Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 19 sonuç bulundu.
Kelime aramasında en sağlıklı sonuç, Harekesiz veya Kök araması ile alınmaktadır.
| Sırası |
Geçtiği Yer |
Arapça |
Harekesiz |
Okunuşu |
Anlamı |
Kökü |
| 1 |
Bakara 169. Ayet (2:169:3) |
بِالسُّٓوءِ |
بالسوء |
bi-ssûi |
kötülük |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. |
| 2 |
Nisâ 17. Ayet (4:17:7) |
السُّٓوءَ |
السوء |
-ssû-e |
bir kötülük |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. |
| 3 |
Nisâ 148. Ayet (4:148:5) |
بِالسُّٓوءِ |
بالسوء |
bi-ssû-i |
kötü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. |
| 4 |
A'raf 165. Ayet (7:165:0) |
السُّٓوءِ |
السوء |
ssû-i |
kötülük- |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık. |
| 5 |
A'raf 188. Ayet (7:188:0) |
السُّٓوءُ |
السوء |
ssû/(u) |
kötülük |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” |
| 6 |
Tevbe 98. Ayet (9:98:0) |
السَّوْءِۜ |
السوء |
ssev/(i) |
kötü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bedevîlerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belâlar gelmesini beklerler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. |
| 7 |
Yusuf 24. Ayet (12:24:14) |
السُّٓوءَ |
السوء |
ssû-e |
kötülüğü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. |
| 8 |
Yusuf 53. Ayet (12:53:7) |
بِالسُّٓوءِ |
بالسوء |
bi-ssû-i |
kötülüğü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi. |
| 9 |
Nahl 27. Ayet (16:27:19) |
وَالسُّٓوءَ |
والسوء |
ve-ssû-e |
ve kötülük |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.” |
| 10 |
Nahl 60. Ayet (16:60:6) |
السَّوْءِۚ |
السوء |
ssev/(i) |
en kötü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. |
| 11 |
Nahl 94. Ayet (16:94:11) |
السُّٓوءَ |
السوء |
ssû-e |
kötülüğü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. |
| 12 |
Nahl 119. Ayet (16:119:6) |
السُّٓوءَ |
السوء |
ssû-e |
kötülük |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[308] |
| 13 |
Furkan 40. Ayet (25:40:8) |
السَّوْءِۜ |
السوء |
ssev/(i) |
bela |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Andolsun, senin kavmin, belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. |
| 14 |
Neml 62. Ayet (27:62:7) |
السُّٓوءَ |
السوء |
ssû-e |
kötülüğü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! |
| 15 |
Zümer 61. Ayet (39:61:8) |
السُّٓوءُ |
السوء |
ssû-u |
kötülük |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de. |
| 16 |
Fetih 6. Ayet (48:6:9) |
السَّوْءِۜ |
السوء |
ssev/(i) |
kötü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir! |
| 17 |
Fetih 6. Ayet (48:6:12) |
السَّوْءِۚ |
السوء |
ssev/(i) |
kötülük |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir! |
| 18 |
Fetih 12. Ayet (48:12:17) |
السَّوْءِۚ |
السوء |
ssev-i |
kötü |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz. |
| 19 |
Mümtehine 2. Ayet (60:2:10) |
بِالسُّٓوءِ |
بالسوء |
bi-ssû-i |
kötülükle |
س و أ |
|
Diyanet İşleri (Yeni) |
Şâyet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman olurlar, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatırlar ve inkâr etmenizi arzu ederler. |
|
|
|
|
|
|
|