| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2250 | Fetih 29. Ayet (48:29:46) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 2251 | Hucurât 1. Ayet (49:1:9) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 2252 | Hucurât 1. Ayet (49:1:12) | اللّٰهَۜ | الله | (A)llâh(e) | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 2253 | Hucurât 1. Ayet (49:1:14) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 2254 | Hucurât 3. Ayet (49:3:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah’ın, gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 2255 | Hucurât 3. Ayet (49:3:11) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah’ın, gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 2256 | Hucurât 5. Ayet (49:5:10) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2257 | Hucurât 7. Ayet (49:7:5) | اللّٰهِۜ | الله | (A)llâh(i) | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. | |||||
| 2258 | Hucurât 7. Ayet (49:7:14) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. | |||||
| 2259 | Hucurât 8. Ayet (49:8:3) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah- | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir | |||||
| 2260 | Hucurât 8. Ayet (49:8:5) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | ve Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir | |||||
| 2261 | Hucurât 9. Ayet (49:9:20) | اللّٰهِۚ | الله | (A)llâh(i) | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. | |||||
| 2262 | Hucurât 9. Ayet (49:9:28) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. | |||||
| 2263 | Hucurât 10. Ayet (49:10:8) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. | |||||
| 2264 | Hucurât 12. Ayet (49:12:28) | اللّٰهَۜ | الله | (A)llâh(e) | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. | |||||
| 2265 | Hucurât 12. Ayet (49:12:30) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. | |||||
| 2266 | Hucurât 13. Ayet (49:13:16) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 2267 | Hucurât 13. Ayet (49:13:19) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 2268 | Hucurât 14. Ayet (49:14:17) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 2269 | Hucurât 14. Ayet (49:14:25) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 2270 | Hucurât 15. Ayet (49:15:5) | بِاللّٰهِ | بالله | bi(A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. | |||||
| 2271 | Hucurât 15. Ayet (49:15:15) | اللّٰهِۜ | الله | (A)llâh(i) | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. | |||||
| 2272 | Hucurât 16. Ayet (49:16:3) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” | |||||
| 2273 | Hucurât 16. Ayet (49:16:5) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” | |||||
| 2274 | Hucurât 16. Ayet (49:16:13) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” | |||||
| 2275 | Hucurât 17. Ayet (49:17:11) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.” | |||||
| 2276 | Hucurât 18. Ayet (49:18:2) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 2277 | Hucurât 18. Ayet (49:18:7) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | ve Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 2278 | Kaf 26. Ayet (50:26:4) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah ile beraber, başka bir ilâh edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” | |||||
| 2279 | Zâriyât 50. Ayet (51:50:3) | اللّٰهِۜ | الله | (A)llâh(i) | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde Allah’a koşun. Şüphesiz ben, size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. | |||||
| 2280 | Zâriyât 51. Ayet (51:51:4) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah ile beraber başka bir ilâh edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. | |||||
| 2281 | Zâriyât 58. Ayet (51:58:2) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'tır | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. | |||||
| 2282 | Tûr 27. Ayet (52:27:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.” | |||||
| 2283 | Tûr 43. Ayet (52:43:5) | اللّٰهِۜ | الله | (A)llâh(i) | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 2284 | Tûr 43. Ayet (52:43:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 2285 | Necm 23. Ayet (53:23:10) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. | |||||
| 2286 | Necm 26. Ayet (53:26:15) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. | |||||
| 2287 | Necm 58. Ayet (53:58:5) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. | |||||
| 2288 | Hadîd 4. Ayet (57:4:33) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 2289 | Hadîd 5. Ayet (57:5:6) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Bütün işler ancak O’na döndürülür. | |||||
| 2290 | Hadîd 7. Ayet (57:7:2) | بِاللّٰهِ | بالله | bi(A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.[526] | |||||
| 2291 | Hadîd 8. Ayet (57:8:5) | بِاللّٰهِۚ | بالله | bi(A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Hâlbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). | |||||
| 2292 | Hadîd 9. Ayet (57:9:14) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 2293 | Hadîd 10. Ayet (57:10:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2294 | Hadîd 10. Ayet (57:10:32) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2295 | Hadîd 10. Ayet (57:10:34) | وَاللّٰهُ | والله | va(A)llâhu | ve Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2296 | Hadîd 11. Ayet (57:11:5) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükâfat da vardır. | |||||
| 2297 | Hadîd 14. Ayet (57:14:17) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı.” | |||||
| 2298 | Hadîd 14. Ayet (57:14:19) | بِاللّٰهِ | بالله | bi(A)llâhi | Allah(ın affı) ile | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı.” | |||||
| 2299 | Hadîd 16. Ayet (57:16:9) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir. | |||||