"اليوم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 75 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 8. Ayet (2:8:7) وَبِالْيَوْمِ وباليوم ve bil-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
2 Bakara 62. Ayet (2:62:11) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[20] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[21]
3 Bakara 126. Ayet (2:126:17) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
4 Bakara 177. Ayet (2:177:14) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
5 Bakara 228. Ayet (2:228:20) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
6 Bakara 232. Ayet (2:232:23) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
7 Bakara 249. Ayet (2:249:40) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”
8 Bakara 264. Ayet (2:264:18) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
9 Âl-i İmran 114. Ayet (3:114:3) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
10 Nisâ 38. Ayet (4:38:10) بِالْيَوْمِ باليوم bil-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.
11 Nisâ 39. Ayet (4:39:6) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir.
12 Nisâ 59. Ayet (4:59:24) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.
13 Nisâ 136. Ayet (4:136:24) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.
14 Nisâ 162. Ayet (4:162:21) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.
15 Mâide 3. Ayet (5:3:31) اَلْيَوْمَ اليوم elyevme bugün artık ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16 Mâide 3. Ayet (5:3:40) اَلْيَوْمَ اليوم elyevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
17 Mâide 5. Ayet (5:5:1) اَلْيَوْمَ اليوم el-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.[145] Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.
18 Mâide 69. Ayet (5:69:11) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir.)[153]
19 En'am 93. Ayet (6:93:35) اَلْيَوْمَ اليوم elyevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!
20 A'raf 51. Ayet (7:51:9) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.[218]
21 Enfal 48. Ayet (8:48:0) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve, “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım.” demişti. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisingeriye dönüp, “Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)[252] görüyorum. Ben Allah’tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır” demişti.
22 Tevbe 18. Ayet (9:18:0) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
23 Tevbe 19. Ayet (9:19:0) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez.
24 Tevbe 29. Ayet (9:29:0) بِالْيَوْمِ باليوم bil-yevmi gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.
25 Tevbe 44. Ayet (9:44:0) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.
26 Tevbe 45. Ayet (9:45:0) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.
27 Tevbe 99. Ayet (9:99:0) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
28 Yunus 92. Ayet (10:92:0) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.
29 Hûd 43. Ayet (11:43:11) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
30 Yusuf 54. Ayet (12:54:11) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kral, “Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım”, dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.”
31 Yusuf 92. Ayet (12:92:5) الْيَوْمَۜ اليوم l-yevm(e) bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.
32 Nahl 27. Ayet (16:27:18) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.”
33 Nahl 63. Ayet (16:63:14) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
34 İsrâ 14. Ayet (17:14:5) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.
35 Meryem 26. Ayet (19:26:17) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.[342]
36 Meryem 38. Ayet (19:38:8) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
37 Tâhâ 64. Ayet (20:64:8) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.”
38 Tâhâ 126. Ayet (20:126:7) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der.
39 Mü'minûn 65. Ayet (23:65:3) الْيَوْمَ اليوم l-yevm(e) bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.
40 Mü'minûn 111. Ayet (23:111:3) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
41 Nûr 2. Ayet (24:2:20) وَالْيَوْمِ واليوم vel-yevmi ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
42 Furkan 14. Ayet (25:14:3) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!” (denir.)
43 Ankebut 36. Ayet (29:36:11) الْيَوْمَ اليوم l-yevme gününü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Şu’ayb, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi.
44 Ahzab 21. Ayet (33:21:13) وَالْيَوْمَ واليوم vel-yevme ve gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.
45 Sebe' 42. Ayet (34:42:1) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.
46 Yâsîn 54. Ayet (36:54:1) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
47 Yâsîn 55. Ayet (36:55:4) الْيَوْمَ اليوم l-yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
48 Yâsîn 59. Ayet (36:59:2) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!”
49 Yâsîn 64. Ayet (36:64:2) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”
50 Yâsîn 65. Ayet (36:65:1) اَلْيَوْمَ اليوم el-yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.