| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 4. Ayet (2:4:10) | وَبِالْاٰخِرَةِ | وبالاخرة | ve bil-âḣirati | ve ahirete de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 2 | Bakara 86. Ayet (2:86:6) | بِالْاٰخِرَةِۘ | بالاخرة | bil-âḣirat(i) | ahireti verip | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. | |||||
| 3 | Bakara 102. Ayet (2:102:64) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! | |||||
| 4 | Bakara 114. Ayet (2:114:28) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır. | |||||
| 5 | Bakara 130. Ayet (2:130:16) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. | |||||
| 6 | Bakara 200. Ayet (2:200:22) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 7 | Bakara 201. Ayet (2:201:10) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. | |||||
| 8 | Bakara 217. Ayet (2:217:51) | وَالْاٰخِرَةِۚ | والاخرة | vel-âḣirat(i) | ahirette (de) | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 9 | Bakara 220. Ayet (2:220:3) | وَالْاٰخِرَةِۜ | والاخرة | vel-âḣirat(i) | ve ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 22. Ayet (3:22:7) | وَالْاٰخِرَةِۘ | والاخرة | vel-âḣirati | ve ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 45. Ayet (3:45:19) | وَالْاٰخِرَةِ | والاخرة | vel-âḣirati | ve ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.” | |||||
| 12 | Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:9) | وَالْاٰخِرَةِۘ | والاخرة | vel-âḣirati | ve ahirette de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” | |||||
| 13 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:14) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 85. Ayet (3:85:11) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-ḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 145. Ayet (3:145:20) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız. | |||||
| 16 | Âl-i İmran 148. Ayet (3:148:7) | الْاٰخِرَةِۜ | الاخرة | l-âḣira(ti) | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 176. Ayet (3:176:19) | الْاٰخِرَةِۚ | الاخرة | l-âḣira(ti) | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır. | |||||
| 18 | Nisâ 74. Ayet (4:74:9) | بِالْاٰخِرَةِۜ | بالاخرة | bil-âḣirat(i) | ahireti karşılığında | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 19 | Nisâ 134. Ayet (4:134:10) | وَالْاٰخِرَةِۜ | والاخرة | vel-âḣira(ti) | ve ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki), dünya sevabı da, ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 20 | Mâide 5. Ayet (5:5:41) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.[145] Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır. | |||||
| 21 | Mâide 33. Ayet (5:33:32) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | Âhirette ise | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.[149] | |||||
| 22 | Mâide 41. Ayet (5:41:66) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 23 | En'am 92. Ayet (6:92:16) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.[185] Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. | |||||
| 24 | En'am 113. Ayet (6:113:7) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar). | |||||
| 25 | En'am 150. Ayet (6:150:24) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar. | |||||
| 26 | A'raf 45. Ayet (7:45:9) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahireti de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir. | |||||
| 27 | A'raf 147. Ayet (7:147:5) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. | |||||
| 28 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 29 | Tevbe 38. Ayet (9:38:0) | الْاٰخِرَةِۚ | الاخرة | l-âḣira(ti) | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. | |||||
| 30 | Tevbe 38. Ayet (9:38:0) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. | |||||
| 31 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | وَالْاٰخِرَةِۚ | والاخرة | vel-âḣira(ti) | ve ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 32 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | وَالْاٰخِرَةِۚ | والاخرة | vel-âḣira(ti) | ve ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 33 | Yunus 64. Ayet (10:64:0) | الْاٰخِرَةِۜ | الاخرة | l-âḣira(ti) | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 34 | Hûd 16. Ayet (11:16:6) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. | |||||
| 35 | Hûd 19. Ayet (11:19:9) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahireti | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. | |||||
| 36 | Hûd 22. Ayet (11:22:5) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. | |||||
| 37 | Hûd 103. Ayet (11:103:8) | الْاٰخِرَةِۜ | الاخرة | l-âḣira(ti) | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278] | |||||
| 38 | Yusuf 37. Ayet (12:37:24) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahireti | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini bıraktım.” | |||||
| 39 | Yusuf 57. Ayet (12:57:2) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. | |||||
| 40 | Yusuf 101. Ayet (12:101:17) | وَالْاٰخِرَةِۚ | والاخرة | vel-âḣira(ti) | ve ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” | |||||
| 41 | Yusuf 109. Ayet (12:109:24) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 42 | Ra'd 26. Ayet (13:26:14) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahiretin yanında | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. | |||||
| 43 | Ra'd 34. Ayet (13:34:7) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. | |||||
| 44 | İbrahim 3. Ayet (14:3:6) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 45 | İbrahim 27. Ayet (14:27:11) | الْاٰخِرَةِۚ | الاخرة | l-âḣira(ti) | ahirette | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır[294], zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. | |||||
| 46 | Nahl 22. Ayet (16:22:7) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. | |||||
| 47 | Nahl 30. Ayet (16:30:16) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Hayr indirdi” derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. | |||||
| 48 | Nahl 41. Ayet (16:41:14) | الْاٰخِرَةِ | الاخرة | l-âḣirati | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.. | |||||
| 49 | Nahl 60. Ayet (16:60:4) | بِالْاٰخِرَةِ | بالاخرة | bil-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 50 | Nahl 107. Ayet (16:107:7) | الْاٰخِرَةِۙ | الاخرة | l-âḣirati | ahirete | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. | |||||