"اذ" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 937 sonuç bulundu.
550 - 600 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
550 Nûr 62. Ayet (24:62:7) وَاِذَا واذا ve iżâ ve ne zaman ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
551 Nûr 62. Ayet (24:62:25) فَاِذَا فاذا fe-iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
552 Nûr 63. Ayet (24:63:15) لِوَاذًاۚ لواذا livâżâ(en) birbirinin arkasına gizlenerek ل و ذ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
553 Furkan 12. Ayet (25:12:1) اِذَا اذا iżâ ne zaman ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
554 Furkan 13. Ayet (25:13:1) وَاِذَٓا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
555 Furkan 15. Ayet (25:15:2) اَذٰلِكَ اذلك eżâlike bu mu? ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dedilen ebedîlik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir.
556 Furkan 29. Ayet (25:29:6) اِذْ اذ iż إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.”
557 Furkan 36. Ayet (25:36:2) اذْهَبَٓا اذهبا -żhebâ gidin ذ ه ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.
558 Furkan 41. Ayet (25:41:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
559 Furkan 60. Ayet (25:60:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve ne zaman ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır.
560 Furkan 63. Ayet (25:63:8) وَاِذَا واذا ve iżâ ne zaman ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.
561 Furkan 67. Ayet (25:67:2) اِذَٓا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
562 Furkan 72. Ayet (25:72:5) وَاِذَا واذا ve iżâ ve ne zaman ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
563 Furkan 73. Ayet (25:73:2) اِذَا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
564 Şu'arâ 10. Ayet (26:10:1) وَاِذْ واذ ve iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) 10,11. Hani Rabbin, Mûsâ’ya; “Zalimler topluluğuna, Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti.
565 Şu'arâ 15. Ayet (26:15:3) فَاذْهَبَا فاذهبا feżhebâ ikiniz de gidin ذ ه ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dedi ki, “Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.”
566 Şu'arâ 20. Ayet (26:20:3) اِذًا اذا iżen zaman إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde iken (istemeyerek) yaptım.”
567 Şu'arâ 32. Ayet (26:32:3) فَاِذَا فاذا fe-iżâ bir de (baktılar ki) إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
568 Şu'arâ 33. Ayet (26:33:3) فَاِذَا فاذا fe-iżâ işte إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.[399]
569 Şu'arâ 35. Ayet (26:35:7) فَمَاذَا فماذا femâżâ o halde ne? مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?”
570 Şu'arâ 42. Ayet (26:42:4) اِذًا اذا iżen o takdirde إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi.
571 Şu'arâ 45. Ayet (26:45:4) فَاِذَا فاذا fe-iżâ birden إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
572 Şu'arâ 49. Ayet (26:49:6) اٰذَنَ اذن âżene ben izin vermeden أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.
573 Şu'arâ 56. Ayet (26:56:3) حَاذِرُونَۜ حاذرون hâżirûn(e) ihtiyatlı ح ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz.”
574 Şu'arâ 70. Ayet (26:70:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o, babasına ve kavmine, “Neye tapıyorsunuz?” demişti.
575 Şu'arâ 72. Ayet (26:72:4) اِذْ اذ iż zaman إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?”
576 Şu'arâ 80. Ayet (26:80:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Hastalandığımda da O bana şifa verir.”
577 Şu'arâ 98. Ayet (26:98:1) اِذْ اذ iż çünkü إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) “Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
578 Şu'arâ 106. Ayet (26:106:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani kardeşleri Nûh, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
579 Şu'arâ 124. Ayet (26:124:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani kardeşleri Hûd, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
580 Şu'arâ 130. Ayet (26:130:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız.”
581 Şu'arâ 142. Ayet (26:142:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
582 Şu'arâ 161. Ayet (26:161:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani kardeşleri Lût, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
583 Şu'arâ 177. Ayet (26:177:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Şu’ayb, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
584 Şu'arâ 186. Ayet (26:186:9) الْكَاذِب۪ينَۚ الكاذبين l-kâżibîn(e) mutlaka yalancılar- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.”
585 Şu'arâ 223. Ayet (26:223:4) كَاذِبُونَۜ كاذبون kâżibûn(e) yalan söylerler ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
586 Neml 7. Ayet (27:7:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
587 Neml 18. Ayet (27:18:2) اِذَٓا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
588 Neml 21. Ayet (27:21:5) لَا۬اَذْبَحَنَّهُٓ لااذبحنه le-eżbehannehu onu keseceğim ذ ب ح
Diyanet İşleri (Yeni) “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.”
589 Neml 27. Ayet (27:27:7) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancılar- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”
590 Neml 28. Ayet (27:28:1) اِذْهَبْ اذهب iżheb götür ذ ه ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.”
591 Neml 28. Ayet (27:28:10) مَاذَا ماذا mâżâ neye مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.”
592 Neml 33. Ayet (27:33:11) مَاذَا ماذا mâżâ ne مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün.”
593 Neml 34. Ayet (27:34:4) اِذَا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
594 Neml 34. Ayet (27:34:11) اَذِلَّةًۚ اذلة eżille(ten) zillet içinde ذ ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
595 Neml 37. Ayet (27:37:11) اَذِلَّةً اذلة eżilleten zilletle ذ ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız.”
596 Neml 45. Ayet (27:45:10) فَاِذَا فاذا fe-iżâ o zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.
597 Neml 54. Ayet (27:54:2) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
598 Neml 62. Ayet (27:62:4) اِذَا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!
599 Neml 67. Ayet (27:67:4) ءَاِذَا ءاذا e-iżâ zaman mı? إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?”