| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 177. Ayet (2:177:35) | الزَّكٰوةَۚ | الزكوة | ezzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. | |||||
| 2 | Meryem 31. Ayet (19:31:8) | وَالزَّكٰوةِ | والزكوة | ve-zzekâti | ve zekat vermeyi | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.” | |||||
| 3 | Meryem 55. Ayet (19:55:5) | وَالزَّكٰوةِۖ | والزكوة | ve-zzekâti | zekat vermeyi | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ailesine namaz ve zekâtı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. | |||||
| 4 | Bakara 110. Ayet (2:110:4) | الزَّكٰوةَۜ | الزكوة | zzekâ(te) | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. | |||||
| 5 | Beyyine 5. Ayet (98:5:13) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâ(te) | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir. | |||||
| 6 | Enbiyâ 73. Ayet (21:73:12) | الزَّكٰوةِۚ | الزكوة | zzekâ(ti) | zekat | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. | |||||
| 7 | Bakara 43. Ayet (2:43:4) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. | |||||
| 8 | Bakara 83. Ayet (2:83:22) | الزَّكٰوةَۜ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 9 | Bakara 277. Ayet (2:277:9) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. | |||||
| 10 | Nisâ 77. Ayet (4:77:12) | الزَّكٰوةَۚ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 11 | Nisâ 162. Ayet (4:162:18) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 12 | Mâide 12. Ayet (5:12:20) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” | |||||
| 13 | Mâide 55. Ayet (5:55:11) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatlarını | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir. | |||||
| 14 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 15 | Tevbe 5. Ayet (9:5:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 16 | Tevbe 11. Ayet (9:11:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. | |||||
| 17 | Tevbe 18. Ayet (9:18:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. | |||||
| 18 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 19 | Hacc 41. Ayet (22:41:9) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. | |||||
| 20 | Hacc 78. Ayet (22:78:36) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 21 | Nûr 56. Ayet (24:56:4) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Resûle itaat edin ki size merhamet edilsin. | |||||
| 22 | Neml 3. Ayet (27:3:5) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir. | |||||
| 23 | Lokman 4. Ayet (31:4:5) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 24 | Ahzab 33. Ayet (33:33:12) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. | |||||
| 25 | Fussilet 7. Ayet (41:7:4) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekat | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar zekâtı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkâr ederler. | |||||
| 26 | Mücadele 13. Ayet (58:13:17) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 27 | Müzzemmil 20. Ayet (73:20:56) | الزَّكٰوةَ | الزكوة | zzekâte | zekatı | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O hâlde, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükâfat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 28 | Nûr 37. Ayet (24:37:13) | الزَّكٰوةِۙ | الزكوة | zzekâti | zekat | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. | |||||