"ال" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 15568 sonuç bulundu.
9450 - 9500 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
9450 Şu'arâ 71. Ayet (26:71:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi.
9451 Şu'arâ 72. Ayet (26:72:1) قَالَ قال kâle dedi ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?”
9452 Şu'arâ 74. Ayet (26:74:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler.
9453 Şu'arâ 75. Ayet (26:75:1) قَالَ قال kâle dedi ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 75,76. İbrahim, şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?”
9454 Şu'arâ 76. Ayet (26:76:3) الْاَقْدَمُونَ الاقدمون l-akdemûn(e) eski ق د م
Diyanet İşleri (Yeni) 75,76. İbrahim, şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?”
9455 Şu'arâ 77. Ayet (26:77:4) اِلَّا الا illâ yalnız hariç إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur.”
9456 Şu'arâ 77. Ayet (26:77:6) الْعَالَم۪ينَۙ العالمين l-’âlemîn(e) alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur.”
9457 Şu'arâ 78. Ayet (26:78:1) اَلَّذ۪ي الذي elleżî ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.”
9458 Şu'arâ 79. Ayet (26:79:1) وَالَّذ۪ي والذي velleżî ve ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “O, bana yediren ve içirendir.”
9459 Şu'arâ 81. Ayet (26:81:1) وَالَّذ۪ي والذي velleżî O'dur ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.”
9460 Şu'arâ 82. Ayet (26:82:1) وَالَّذ۪ٓي والذي velleżî ve O'dur ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) “O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.”
9461 Şu'arâ 82. Ayet (26:82:8) الدّ۪ينِۜ الدين ddîn(i) din (ceza) د ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) “O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.”
9462 Şu'arâ 83. Ayet (26:83:5) وَاَلْحِقْن۪ي والحقني ve elhiknî ve beni kat ل ح ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.”
9463 Şu'arâ 83. Ayet (26:83:6) بِالصَّالِح۪ينَۙ بالصالحين bi-ssâlihîn(e) Salihler arasına ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.”
9464 Şu'arâ 84. Ayet (26:84:6) الْاٰخِر۪ينَۙ الاخرين l-âḣirîn(e) sonra gelenler أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.”
9465 Şu'arâ 85. Ayet (26:85:5) النَّع۪يمِۙ النعيم -nna’îm(i) nimet(i bol olan) ن ع م
Diyanet İşleri (Yeni) “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.”
9466 Şu'arâ 86. Ayet (26:86:6) الضَّٓالّ۪ينَۙ الضالين ddâllîn(e) sapıklar- ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.”
9467 Şu'arâ 88. Ayet (26:88:4) مَالٌ مال mâlun (ne) mal م و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!”
9468 Şu'arâ 89. Ayet (26:89:1) اِلَّا الا illâ dışındakine إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.”
9469 Şu'arâ 89. Ayet (26:89:4) اللّٰهَ الله (A)llâhe Allah'a اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.”
9470 Şu'arâ 90. Ayet (26:90:2) الْجَنَّةُ الجنة l-cennetu cennet ج ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.
9471 Şu'arâ 91. Ayet (26:91:2) الْجَح۪يمُ الجحيم l-cehîmu cehennem ج ح م
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92,93. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek.
9472 Şu'arâ 93. Ayet (26:93:3) اللّٰهِۜ الله (A)llâhi Allah'tan اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92,93. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek.
9473 Şu'arâ 94. Ayet (26:94:4) وَالْغَاوُ۫نَۙ والغاون vel-ġâvûn(e) ve azgınlar غ و ي
Diyanet İşleri (Yeni) 94,95. Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
9474 Şu'arâ 96. Ayet (26:96:1) قَالُوا قالوا kâlû derler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
9475 Şu'arâ 97. Ayet (26:97:1) تَاللّٰهِ تالله ta(A)llâhi vallahi اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
9476 Şu'arâ 97. Ayet (26:97:5) ضَلَالٍ ضلال dalâlin bir sapıklık ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
9477 Şu'arâ 98. Ayet (26:98:4) الْعَالَم۪ينَ العالمين l’âlemîn(e) alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
9478 Şu'arâ 99. Ayet (26:99:3) اِلَّا الا illâ başkası إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.”
9479 Şu'arâ 99. Ayet (26:99:4) الْمُجْرِمُونَ المجرمون l-mucrimûn(e) suçlulardan ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.”
9480 Şu'arâ 102. Ayet (26:102:7) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananlar- أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”
9481 Şu'arâ 104. Ayet (26:104:4) الْعَز۪يزُ العزيز l’azîzu üstün olan ع ز ز
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
9482 Şu'arâ 104. Ayet (26:104:5) الرَّح۪يمُ۟ الرحيم rrahîm(u) merhamet eden ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
9483 Şu'arâ 105. Ayet (26:105:4) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı.
9484 Şu'arâ 106. Ayet (26:106:2) قَالَ قال kâle demişti ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani kardeşleri Nûh, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
9485 Şu'arâ 106. Ayet (26:106:6) اَلَا الا elâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani kardeşleri Nûh, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
9486 Şu'arâ 108. Ayet (26:108:2) اللّٰهَ الله (A)llâhe Allah'tan اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
9487 Şu'arâ 109. Ayet (26:109:8) اِلَّا الا illâ başka إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
9488 Şu'arâ 109. Ayet (26:109:11) الْعَالَم۪ينَۚ العالمين l-’âlemîn(e) alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
9489 Şu'arâ 110. Ayet (26:110:2) اللّٰهَ الله (A)llâhe Allah'tan اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”
9490 Şu'arâ 111. Ayet (26:111:1) قَالُٓوا قالوا kâlû dediler ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?”
9491 Şu'arâ 111. Ayet (26:111:5) الْاَرْذَلُونَۜ الارذلون l-erżelûn(e) bayağı kimseler ر ذ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?”
9492 Şu'arâ 112. Ayet (26:112:1) قَالَ قال kâle dedi ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh, şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?”
9493 Şu'arâ 113. Ayet (26:113:3) اِلَّا الا illâ ancak إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!”
9494 Şu'arâ 114. Ayet (26:114:4) الْمُؤْمِن۪ينَۚ المؤمنين l-mu/minîn(e) inananları أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben inananları kovacak değilim.”
9495 Şu'arâ 115. Ayet (26:115:3) اِلَّا الا illâ başka إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
9496 Şu'arâ 116. Ayet (26:116:1) قَالُوا قالوا kâlû dediler ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!”
9497 Şu'arâ 116. Ayet (26:116:9) الْمَرْجُوم۪ينَۜ المرجومين l-mercûmîn(e) taşlananlar- ر ج م
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!”
9498 Şu'arâ 117. Ayet (26:117:1) قَالَ قال kâle (Nuh) dedi ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.”
9499 Şu'arâ 118. Ayet (26:118:9) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîn(e) mü'minler- أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar.”