| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 26. Ayet (2:26:17) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | haktır (gerçektir) | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 2 | Bakara 91. Ayet (2:91:17) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | haktır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 3 | Bakara 109. Ayet (2:109:21) | الْحَقُّۚ | الحق | l-hakk(u) | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir. | |||||
| 4 | Bakara 144. Ayet (2:144:27) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | bir gerçek olduğunu | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 5 | Bakara 282. Ayet (2:282:28) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hak olan (borçlu) | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80] | |||||
| 6 | Bakara 282. Ayet (2:282:40) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | borçlu olan | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80] | |||||
| 7 | Âl-i İmran 62. Ayet (3:62:5) | الْحَقُّۚ | الحق | l-hakk(u) | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 8 | En'am 66. Ayet (6:66:5) | الْحَقُّۜ | الحق | l-hakk(u) | gerçek iken | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim.”[179] | |||||
| 9 | En'am 73. Ayet (6:73:12) | الْحَقُّۜ | الحق | l-hakk(u) | haktır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 10 | A'raf 8. Ayet (7:8:3) | الْحَقُّۚ | الحق | l-hakk(u) | tam doğrudur | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 11 | A'raf 118. Ayet (7:118:2) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. | |||||
| 12 | Tevbe 48. Ayet (9:48:0) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri hâlde, Allah’ın dini galip geldi. | |||||
| 13 | Yunus 32. Ayet (10:32:0) | الْحَقُّۚ | الحق | l-hakk(u) | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. O hâlde, nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? | |||||
| 14 | Yunus 76. Ayet (10:76:0) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler. | |||||
| 15 | Yunus 94. Ayet (10:94:0) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! | |||||
| 16 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 17 | Hûd 17. Ayet (11:17:32) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | bir gerçektir | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. | |||||
| 18 | Hûd 45. Ayet (11:45:12) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | haktır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va’din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.” | |||||
| 19 | Hûd 120. Ayet (11:120:14) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | bir hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. | |||||
| 20 | Yusuf 51. Ayet (12:51:22) | الْحَقُّۘ | الحق | l-hakku | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. | |||||
| 21 | Ra'd 1. Ayet (13:1:10) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | haktır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif Lâm Mîm Râ.[287] İşte bunlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar. | |||||
| 22 | Ra'd 19. Ayet (13:19:8) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hak olduğunu | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. | |||||
| 23 | İsrâ 81. Ayet (17:81:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | Hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.” | |||||
| 24 | Kehf 29. Ayet (18:29:2) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | bu gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328] | |||||
| 25 | Tâhâ 114. Ayet (20:114:4) | الْحَقُّۚ | الحق | l-hakk(u) | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de. | |||||
| 26 | Enbiyâ 97. Ayet (21:97:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. | |||||
| 27 | Hacc 6. Ayet (22:6:5) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | tek gerçektir | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir. | |||||
| 28 | Hacc 54. Ayet (22:54:6) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | bir hak (gerçek) olduğunu | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir. | |||||
| 29 | Hacc 62. Ayet (22:62:5) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | Hak'tır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 30 | Mü'minûn 71. Ayet (23:71:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. | |||||
| 31 | Mü'minûn 116. Ayet (23:116:4) | الْحَقُّۚ | الحق | l-hakk(u) | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. O’ndan başka hiç ilâh yoktur. O, şerefli ve yüce Arş’ın Rabbidir. | |||||
| 32 | Nûr 25. Ayet (24:25:10) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | Hak'tır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 33 | Nûr 49. Ayet (24:49:4) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hüküm | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler. | |||||
| 34 | Furkan 26. Ayet (25:26:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır. | |||||
| 35 | Kasas 48. Ayet (28:48:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 36 | Kasas 53. Ayet (28:53:8) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | bir haktır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an kendilerine okunduğu zaman, “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. | |||||
| 37 | Lokman 30. Ayet (31:30:5) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | haktır | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 38 | Secde 3. Ayet (32:3:6) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçektir | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. | |||||
| 39 | Sebe' 49. Ayet (34:49:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.” | |||||
| 40 | Fâtır 31. Ayet (35:31:7) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçektir | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür. | |||||
| 41 | Sâd 84. Ayet (38:84:2) | فَالْحَقُّۘ | فالحق | fel-hakku | gerçektir | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:” | |||||
| 42 | Fussilet 53. Ayet (41:53:11) | الْحَقُّۜ | الحق | l-hakk(u) | gerçek olduğu | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi? | |||||
| 43 | Şûrâ 18. Ayet (42:18:13) | الْحَقُّۜ | الحق | l-hakk(u) | gerçek olduğunu | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 44 | Zuhruf 29. Ayet (43:29:7) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek söz | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. | |||||
| 45 | Zuhruf 30. Ayet (43:30:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat kendilerine Hak gelince, “Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 46 | Muhammed 2. Ayet (47:2:11) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçektir | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 47 | Nebe' 39. Ayet (78:39:3) | الْحَقُّۚ | الحق | l-hakk(u) | hak | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar. | |||||