| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 12250 | Mü'min 50. Ayet (40:50:9) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. | |||||
| 12251 | Mü'min 50. Ayet (40:50:13) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîne | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. | |||||
| 12252 | Mü'min 50. Ayet (40:50:14) | اِلَّا | الا | illâ | başkası | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. | |||||
| 12253 | Mü'min 50. Ayet (40:50:16) | ضَلَالٍ۟ | ضلال | dalâl(in) | dalaletten | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. | |||||
| 12254 | Mü'min 51. Ayet (40:51:4) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. | |||||
| 12255 | Mü'min 51. Ayet (40:51:7) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. | |||||
| 12256 | Mü'min 51. Ayet (40:51:8) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünya | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. | |||||
| 12257 | Mü'min 51. Ayet (40:51:11) | الْاَشْهَادُۙ | الاشهاد | l-eşhâd(u) | şahidlerin | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. | |||||
| 12258 | Mü'min 52. Ayet (40:52:4) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîne | zalimlere | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır. | |||||
| 12259 | Mü'min 52. Ayet (40:52:7) | اللَّعْنَةُ | اللعنة | lla’netu | la'net | ل ع ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır. | |||||
| 12260 | Mü'min 52. Ayet (40:52:10) | الدَّارِ | الدار | ddâr(i) | yurt(lar)ın | د و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır. | |||||
| 12261 | Mü'min 53. Ayet (40:53:4) | الْهُدٰى | الهدى | l-hudâ | hidayet | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. | |||||
| 12262 | Mü'min 53. Ayet (40:53:8) | الْكِتَابَۙ | الكتاب | l-kitâb(e) | Kitabı | ك ت ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. | |||||
| 12263 | Mü'min 54. Ayet (40:54:4) | الْاَلْبَابِ | الالباب | l-elbâb(i) | sağduyu | ل ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. | |||||
| 12264 | Mü'min 55. Ayet (40:55:4) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. | |||||
| 12265 | Mü'min 55. Ayet (40:55:11) | بِالْعَشِيِّ | بالعشي | bil-’aşiyyi | akşam | ع ش و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. | |||||
| 12266 | Mü'min 55. Ayet (40:55:12) | وَالْاِبْكَارِ | والابكار | vel-ibkâr(i) | sabah | ب ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. | |||||
| 12267 | Mü'min 56. Ayet (40:56:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 12268 | Mü'min 56. Ayet (40:56:6) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 12269 | Mü'min 56. Ayet (40:56:13) | اِلَّا | الا | illâ | başka bir şey | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 12270 | Mü'min 56. Ayet (40:56:17) | بِبَالِغ۪يهِۚ | ببالغيه | bi-bâliġîh(i) | erişemeyecekleri | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 12271 | Mü'min 56. Ayet (40:56:19) | بِاللّٰهِۜ | بالله | bi(A)llâh(i) | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 12272 | Mü'min 56. Ayet (40:56:22) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işiten | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 12273 | Mü'min 56. Ayet (40:56:23) | الْبَص۪يرُ | البصير | l-basîr(u) | gören | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 12274 | Mü'min 57. Ayet (40:57:2) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | gökleri | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 12275 | Mü'min 57. Ayet (40:57:3) | وَالْاَرْضِ | والارض | vel-ardi | ve yeri | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 12276 | Mü'min 57. Ayet (40:57:7) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanları | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 12277 | Mü'min 57. Ayet (40:57:10) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 12278 | Mü'min 58. Ayet (40:58:3) | الْاَعْمٰى | الاعمى | l-a’mâ | kör | ع م ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 12279 | Mü'min 58. Ayet (40:58:4) | وَالْبَص۪يرُ | والبصير | vel-basîru | ve gören | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 12280 | Mü'min 58. Ayet (40:58:5) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 12281 | Mü'min 58. Ayet (40:58:8) | الصَّالِحَاتِ | الصالحات | ssâlihâti | iyi işler | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 12282 | Mü'min 58. Ayet (40:58:10) | الْمُس۪ٓيءُۜ | المسيء | l-musî/(u) | kötülük yapan | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. | |||||
| 12283 | Mü'min 59. Ayet (40:59:2) | السَّاعَةَ | الساعة | ssâ’ate | sa'at | س و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. | |||||
| 12284 | Mü'min 59. Ayet (40:59:9) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. | |||||
| 12285 | Mü'min 60. Ayet (40:60:1) | وَقَالَ | وقال | ve kâle | ve dedi ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.” | |||||
| 12286 | Mü'min 60. Ayet (40:60:7) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.” | |||||
| 12287 | Mü'min 61. Ayet (40:61:1) | اَللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 12288 | Mü'min 61. Ayet (40:61:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | O'dur ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 12289 | Mü'min 61. Ayet (40:61:5) | الَّيْلَ | اليل | lleyle | geceyi | ل ي ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 12290 | Mü'min 61. Ayet (40:61:8) | وَالنَّهَارَ | والنهار | ve-nnehâra | ve gündüzü | ن ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 12291 | Mü'min 61. Ayet (40:61:11) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 12292 | Mü'min 61. Ayet (40:61:15) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlara | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 12293 | Mü'min 61. Ayet (40:61:18) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. | |||||
| 12294 | Mü'min 62. Ayet (40:62:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12295 | Mü'min 62. Ayet (40:62:4) | خَالِقُ | خالق | ḣâliku | yaratıcısı olan | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12296 | Mü'min 62. Ayet (40:62:8) | اِلٰهَ | اله | ilâhe | tanrı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12297 | Mü'min 62. Ayet (40:62:9) | اِلَّا | الا | illâ | başka | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? | |||||
| 12298 | Mü'min 63. Ayet (40:63:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar, işte böyle döndürülürler. | |||||
| 12299 | Mü'min 63. Ayet (40:63:6) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar, işte böyle döndürülürler. | |||||