"اذ" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 937 sonuç bulundu.
600 - 650 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
600 Neml 80. Ayet (27:80:9) اِذَا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
601 Neml 82. Ayet (27:82:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
602 Neml 84. Ayet (27:84:2) اِذَا اذا iżâ إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!”
603 Neml 84. Ayet (27:84:11) اَمَّاذَا اماذا emmâżâ yoksa nedir? أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!”
604 Kasas 7. Ayet (28:7:7) فَاِذَا فاذا fe iżâ ne zaman ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
605 Kasas 18. Ayet (28:18:6) فَاِذَا فاذا fe-iżâ bir de baktı ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi.
606 Kasas 38. Ayet (28:38:29) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancılar- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
607 Kasas 44. Ayet (28:44:5) اِذْ اذ iż vakit إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.[415]
608 Kasas 46. Ayet (28:46:5) اِذْ اذ iż zaman إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.
609 Kasas 53. Ayet (28:53:1) وَاِذَا واذا ve iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an kendilerine okunduğu zaman, “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler.
610 Kasas 55. Ayet (28:55:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler.
611 Kasas 65. Ayet (28:65:4) مَاذَٓا ماذا mâżâ ne? مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onlara seslenerek, “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla.”
612 Kasas 76. Ayet (28:76:19) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Kârûn, Mûsâ’nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez.”
613 Kasas 87. Ayet (28:87:7) اِذْ اذ iż إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!
614 Ankebut 3. Ayet (29:3:11) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancıları ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
615 Ankebut 10. Ayet (29:10:7) فَاِذَٓا فاذا fe-iżâ fakat إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
616 Ankebut 12. Ayet (29:12:18) لَكَاذِبُونَ لكاذبون le-kâżibûn(e) tamamen yalancıdırlar ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
617 Ankebut 16. Ayet (29:16:2) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.”
618 Ankebut 28. Ayet (29:28:2) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.”
619 Ankebut 48. Ayet (29:48:11) اِذًا اذا iżen öyle olsaydı إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
620 Ankebut 65. Ayet (29:65:1) فَاِذَا فاذا fe-iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.
621 Ankebut 65. Ayet (29:65:14) اِذَا اذا iżâ hemen إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.
622 Rum 20. Ayet (30:20:8) اِذَٓا اذا iżâ bir de bakarsın ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sizi topraktan yaratması, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz.
623 Rum 25. Ayet (30:25:9) اِذَا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz.
624 Rum 25. Ayet (30:25:14) اِذَٓا اذا iżâ bir de bakarsınız ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz.
625 Rum 33. Ayet (30:33:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.
626 Rum 33. Ayet (30:33:10) اِذَٓا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.
627 Rum 33. Ayet (30:33:11) اَذَاقَهُمْ اذاقهم eżâkahum onlara taddırdığı ذ و ق
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.
628 Rum 33. Ayet (30:33:14) اِذَا اذا iżâ hemen إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.
629 Rum 36. Ayet (30:36:1) وَاِذَٓا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.
630 Rum 36. Ayet (30:36:2) اَذَقْنَا اذقنا eżeknâ biz taddırdığımız ذ و ق
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.
631 Rum 36. Ayet (30:36:13) اِذَا اذا iżâ derhal إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.
632 Rum 48. Ayet (30:48:19) فَاِذَٓا فاذا fe-iżâ derken إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.
633 Rum 48. Ayet (30:48:26) اِذَا اذا iżâ hemen إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.
634 Rum 52. Ayet (30:52:9) اِذَا اذا iżâ إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
635 Lokman 7. Ayet (31:7:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429]
636 Lokman 7. Ayet (31:7:12) اُذُنَيْهِ اذنيه użuneyhi kulaklarında أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429]
637 Lokman 11. Ayet (31:11:5) مَاذَا ماذا mâżâ ne? مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi, Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.
638 Lokman 13. Ayet (31:13:1) وَاِذْ واذ ve iż ve hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”
639 Lokman 21. Ayet (31:21:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ne zaman ki إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı?
640 Lokman 32. Ayet (31:32:1) وَاِذَا واذا ve iżâ ve zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkâr eder.
641 Lokman 34. Ayet (31:34:15) مَاذَا ماذا mâżâ ne مَاذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
642 Secde 10. Ayet (32:10:2) ءَاِذَا ءاذا e-iżâ sonra mı? إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
643 Secde 12. Ayet (32:12:3) اِذِ اذ iżi (demekte) iken إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen!
644 Secde 15. Ayet (32:15:5) اِذَا اذا iżâ zaman إِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.
645 Ahzab 7. Ayet (33:7:1) وَاِذْ واذ ve iż ve hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.
646 Ahzab 9. Ayet (33:9:5) اذْكُرُوا اذكروا -żkurû hatırlayın ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.[437]
647 Ahzab 9. Ayet (33:9:9) اِذْ اذ iż hani bir zaman إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.[437]
648 Ahzab 10. Ayet (33:10:1) اِذْ اذ iż hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
649 Ahzab 10. Ayet (33:10:8) وَاِذْ واذ ve iż ve hani إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.