet (4:25:38) | اَتَيْنَ | اتين | eteyne | yaparlarsa | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 11 | Nisâ 54. Ayet (4:54:11) | اٰتَيْنَٓا | اتينا | âteynâ | biz verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, insanları; Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik.[122] | |||||
| 12 | Nisâ 54. Ayet (4:54:16) | وَاٰتَيْنَاهُمْ | واتيناهم | ve âteynâhum | ve onlara verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, insanları; Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik.[122] | |||||
| 13 | Nisâ 67. Ayet (4:67:2) | لَاٰتَيْنَاهُمْ | لاتيناهم | leâteynâhum | kendilerine verirdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükâfat verirdik. | |||||
| 14 | Nisâ 153. Ayet (4:153:34) | وَاٰتَيْنَا | واتينا | ve âteynâ | ve verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. | |||||
| 15 | Nisâ 163. Ayet (4:163:23) | وَاٰتَيْنَا | واتينا | ve âteynâ | ve vermiştik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.[135] | |||||
| 16 | Mâide 46. Ayet (5:46:13) | وَاٰتَيْنَاهُ | واتيناه | ve âteynâhu | ve ona verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. | |||||
| 17 | En'am 20. Ayet (6:20:2) | اٰتَيْنَاهُمُ | اتيناهم | âteynâhumu | verdiklerimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.[172] Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar. | |||||
| 18 | En'am 83. Ayet (6:83:3) | اٰتَيْنَاهَٓا | اتيناها | âteynâhâ | verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz.. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 19 | En'am 89. Ayet (6:89:3) | اٰتَيْنَاهُمُ | اتيناهم | âteynâhumu | verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkâr ederlerse, biz onları inkâr etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.[182] | |||||
| 20 | En'am 114. Ayet (6:114:12) | اٰتَيْنَاهُمُ | اتيناهم | âteynâhumu | kendilerine verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O hâlde, sakın şüphecilerden olma.[190] | |||||
| 21 | En'am 154. Ayet (6:154:2) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. | |||||
| 22 | A'raf 17. Ayet (7:17:2) | لَاٰتِيَنَّهُمْ | لاتينهم | le-âtiyennehum | onlara sokulacağım | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” | |||||
| 23 | A'raf 171. Ayet (7:171:0) | اٰتَيْنَاكُمْ | اتيناكم | âteynâkum | size verdiğim | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. | |||||
| 24 | A'raf 175. Ayet (7:175:0) | اٰتَيْنَاهُ | اتيناه | âteynâhu | kendisine verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. | |||||
| 25 | Tevbe 75. Ayet (9:75:0) | اٰتٰينَا | اتينا | âtânâ | bize verirse | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. | |||||
| 26 | Hûd 28. Ayet (11:28:11) | وَاٰتٰين۪ي | واتيني | ve âtânî | ve bana vermişse | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?” | |||||
| 27 | Hûd 63. Ayet (11:63:11) | وَاٰتٰين۪ي | واتيني | ve âtânî | ve O bana vermişse | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.” | |||||
| 28 | Hûd 110. Ayet (11:110:2) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 29 | Yusuf 22. Ayet (12:22:4) | اٰتَيْنَاهُ | اتيناه | âteynâhu | ona verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. | |||||
| 30 | Ra'd 36. Ayet (13:36:2) | اٰتَيْنَاهُمُ | اتيناهم | âteynâhumu | verdiğimiz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.” | |||||
| 31 | Hicr 64. Ayet (15:64:1) | وَاَتَيْنَاكَ | واتيناك | ve eteynâke | ve sana getirdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” | |||||
| 32 | Hicr 81. Ayet (15:81:1) | وَاٰتَيْنَاهُمْ | واتيناهم | ve âteynâhum | ve onlara verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. | |||||
| 33 | Hicr 87. Ayet (15:87:2) | اٰتَيْنَاكَ | اتيناك | âteynâke | sana verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti[301] ve büyük Kur’an’ı verdik. | |||||
| 34 | Nahl 55. Ayet (16:55:3) | اٰتَيْنَاهُمْۜ | اتيناهم | âteynâhum | kendilerine verdiğimize | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! | |||||
| 35 | Nahl 122. Ayet (16:122:1) | وَاٰتَيْنَاهُ | واتيناه | ve âteynâhu | ve ona vermiştik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir. | |||||
| 36 | İsrâ 2. Ayet (17:2:1) | وَاٰتَيْنَا | واتينا | ve âteynâ | ve biz verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık. | |||||
| 37 | İsrâ 55. Ayet (17:55:13) | وَاٰتَيْنَا | واتينا | ve âteynâ | ve verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318] | |||||
| 38 | İsrâ 59. Ayet (17:59:11) | وَاٰتَيْنَا | واتينا | ve âteynâ | ve verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizi, (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. | |||||
| 39 | İsrâ 101. Ayet (17:101:2) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | biz vermiştik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti.[323] | |||||
| 40 | Kehf 65. Ayet (18:65:5) | اٰتَيْنَاهُ | اتيناه | âteynâhu | biz ona vermiştik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.[330] | |||||
| 41 | Kehf 84. Ayet (18:84:6) | وَاٰتَيْنَاهُ | واتيناه | ve âteynâhu | ve ona verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. | |||||
| 42 | Meryem 12. Ayet (19:12:6) | وَاٰتَيْنَاهُ | واتيناه | ve âteynâhu | ve ona verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi. | |||||
| 43 | Tâhâ 99. Ayet (20:99:10) | اٰتَيْنَاكَ | اتيناك | âteynâke | sana verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. | |||||
| 44 | Enbiyâ 47. Ayet (21:47:16) | اَتَيْنَا | اتينا | eteynâ | getiririz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz. | |||||
| 45 | Enbiyâ 48. Ayet (21:48:2) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | biz verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ ile Hârûn’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı[364] (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. | |||||
| 46 | Enbiyâ 51. Ayet (21:51:2) | اٰتَيْنَٓا | اتينا | âteynâ | biz vermiştik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk. | |||||
| 47 | Enbiyâ 74. Ayet (21:74:2) | اٰتَيْنَاهُ | اتيناه | âteynâhu | verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. | |||||
| 48 | Enbiyâ 79. Ayet (21:79:4) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.[368] | |||||
| 49 | Enbiyâ 84. Ayet (21:84:8) | وَاٰتَيْنَاهُ | واتيناه | ve âteynâhu | ve ona verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. | |||||
| 50 | Mü'minûn 49. Ayet (23:49:2) | اٰتَيْنَا | اتينا | âteynâ | biz verdik | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. | |||||