| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 108. Ayet (4:108:16) | الْقَوْلِۜ | القول | l-kavl(i) | sözü | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. | |||||
| 2 | Nisâ 148. Ayet (4:148:7) | الْقَوْلِ | القول | l-kavli | söz söylenmesini | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | En'am 112. Ayet (6:112:14) | الْقَوْلِ | القول | l-kavli | sözler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 4 | A'raf 205. Ayet (7:205:0) | الْقَوْلِ | القول | l-kavli | bir sesle | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. | |||||
| 5 | Hûd 40. Ayet (11:40:19) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | hüküm verilmiş | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274] | |||||
| 6 | Ra'd 10. Ayet (13:10:5) | الْقَوْلَ | القول | l-kavle | sözü | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. | |||||
| 7 | Ra'd 33. Ayet (13:33:24) | الْقَوْلِۜ | القول | l-kavl(i) | söz mü (söylüyorsunuz)? | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 8 | İbrahim 27. Ayet (14:27:5) | بِالْقَوْلِ | بالقول | bil-kavli | söz ile | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır[294], zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. | |||||
| 9 | Nahl 86. Ayet (16:86:17) | الْقَوْلَ | القول | l-kavle | şu sözle | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. | |||||
| 10 | İsrâ 16. Ayet (17:16:12) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | (azab) karar(ı) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de[312] onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. | |||||
| 11 | Tâhâ 7. Ayet (20:7:3) | بِالْقَوْلِ | بالقول | bil-kavli | sözü | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da. | |||||
| 12 | Enbiyâ 4. Ayet (21:4:4) | الْقَوْلَ | القول | l-kavle | konuşulanı | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 13 | Enbiyâ 27. Ayet (21:27:3) | بِالْقَوْلِ | بالقول | bil-kavli | bir söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. | |||||
| 14 | Enbiyâ 110. Ayet (21:110:5) | الْقَوْلِ | القول | l-kavli | sözün | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.” | |||||
| 15 | Hacc 24. Ayet (22:24:5) | الْقَوْلِۗ | القول | l-kavli | sözün | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. | |||||
| 16 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:24) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 17 | Mü'minûn 68. Ayet (23:68:3) | الْقَوْلَ | القول | l-kavle | o sözü (Kur'an'ı) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? | |||||
| 18 | Neml 82. Ayet (27:82:3) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. | |||||
| 19 | Neml 85. Ayet (27:85:2) | الْقَوْلُ | القول | lkavlu | karar | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. | |||||
| 20 | Kasas 51. Ayet (28:51:4) | الْقَوْلَ | القول | l-kavle | sözü(müzü) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık. | |||||
| 21 | Kasas 63. Ayet (28:63:5) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. | |||||
| 22 | Secde 13. Ayet (32:13:9) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.[433] | |||||
| 23 | Ahzab 32. Ayet (33:32:12) | بِالْقَوْلِ | بالقول | bil-kavli | sözlerinizde | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. | |||||
| 24 | Sebe' 31. Ayet (34:31:23) | الْقَوْلَۚ | القول | l-kavle | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 25 | Yâsîn 7. Ayet (36:7:3) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | o söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler. | |||||
| 26 | Yâsîn 70. Ayet (36:70:6) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | (azab) söz(ü) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. | |||||
| 27 | Zümer 18. Ayet (39:18:3) | الْقَوْلَ | القول | l-kavle | sözü | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. | |||||
| 28 | Fussilet 25. Ayet (41:25:13) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. | |||||
| 29 | Ahkaf 18. Ayet (46:18:5) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | (azab) söz(ü) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 30 | Muhammed 30. Ayet (47:30:9) | الْقَوْلِۜ | القول | l-kavl(i) | sözlerinin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir. | |||||
| 31 | Hucurât 2. Ayet (49:2:14) | بِالْقَوْلِ | بالقول | bil-kavli | sözü | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. | |||||
| 32 | Kaf 29. Ayet (50:29:3) | الْقَوْلُ | القول | l-kavlu | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.” | |||||
| 33 | Mücadele 2. Ayet (58:2:18) | الْقَوْلِ | القول | l-kavli | söz- | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||