"اسمع" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 24 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 93. Ayet (2:93:11) وَاسْمَعُواۜ واسمعوا vesme’û dinleyin (demiştik) س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!
2 Bakara 104. Ayet (2:104:10) وَاسْمَعُواۜ واسمعوا vesme’û ve dinleyin س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! “Râ’inâ (bizi gözet)” demeyin, “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azap vardır.[29]
3 Bakara 125. Ayet (2:125:15) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il'e إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”
4 Bakara 127. Ayet (2:127:7) وَاِسْمٰع۪يلُۜ واسمعيل ve ismâ’îlu İsma'il'(le beraber) إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.
5 Bakara 133. Ayet (2:133:21) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?
6 Bakara 136. Ayet (2:136:11) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il'e إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
7 Bakara 140. Ayet (2:140:5) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
8 Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:11) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il'e إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.”
9 Nisâ 46. Ayet (4:46:11) وَاسْمَعْ واسمع vesma’ ve dinle س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119]
10 Nisâ 46. Ayet (4:46:25) وَاسْمَعْ واسمع vesma’ ve dinle س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119]
11 Nisâ 163. Ayet (4:163:14) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il'e إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.[135]
12 Mâide 108. Ayet (5:108:17) وَاسْمَعُواۜ واسمعوا vesme’û ve iyi dinleyin س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.
13 En'am 86. Ayet (6:86:1) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il'e إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) İsmail’i, Elyasa’ı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.
14 Enfal 23. Ayet (8:23:0) لَاَسْمَعَهُمْۜ لاسمعهم le-esme’ahum elbette onlara işittirirdi س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.
15 Enfal 23. Ayet (8:23:0) اَسْمَعَهُمْ اسمعهم esme’ahum onlara işittirseydi de س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.
16 İbrahim 39. Ayet (14:39:8) اِسْمٰع۪يلَ اسمعيل ismâ’île İsma'il'i إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.”
17 Kehf 26. Ayet (18:26:12) وَاَسْمِعْۜ واسمع ve esmi’ ne güzel işitendir س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”
18 Meryem 38. Ayet (19:38:1) اَسْمِعْ اسمع esmi’ ne güzel işitirler س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
19 Meryem 54. Ayet (19:54:4) اِسْمٰع۪يلَۘ اسمعيل ismâ’îl(e) İsma'il'i de إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi.
20 Tâhâ 46. Ayet (20:46:6) اَسْمَعُ اسمع esme’u işitir س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm.”
21 Enbiyâ 85. Ayet (21:85:1) وَاِسْمٰع۪يلَ واسمعيل ve ismâ’île ve İsma'il'i إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
22 Yâsîn 25. Ayet (36:25:4) فَاسْمَعُونِۜ فاسمعون fesme’ûn(i) beni dinleyin س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!”
23 Sâd 48. Ayet (38:48:2) اِسْمٰع۪يلَ اسمعيل ismâ’île İsma'il'i إِسْمَاعِيلَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.
24 Teğabun 16. Ayet (64:16:5) وَاسْمَعُوا واسمعوا vesme’û ve dinleyin س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah’a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.