"الارض" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 444 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 11. Ayet (2:11:7) الْاَرْضِۙ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.
2 Bakara 22. Ayet (2:22:4) الْاَرْضَ الارض l-arda yeri أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.
3 Bakara 27. Ayet (2:27:17) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yeryüzü- أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
4 Bakara 29. Ayet (2:29:7) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
5 Bakara 30. Ayet (2:30:8) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzü- أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
6 Bakara 33. Ayet (2:33:17) وَالْاَرْضِ والارض vel-ardi ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
7 Bakara 36. Ayet (2:36:15) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzü- أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik.
8 Bakara 60. Ayet (2:60:27) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzü- أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
9 Bakara 61. Ayet (2:61:17) الْاَرْضُ الارض l-ardu yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
10 Bakara 71. Ayet (2:71:9) الْاَرْضَ الارض l-arda yeri أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
11 Bakara 107. Ayet (2:107:8) وَالْاَرْضِۜ والارض vel-ard(i) ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
12 Bakara 116. Ayet (2:116:11) وَالْاَرْضِۜ والارض vel-ard(i) ve yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah, çocuk edindi” dediler.[33] O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Hepsi O’na boyun eğmiştir.
13 Bakara 117. Ayet (2:117:3) وَالْاَرْضِۜ والارض vel-ard(i) ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.
14 Bakara 164. Ayet (2:164:5) وَالْاَرْضِ والارض vel-ardi ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.
15 Bakara 164. Ayet (2:164:26) الْاَرْضَ الارض l-arda yeri أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.
16 Bakara 164. Ayet (2:164:40) وَالْاَرْضِ والارض vel-ardi ve yer أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.
17 Bakara 168. Ayet (2:168:7) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
18 Bakara 205. Ayet (2:205:5) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
19 Bakara 251. Ayet (2:251:21) الْاَرْضُ الارض l-ardu dünya أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.
20 Bakara 255. Ayet (2:255:19) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72]
21 Bakara 255. Ayet (2:255:44) وَالْاَرْضَۚ والارض vel-ard(a) ve yeri أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72]
22 Bakara 267. Ayet (2:267:14) الْاَرْضِۖ الارض l-ard(i) yer- أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır.
23 Bakara 273. Ayet (2:273:11) الْاَرْضِۘ الارض l-ardi yeryüzü- أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
24 Bakara 284. Ayet (2:284:7) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
25 Âl-i İmran 5. Ayet (3:5:8) الْاَرْضِ الارض l-ardi yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz.
26 Âl-i İmran 29. Ayet (3:29:17) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
27 Âl-i İmran 83. Ayet (3:83:10) وَالْاَرْضِ والارض vel-ardi ve yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar?
28 Âl-i İmran 91. Ayet (3:91:12) الْاَرْضِ الارض l-ardi dünya أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
29 Âl-i İmran 109. Ayet (3:109:7) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
30 Âl-i İmran 129. Ayet (3:129:7) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
31 Âl-i İmran 133. Ayet (3:133:9) وَالْاَرْضُۙ والارض vel-ardu ve yer kadar olan أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
32 Âl-i İmran 137. Ayet (3:137:8) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
33 Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:14) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
34 Âl-i İmran 180. Ayet (3:180:26) وَالْاَرْضِۜ والارض vel-ard(i) ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
35 Âl-i İmran 189. Ayet (3:189:4) وَالْاَرْضِۜ والارض vel-ard(i) ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
36 Âl-i İmran 190. Ayet (3:190:5) وَالْاَرْضِ والارض vel-ardi ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.
37 Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:12) وَالْاَرْضِۚ والارض vel-ardi ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
38 Nisâ 42. Ayet (4:42:10) الْاَرْضُۜ الارض l-ardu yer ile أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler.
39 Nisâ 97. Ayet (4:97:14) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yer yüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
40 Nisâ 100. Ayet (4:100:8) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
41 Nisâ 101. Ayet (4:101:4) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzünde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129]
42 Nisâ 126. Ayet (4:126:7) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) ve yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır.
43 Nisâ 131. Ayet (4:131:7) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, zengindir, övülmeye lâyıktır.
44 Nisâ 131. Ayet (4:131:28) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, zengindir, övülmeye lâyıktır.
45 Nisâ 132. Ayet (4:132:7) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.
46 Nisâ 170. Ayet (4:170:20) وَالْاَرْضِۜ والارض vel-ard(i) ve yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O hâlde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
47 Nisâ 171. Ayet (4:171:51) الْاَرْضِۜ الارض l-ard(i) yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.
48 Mâide 17. Ayet (5:17:27) الْاَرْضِ الارض l-ardi yeryüzündeki أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
49 Mâide 17. Ayet (5:17:32) وَالْاَرْضِ والارض vel-ardi ve yerde أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
50 Mâide 18. Ayet (5:18:26) وَالْاَرْضِ والارض vel-ardi ve yerin أ ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.” (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nadır.