| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 27. Ayet (2:27:20) | الْخَاسِرُونَ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 2 | Bakara 40. Ayet (2:40:3) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. | |||||
| 3 | Bakara 47. Ayet (2:47:3) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâ-île | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. | |||||
| 4 | Bakara 64. Ayet (2:64:13) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | ziyana uğrayanlar- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhâlde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. | |||||
| 5 | Bakara 83. Ayet (2:83:5) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 6 | Bakara 121. Ayet (2:121:15) | الْخَاسِرُونَ۟ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlardır | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 7 | Bakara 122. Ayet (2:122:3) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. | |||||
| 8 | Bakara 211. Ayet (2:211:3) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır. | |||||
| 9 | Bakara 246. Ayet (2:246:7) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:4) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 11 | Âl-i İmran 85. Ayet (3:85:13) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | kaybedenlerden olacaktır | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 93. Ayet (3:93:6) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” | |||||
| 13 | Âl-i İmran 93. Ayet (3:93:10) | اِسْرَٓاء۪يلُ | اسراءيل | isrâîlu | İsrail'in | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” | |||||
| 14 | Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:11) | وَاِسْرَافَنَا | واسرافنا | ve isrâfenâ | ve taşkınlığımızı | س ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 149. Ayet (3:149:13) | خَاسِر۪ينَ | خاسرين | ḣâsirîn(e) | kaybedenlere | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. | |||||
| 16 | Nisâ 6. Ayet (4:6:16) | اِسْرَافًا | اسرافا | isrâfen | israf ile | س ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 17 | Mâide 5. Ayet (5:5:43) | الْخَاسِر۪ينَ۟ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | kaybedenlerdendir | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.[145] Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır. | |||||
| 18 | Mâide 12. Ayet (5:12:6) | اِسْرَٓاء۪يلَۚ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” | |||||
| 19 | Mâide 21. Ayet (5:21:15) | خَاسِر۪ينَ | خاسرين | ḣâsirîn(e) | kaybedenlere | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.”[148] | |||||
| 20 | Mâide 30. Ayet (5:30:9) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | ziyana uğrayanlar- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. | |||||
| 21 | Mâide 32. Ayet (5:32:7) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. | |||||
| 22 | Mâide 52. Ayet (5:52:25) | اَسَرُّوا | اسروا | eserrû | gizledikleri | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. | |||||
| 23 | Mâide 53. Ayet (5:53:15) | خَاسِر۪ينَ | خاسرين | ḣâsirîn(e) | kaybedenlerden | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. | |||||
| 24 | Mâide 70. Ayet (5:70:5) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler. | |||||
| 25 | Mâide 72. Ayet (5:72:15) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 26 | Mâide 78. Ayet (5:78:6) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. | |||||
| 27 | Mâide 110. Ayet (5:110:51) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 28 | En'am 62. Ayet (6:62:11) | اَسْرَعُ | اسرع | esra’u | en çabuğudur | س ر ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 29 | A'raf 23. Ayet (7:23:12) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | ziyana uğrayanlar- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” | |||||
| 30 | A'raf 90. Ayet (7:90:12) | لَخَاسِرُونَ | لخاسرون | leḣâsirûn(e) | ziyana uğrarsınız | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb’ın kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu’ayb’a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz.” | |||||
| 31 | A'raf 92. Ayet (7:92:13) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu’ayb’ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. | |||||
| 32 | A'raf 99. Ayet (7:99:10) | الْخَاسِرُونَ۟ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayan | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz.[222] | |||||
| 33 | A'raf 105. Ayet (7:105:18) | اِسْرَٓاء۪يلَۜ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[223] | |||||
| 34 | A'raf 134. Ayet (7:134:23) | اِسْرَٓاء۪يلَۚ | اسراءيل | isrâîl(e) | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. | |||||
| 35 | A'raf 137. Ayet (7:137:18) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.[226] Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. | |||||
| 36 | A'raf 138. Ayet (7:138:3) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana” dediler. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz.” | |||||
| 37 | A'raf 149. Ayet (7:149:0) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | ziyana uğrayanlar- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. | |||||
| 38 | A'raf 178. Ayet (7:178:0) | الْخَاسِرُونَ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 39 | Enfal 37. Ayet (8:37:0) | الْخَاسِرُونَ۟ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 40 | Enfal 67. Ayet (8:67:0) | اَسْرٰى | اسرى | esrâ | esirler | أ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.[253] | |||||
| 41 | Enfal 70. Ayet (8:70:0) | الْاَسْرٰٓىۙ | الاسرى | l-esrâ | esirler- | أ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlâs, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 42 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | الْخَاسِرُونَ | الخاسرون | l-ḣâsirûn(e) | ziyana uğrayanlar | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 43 | Yunus 21. Ayet (10:21:0) | اَسْرَعُ | اسرع | esra’u | daha hızlıdır | س ر ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.[268] | |||||
| 44 | Yunus 54. Ayet (10:54:0) | وَاَسَرُّوا | واسروا | ve eserrû | ve açığa vururlar | س ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. | |||||
| 45 | Yunus 90. Ayet (10:90:0) | إِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. | |||||
| 46 | Yunus 90. Ayet (10:90:0) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. | |||||
| 47 | Yunus 93. Ayet (10:93:0) | اِسْرَٓاء۪يلَ | اسراءيل | isrâîle | İsrail | إِسْرَائِيل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. | |||||
| 48 | Yunus 95. Ayet (10:95:0) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | hüsrana uğrayanlar- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. | |||||
| 49 | Hûd 47. Ayet (11:47:19) | الْخَاسِر۪ينَ | الخاسرين | l-ḣâsirîn(e) | hüsrana uğrayanlar- | خ س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. | |||||
| 50 | Hûd 81. Ayet (11:81:10) | فَاَسْرِ | فاسر | fe-esri | yürü | س ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!” | |||||