| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 118. Ayet (2:118:22) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. | |||||
| 2 | Bakara 219. Ayet (2:219:24) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 3 | Bakara 266. Ayet (2:266:33) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 58. Ayet (3:58:5) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetler- | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:28) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyât(i) | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 6 | Mâide 75. Ayet (5:75:21) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilâh olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar. | |||||
| 7 | En'am 46. Ayet (6:46:20) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 8 | En'am 55. Ayet (6:55:3) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. | |||||
| 9 | En'am 65. Ayet (6:65:25) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. | |||||
| 10 | En'am 97. Ayet (6:97:14) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 11 | En'am 98. Ayet (6:98:11) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. | |||||
| 12 | En'am 105. Ayet (6:105:3) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189] | |||||
| 13 | En'am 109. Ayet (6:109:12) | الْاٰيَاتُ | الايات | l-âyâtu | Mu'cizeler | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 14 | En'am 126. Ayet (6:126:7) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 15 | A'raf 32. Ayet (7:32:24) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” | |||||
| 16 | A'raf 58. Ayet (7:58:15) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.[220] | |||||
| 17 | A'raf 174. Ayet (7:174:0) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 18 | Tevbe 11. Ayet (9:11:0) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. | |||||
| 19 | Yunus 5. Ayet (10:5:0) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetlerini | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. | |||||
| 20 | Yunus 24. Ayet (10:24:0) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 21 | Yunus 101. Ayet (10:101:0) | الْاٰيَاتُ | الايات | l-âyâtu | ayetler | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat âyetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. | |||||
| 22 | Yusuf 35. Ayet (12:35:8) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | delilleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onlar, Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. | |||||
| 23 | Ra'd 2. Ayet (13:2:22) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayerleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 24 | İsrâ 59. Ayet (17:59:5) | بِالْاٰيَاتِ | بالايات | bil-âyâti | ayetler (mu'cizeler) | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizi, (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. | |||||
| 25 | İsrâ 59. Ayet (17:59:19) | بِالْاٰيَاتِ | بالايات | bil-âyâti | mu'cizeleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizi, (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. | |||||
| 26 | Nûr 18. Ayet (24:18:4) | الْاٰيَاتِۜ | الايات | l-âyât(i) | ayetleri(ni) | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size âyetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 27 | Nûr 58. Ayet (24:58:47) | الْاٰيَاتِۜ | الايات | l-âyât(i) | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 28 | Nûr 61. Ayet (24:61:74) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 29 | Ankebut 50. Ayet (29:50:10) | الْاٰيَاتُ | الايات | l-âyâtu | ayetler (mu'cizeler) | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 30 | Rum 28. Ayet (30:28:25) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 31 | Duhân 33. Ayet (44:33:3) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetler- | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. | |||||
| 32 | Ahkaf 27. Ayet (46:27:8) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. | |||||
| 33 | Hadîd 17. Ayet (57:17:11) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye gerçekten, size âyetleri açıkladık. | |||||