| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 50 | Yusuf 14. Ayet (12:14:9) | لَخَاسِرُونَ | لخاسرون | le-ḣâsirûn(e) | tamamen kaybedenlerdeniz | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. | |||||
| 51 | Yusuf 19. Ayet (12:19:12) | وَاَسَرُّوهُ | واسروه | ve eserrûhu | ve onu sakladılar | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu. | |||||
| 52 | Yusuf 77. Ayet (12:77:10) | فَاَسَرَّهَا | فاسرها | fe-eserrahâ | bunu sakladı | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.” Yûsuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, “Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. | |||||
| 53 | Ra'd 10. Ayet (13:10:4) | اَسَرَّ | اسر | eserra | gizleyen | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. | |||||
| 54 | Hicr 65. Ayet (15:65:1) | فَاَسْرِ | فاسر | fe-esri | hemen yürüt | س ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” | |||||
| 55 | Nahl 109. Ayet (16:109:7) | الْخَاسِرُونَ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayacaklardır | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. | |||||
| 56 | İsrâ 1. Ayet (17:1:3) | اَسْرٰى | اسرى | esrâ | yürüttü | س ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.[309] | |||||
| 57 | İsrâ 2. Ayet (17:2:7) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık. | |||||
| 58 | İsrâ 4. Ayet (17:4:4) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. | |||||
| 59 | İsrâ 101. Ayet (17:101:9) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti.[323] | |||||
| 60 | İsrâ 104. Ayet (17:104:5) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun, ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.” | |||||
| 61 | Meryem 58. Ayet (19:58:18) | وَاِسْرَٓاء۪يلَ | واسراءيل | ve isrâîle | ve İsrail (Ya'kub) | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. | |||||
| 62 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:9) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 63 | Tâhâ 62. Ayet (20:62:4) | وَاَسَرُّوا | واسروا | ve eserrû | ve gizlice | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. | |||||
| 64 | Tâhâ 77. Ayet (20:77:6) | اَسْرِ | اسر | esri | geceleyin yürüt | س ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. | |||||
| 65 | Tâhâ 80. Ayet (20:80:3) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.” | |||||
| 66 | Tâhâ 94. Ayet (20:94:15) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi. | |||||
| 67 | Tâhâ 127. Ayet (20:127:4) | اَسْرَفَ | اسرف | esrafe | israf eden | س ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. | |||||
| 68 | Enbiyâ 3. Ayet (21:3:3) | وَاَسَرُّوا | واسروا | ve eserrû | ve gizlediler | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” | |||||
| 69 | Mü'minûn 34. Ayet (23:34:7) | لَخَاسِرُونَ | لخاسرون | leḣâsirûn(e) | mutlaka ziyana uğrayanlarsınız | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.” | |||||
| 70 | Şu'arâ 17. Ayet (26:17:5) | اِسْرَٓاء۪يلَۜ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.” | |||||
| 71 | Şu'arâ 22. Ayet (26:22:8) | اِسْرَٓاء۪يلَۜ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir.”[398] | |||||
| 72 | Şu'arâ 52. Ayet (26:52:5) | اَسْرِ | اسر | esri | geceleyin yürüt | س ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz Mûsâ’ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. | |||||
| 73 | Şu'arâ 59. Ayet (26:59:4) | اِسْرَٓاء۪يلَۚ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık. | |||||
| 74 | Şu'arâ 197. Ayet (26:197:9) | اِسْرَٓاء۪يلَۜ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? | |||||
| 75 | Neml 76. Ayet (27:76:7) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu Kur’an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. | |||||
| 76 | Ankebut 52. Ayet (29:52:19) | الْخَاسِرُونَ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır.” | |||||
| 77 | Secde 23. Ayet (32:23:14) | اِسْرَٓاء۪يلَۚ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık. | |||||
| 78 | Ahzab 28. Ayet (33:28:14) | وَاُسَرِّحْكُنَّ | واسرحكن | ve userrihkunne | ve sizi salayım | س ر ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a[438] vereyim ve sizi güzelce bırakayım.” | |||||
| 79 | Sebe' 33. Ayet (34:33:18) | وَاَسَرُّوا | واسروا | ve eserrû | ve içlerinde gizlediler | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 80 | Zümer 15. Ayet (39:15:8) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîne | ziyan edenlerdir | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.” | |||||
| 81 | Zümer 53. Ayet (39:53:5) | اَسْرَفُوا | اسرفوا | esrafû | aşırı giden | س ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 82 | Zümer 63. Ayet (39:63:11) | الْخَاسِرُونَ۟ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 83 | Zümer 65. Ayet (39:65:14) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | kaybedenler- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” | |||||
| 84 | Mü'min 53. Ayet (40:53:7) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. | |||||
| 85 | Fussilet 23. Ayet (41:23:9) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | ziyana uğrayanlar- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz.” | |||||
| 86 | Fussilet 25. Ayet (41:25:25) | خَاسِر۪ينَ۟ | خاسرين | ḣâsirîn(e) | ziyanda | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. | |||||
| 87 | Şûrâ 45. Ayet (42:45:15) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîne | asıl ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler. | |||||
| 88 | Zuhruf 59. Ayet (43:59:10) | اِسْرَٓاء۪يلَۜ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. | |||||
| 89 | Duhân 23. Ayet (44:23:1) | فَاَسْرِ | فاسر | fe-esri | o halde yürüt | س ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah da şöyle dedi: “O hâlde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz.” | |||||
| 90 | Duhân 30. Ayet (44:30:4) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 30,31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi. | |||||
| 91 | Câsiye 16. Ayet (45:16:4) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. | |||||
| 92 | Ahkaf 10. Ayet (46:10:14) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” | |||||
| 93 | Ahkaf 18. Ayet (46:18:17) | خَاسِر۪ينَ | خاسرين | ḣâsirîn(e) | ziyana uğrayanlardır | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 94 | Muhammed 26. Ayet (47:26:15) | اِسْرَارَهُمْ | اسرارهم | isrârahum | onların gizlediklerini | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, münafıkların, Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere, “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Allah, onların gizlice konuşmalarını bilir. | |||||
| 95 | Mücadele 19. Ayet (58:19:15) | الْخَاسِرُونَ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | kaybedecektir | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 96 | Saf 6. Ayet (61:6:8) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.[543] | |||||
| 97 | Saf 14. Ayet (61:14:27) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun.[544] Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.[545] | |||||
| 98 | Münafikun 9. Ayet (63:9:18) | الْخَاسِرُونَ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlardır | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 99 | Talak 6. Ayet (65:6:29) | تَعَاسَرْتُمْ | تعاسرتم | te’âsertum | güçlük çekerseniz | ع س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir. | |||||