"المس" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 95 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Fatiha 6. Ayet (1:6:3) الْمُسْتَق۪يمَۙ المستقيم l-mustakîm(e) doğru ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
2 Bakara 61. Ayet (2:61:41) وَالْمَسْكَنَةُ والمسكنة vel-meskenetu ve yoksulluk (damgası) س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
3 Bakara 83. Ayet (2:83:15) وَالْمَسَاك۪ينِ والمساكين vel-mesâkîni ve yoksullara س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
4 Bakara 144. Ayet (2:144:13) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38]
5 Bakara 149. Ayet (2:149:7) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
6 Bakara 150. Ayet (2:150:7) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.
7 Bakara 164. Ayet (2:164:37) الْمُسَخَّرِ المسخر l-museḣḣari emre hazır bekleyen س خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.
8 Bakara 177. Ayet (2:177:26) وَالْمَسَاك۪ينَ والمساكين vel-mesâkîne ve yoksullara س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
9 Bakara 187. Ayet (2:187:53) الْمَسَاجِدِۜ المساجد l-mesâcid(i) mescidlerde س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
10 Bakara 191. Ayet (2:191:15) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
11 Bakara 196. Ayet (2:196:65) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.
12 Bakara 215. Ayet (2:215:12) وَالْمَسَاك۪ينِ والمساكين vel-mesâkîni ve yoksullar س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”
13 Bakara 217. Ayet (2:217:17) وَالْمَسْجِدِ والمسجد vel-mescidi ve Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62]
14 Bakara 275. Ayet (2:275:13) الْمَسِّۜ المس l-mess(i) dokunup م س س
Diyanet İşleri (Yeni) Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.
15 Âl-i İmran 14. Ayet (3:14:14) الْمُسَوَّمَةِ المسومة l-musevvemeti salma س و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
16 Âl-i İmran 17. Ayet (3:17:5) وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ والمستغفرين vel-mustaġfirîne ve istiğfar edenler غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) 16,17. (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.
17 Âl-i İmran 45. Ayet (3:45:12) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih'dir الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.”
18 Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:20) الْمَسْكَنَةُۜ المسكنة l-meskene(tu) miskinlik (damgası) س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.
19 Nisâ 8. Ayet (4:8:7) وَالْمَسَاك۪ينُ والمساكين vel-mesâkînu ve yoksullar س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.
20 Nisâ 36. Ayet (4:36:12) وَالْمَسَاك۪ينِ والمساكين vel-mesâkîni ve yoksullara س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
21 Nisâ 75. Ayet (4:75:8) وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ والمستضعفين vel-mustad’afîne ve zayıf ض ع ف
Diyanet İşleri (Yeni) Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
22 Nisâ 98. Ayet (4:98:2) الْمُسْتَضْعَف۪ينَ المستضعفين l-mustad’afîne gerçekten zayıf ض ع ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
23 Nisâ 127. Ayet (4:127:25) وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ والمستضعفين vel-mustad’afîne ve zavallı ض ع ف
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.
24 Nisâ 157. Ayet (4:157:4) الْمَس۪يحَ المسيح l-mesîha Mesih'i الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) 156,157. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.
25 Nisâ 171. Ayet (4:171:15) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.
26 Nisâ 172. Ayet (4:172:3) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Mesih de, Allah’a yakın melekler de, Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.
27 Mâide 2. Ayet (5:2:35) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.
28 Mâide 17. Ayet (5:17:8) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih'tir الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
29 Mâide 17. Ayet (5:17:21) الْمَس۪يحَ المسيح l-mesîha Mesih'i الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
30 Mâide 72. Ayet (5:72:8) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih'tir الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
31 Mâide 72. Ayet (5:72:12) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
32 Mâide 75. Ayet (5:75:2) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilâh olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.
33 En'am 141. Ayet (6:141:31) الْمُسْرِف۪ينَۙ المسرفين l-musrifîn(e) israf edenleri س ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.[196] Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü)[197] verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.
34 En'am 163. Ayet (6:163:8) الْمُسْلِم۪ينَ المسلمين l-muslimîn(e) müslümanların س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.”
35 A'raf 16. Ayet (7:16:7) الْمُسْتَق۪يمَۙ المستقيم l-mustekîm(e) doğru ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”
36 A'raf 31. Ayet (7:31:16) الْمُسْرِف۪ينَ۟ المسرفين l-musrifîn(e) israf edenleri س ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.
37 Enfal 34. Ayet (8:34:0) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.
38 Enfal 41. Ayet (8:41:0) وَالْمَسَاك۪ينِ والمساكين vel-mesâkîni ve yoksullara س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
39 Tevbe 7. Ayet (9:7:0) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece, siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.
40 Tevbe 19. Ayet (9:19:0) الْمَسْجِدِ المسجد l-mescidi Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez.
41 Tevbe 28. Ayet (9:28:0) الْمَسْجِدَ المسجد l-mescide Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
42 Tevbe 30. Ayet (9:30:0) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
43 Tevbe 31. Ayet (9:31:0) وَالْمَس۪يحَ والمسيح vel-mesîha ve Mesih'i de الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) (Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
44 Tevbe 60. Ayet (9:60:0) وَالْمَسَاك۪ينِ والمساكين vel-mesâkîni ve düşkünlere س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
45 Yunus 72. Ayet (10:72:0) الْمُسْلِم۪ينَ المسلمين l-muslimîn(e) Müslümanlar- س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.”
46 Yunus 83. Ayet (10:83:0) الْمُسْرِف۪ينَ المسرفين l-musrifîn(e) çok aşırı giden س ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
47 Yunus 90. Ayet (10:90:0) الْمُسْلِم۪ينَ المسلمين l-muslimîn(e) Müslümanlardanım س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi.
48 Yusuf 18. Ayet (12:18:15) الْمُسْتَعَانُ المستعان l-muste’ânu yardım istenir ع و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”
49 Hicr 24. Ayet (15:24:3) الْمُسْتَقْدِم۪ينَ المستقدمين l-mustakdimîne önce geçenleri ق د م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
50 Hicr 24. Ayet (15:24:7) الْمُسْتَأْخِر۪ينَ المستأخرين l-muste/ḣirîn(e) geri kalanları da أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.