| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 30. Ayet (2:30:25) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | bilirim | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. | |||||
| 2 | Bakara 33. Ayet (2:33:14) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | bilirim | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. | |||||
| 3 | Bakara 33. Ayet (2:33:18) | وَاَعْلَمُ | واعلم | ve a’lemu | ve bilirim | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. | |||||
| 4 | Bakara 140. Ayet (2:140:15) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilirsiniz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 5 | Bakara 194. Ayet (2:194:18) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ay, haram aya karşılıktır.[56] Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O hâlde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.[57] | |||||
| 6 | Bakara 196. Ayet (2:196:69) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. | |||||
| 7 | Bakara 203. Ayet (2:203:22) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sayılı günlerde[61] Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. | |||||
| 8 | Bakara 209. Ayet (2:209:8) | فَاعْلَمُٓوا | فاعلموا | fa’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 9 | Bakara 223. Ayet (2:223:12) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele. | |||||
| 10 | Bakara 231. Ayet (2:231:40) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 11 | Bakara 233. Ayet (2:233:59) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 12 | Bakara 235. Ayet (2:235:35) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah biliyor ki, siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın.[65] Şunu da bilin ki, Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 13 | Bakara 235. Ayet (2:235:43) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve yine bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah biliyor ki, siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın.[65] Şunu da bilin ki, Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 14 | Bakara 244. Ayet (2:244:5) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. | |||||
| 15 | Bakara 259. Ayet (2:259:61) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | biliyorum ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”[74] | |||||
| 16 | Bakara 260. Ayet (2:260:35) | وَاعْلَمْ | واعلم | va’lem | bil ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 17 | Bakara 267. Ayet (2:267:26) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 36. Ayet (3:36:9) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | bilirken | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-[87] “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” | |||||
| 19 | Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:31) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | çok iyi bilmektedir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 20 | Nisâ 25. Ayet (4:25:18) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 21 | Nisâ 45. Ayet (4:45:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter. | |||||
| 22 | Mâide 34. Ayet (5:34:9) | فَاعْلَمُٓوا | فاعلموا | fa’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin. | |||||
| 23 | Mâide 49. Ayet (5:49:21) | فَاعْلَمْ | فاعلم | fa’lem | bil ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. | |||||
| 24 | Mâide 61. Ayet (5:61:13) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde, size geldiklerinde “İnandık” dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. | |||||
| 25 | Mâide 92. Ayet (5:92:8) | فَاعْلَمُٓوا | فاعلموا | fa’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyleyse Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. | |||||
| 26 | Mâide 98. Ayet (5:98:1) | اِعْلَمُٓوا | اعلموا | i’lemû | iyi bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 27 | Mâide 116. Ayet (5:116:38) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | ben bilmem | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilâh edinin, dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin.” | |||||
| 28 | En'am 50. Ayet (6:50:9) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | bilmem | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” | |||||
| 29 | En'am 53. Ayet (6:53:14) | بِاَعْلَمَ | باعلم | bi-a’leme | daha iyi bilen | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 30 | En'am 58. Ayet (6:58:13) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177] | |||||
| 31 | En'am 117. Ayet (6:117:4) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | çok iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O, doğru yolu bulanları en iyi bilendir. | |||||
| 32 | En'am 117. Ayet (6:117:10) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | çok iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O, doğru yolu bulanları en iyi bilendir. | |||||
| 33 | En'am 119. Ayet (6:119:29) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | çok iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 34 | En'am 124. Ayet (6:124:15) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. | |||||
| 35 | A'raf 62. Ayet (7:62:6) | وَاَعْلَمُ | واعلم | ve a’lemu | ve biliyorum | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum.” | |||||
| 36 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | bilseydim | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 37 | Enfal 24. Ayet (8:24:0) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 38 | Enfal 25. Ayet (8:25:0) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.[246] | |||||
| 39 | Enfal 28. Ayet (8:28:0) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 40 | Enfal 40. Ayet (8:40:0) | فَاعْلَمُٓوا | فاعلموا | fa’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O, ne güzel dosttur; O, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 41 | Enfal 41. Ayet (8:41:0) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 42 | Tevbe 2. Ayet (9:2:0) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkârcıları perişan edecektir. | |||||
| 43 | Tevbe 3. Ayet (9:3:0) | فَاعْلَمُٓوا | فاعلموا | fa’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hacc-ı ekber gününde[254], Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele! | |||||
| 44 | Tevbe 36. Ayet (9:36:0) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. | |||||
| 45 | Tevbe 123. Ayet (9:123:0) | وَاعْلَمُٓوا | واعلموا | va’lemû | ve bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. | |||||
| 46 | Yunus 40. Ayet (10:40:0) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. | |||||
| 47 | Hûd 14. Ayet (11:14:4) | فَاعْلَمُٓوا | فاعلموا | fa’lemû | bilin ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz? | |||||
| 48 | Hûd 31. Ayet (11:31:8) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | bilmiyorum | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 49 | Hûd 31. Ayet (11:31:24) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 50 | Yusuf 77. Ayet (12:77:22) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | çok iyi biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.” Yûsuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, “Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. | |||||