| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 9350 | Furkan 70. Ayet (25:70:10) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 9351 | Furkan 70. Ayet (25:70:14) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 9352 | Furkan 71. Ayet (25:71:4) | صَالِحًا | صالحا | sâlihan | faydalı iş | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner. | |||||
| 9353 | Furkan 71. Ayet (25:71:7) | اِلَى | الى | ila | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner. | |||||
| 9354 | Furkan 71. Ayet (25:71:8) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner. | |||||
| 9355 | Furkan 72. Ayet (25:72:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. | |||||
| 9356 | Furkan 72. Ayet (25:72:4) | الزُّورَۙ | الزور | zzûra | yalan ve boş söze | ز و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. | |||||
| 9357 | Furkan 72. Ayet (25:72:7) | بِاللَّغْوِ | باللغو | bil-laġvi | boş söze | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. | |||||
| 9358 | Furkan 73. Ayet (25:73:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. | |||||
| 9359 | Furkan 74. Ayet (25:74:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. | |||||
| 9360 | Furkan 75. Ayet (25:75:3) | الْغُرْفَةَ | الغرفة | l-ġurfete | saraylarda | غ ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. | |||||
| 9361 | Furkan 76. Ayet (25:76:1) | خَالِد۪ينَ | خالدين | ḣâlidîne | ebedi kalacaklardır | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! | |||||
| 9362 | Şu'arâ 2. Ayet (26:2:3) | الْكِتَابِ | الكتاب | l-kitâbi | Kitabın | ك ت ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir. | |||||
| 9363 | Şu'arâ 2. Ayet (26:2:4) | الْمُب۪ينِ | المبين | l-mubîn(i) | apaçık | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir. | |||||
| 9364 | Şu'arâ 3. Ayet (26:3:4) | اَلَّا | الا | ellâ | diye | أَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye âdeta kendini helâk edeceksin! | |||||
| 9365 | Şu'arâ 4. Ayet (26:4:6) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâi | gök- | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar. | |||||
| 9366 | Şu'arâ 5. Ayet (26:5:6) | الرَّحْمٰنِ | الرحمن | rrahmâni | Rahman- | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. | |||||
| 9367 | Şu'arâ 5. Ayet (26:5:8) | اِلَّا | الا | illâ | إِلَّا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. | |||||
| 9368 | Şu'arâ 7. Ayet (26:7:3) | اِلَى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. | |||||
| 9369 | Şu'arâ 7. Ayet (26:7:4) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzüne | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. | |||||
| 9370 | Şu'arâ 9. Ayet (26:9:4) | الْعَز۪يزُ | العزيز | l-’azîzu | üstündür | ع ز ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. | |||||
| 9371 | Şu'arâ 9. Ayet (26:9:5) | الرَّح۪يمُ۟ | الرحيم | rrahîm(u) | merhamet edendir | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. | |||||
| 9372 | Şu'arâ 10. Ayet (26:10:7) | الْقَوْمَ | القوم | l-kavme | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Hani Rabbin, Mûsâ’ya; “Zalimler topluluğuna, Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. | |||||
| 9373 | Şu'arâ 10. Ayet (26:10:8) | الظَّالِم۪ينَۙ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Hani Rabbin, Mûsâ’ya; “Zalimler topluluğuna, Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. | |||||
| 9374 | Şu'arâ 11. Ayet (26:11:3) | اَلَا | الا | elâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Hani Rabbin, Mûsâ’ya; “Zalimler topluluğuna, Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. | |||||
| 9375 | Şu'arâ 12. Ayet (26:12:1) | قَالَ | قال | kâle | (Musa) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.” | |||||
| 9376 | Şu'arâ 13. Ayet (26:13:7) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap).”[396] | |||||
| 9377 | Şu'arâ 15. Ayet (26:15:1) | قَالَ | قال | kâle | (Allah) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dedi ki, “Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.” | |||||
| 9378 | Şu'arâ 16. Ayet (26:16:7) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”, | |||||
| 9379 | Şu'arâ 18. Ayet (26:18:1) | قَالَ | قال | kâle | (Fir'avn) dedi ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.” | |||||
| 9380 | Şu'arâ 18. Ayet (26:18:2) | اَلَمْ | الم | elem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.” | |||||
| 9381 | Şu'arâ 19. Ayet (26:19:3) | الَّت۪ي | التي | lletî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin.” | |||||
| 9382 | Şu'arâ 19. Ayet (26:19:7) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | nankörler- | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin.” | |||||
| 9383 | Şu'arâ 20. Ayet (26:20:1) | قَالَ | قال | kâle | (Musa) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde iken (istemeyerek) yaptım.” | |||||
| 9384 | Şu'arâ 20. Ayet (26:20:6) | الضَّٓالّ۪ينَۜ | الضالين | ddâllîn(e) | dalalette idim | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde iken (istemeyerek) yaptım.” | |||||
| 9385 | Şu'arâ 21. Ayet (26:21:11) | الْمُرْسَل۪ينَ | المرسلين | l-murselîn(e) | elçiler- | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”[397] | |||||
| 9386 | Şu'arâ 23. Ayet (26:23:1) | قَالَ | قال | kâle | dedi ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. | |||||
| 9387 | Şu'arâ 23. Ayet (26:23:5) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. | |||||
| 9388 | Şu'arâ 24. Ayet (26:24:1) | قَالَ | قال | kâle | dedi ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.” | |||||
| 9389 | Şu'arâ 24. Ayet (26:24:3) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerin | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.” | |||||
| 9390 | Şu'arâ 24. Ayet (26:24:4) | وَالْاَرْضِ | والارض | vel-ardi | ve yerin | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.” | |||||
| 9391 | Şu'arâ 25. Ayet (26:25:1) | قَالَ | قال | kâle | (Fir'avn) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. | |||||
| 9392 | Şu'arâ 25. Ayet (26:25:4) | اَلَا | الا | elâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. | |||||
| 9393 | Şu'arâ 26. Ayet (26:26:1) | قَالَ | قال | kâle | (Musa) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. | |||||
| 9394 | Şu'arâ 26. Ayet (26:26:5) | الْاَوَّل۪ينَ | الاولين | l-evvelîn(e) | önceki | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. | |||||
| 9395 | Şu'arâ 27. Ayet (26:27:1) | قَالَ | قال | kâle | (Fir'avn) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir” dedi. | |||||
| 9396 | Şu'arâ 27. Ayet (26:27:4) | الَّذ۪ٓي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir” dedi. | |||||
| 9397 | Şu'arâ 27. Ayet (26:27:6) | اِلَيْكُمْ | اليكم | ileykum | size | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir” dedi. | |||||
| 9398 | Şu'arâ 28. Ayet (26:28:1) | قَالَ | قال | kâle | (Musa) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi. | |||||
| 9399 | Şu'arâ 28. Ayet (26:28:3) | الْمَشْرِقِ | المشرق | l-meşriki | doğunun | ش ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi. | |||||