| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 12700 | Zuhruf 9. Ayet (43:9:6) | وَالْاَرْضَ | والارض | vel-arda | ve yeri | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. | |||||
| 12701 | Zuhruf 9. Ayet (43:9:9) | الْعَز۪يزُ | العزيز | l-’azîzu | çok üstün olan | ع ز ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. | |||||
| 12702 | Zuhruf 9. Ayet (43:9:10) | الْعَل۪يمُۙ | العليم | l-’alîm(u) | çok bilen | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. | |||||
| 12703 | Zuhruf 10. Ayet (43:10:1) | اَلَّذ۪ي | الذي | elleżî | O ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. | |||||
| 12704 | Zuhruf 10. Ayet (43:10:4) | الْاَرْضَ | الارض | l-arda | yeri | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. | |||||
| 12705 | Zuhruf 11. Ayet (43:11:1) | وَالَّذ۪ي | والذي | velleżî | ve o ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz. | |||||
| 12706 | Zuhruf 11. Ayet (43:11:4) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâi | gök- | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz. | |||||
| 12707 | Zuhruf 12. Ayet (43:12:1) | وَالَّذ۪ي | والذي | velleżî | ve O ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 12708 | Zuhruf 12. Ayet (43:12:3) | الْاَزْوَاجَ | الازواج | l-ezvâce | çiftleri | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 12709 | Zuhruf 12. Ayet (43:12:8) | الْفُلْكِ | الفلك | l-fulki | gemiler | ف ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 12710 | Zuhruf 12. Ayet (43:12:9) | وَالْاَنْعَامِ | والانعام | vel-en’âmi | ve hayvanlar | ن ع م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 12711 | Zuhruf 13. Ayet (43:13:13) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 12712 | Zuhruf 14. Ayet (43:14:2) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 12713 | Zuhruf 15. Ayet (43:15:7) | الْاِنْسَانَ | الانسان | l-insâne | insan | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. | |||||
| 12714 | Zuhruf 16. Ayet (43:16:7) | بِالْبَن۪ينَ۟ | بالبنين | bil-benîn(e) | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı? | |||||
| 12715 | Zuhruf 18. Ayet (43:18:4) | الْحِلْيَةِ | الحلية | l-hilyeti | süs | ح ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? | |||||
| 12716 | Zuhruf 18. Ayet (43:18:7) | الْخِصَامِ | الخصام | l-ḣisâmi | mücadelede | خ ص م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? | |||||
| 12717 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:2) | الْمَلٰٓئِكَةَ | الملئكة | l-melâikete | melekleri | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 12718 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | olan | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 12719 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:6) | الرَّحْمٰنِ | الرحمن | rrahmâni | Rahman'ın | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 12720 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:1) | وَقَالُوا | وقالوا | ve kâlû | ve dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 12721 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:4) | الرَّحْمٰنُ | الرحمن | rrahmânu | Rahman | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 12722 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:14) | اِلَّا | الا | illâ | sadece | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 12723 | Zuhruf 22. Ayet (43:22:2) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! Onlar sadece, “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. | |||||
| 12724 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:10) | اِلَّا | الا | illâ | dışında | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 12725 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:11) | قَالَ | قال | kâle | diyenlerden | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 12726 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:1) | قَالَ | قال | kâle | dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 12727 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:9) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 12728 | Zuhruf 25. Ayet (43:25:7) | الْمُكَذِّب۪ينَ۟ | المكذبين | l-mukeżżibîn(e) | yalanlayanların | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu! | |||||
| 12729 | Zuhruf 26. Ayet (43:26:2) | قَالَ | قال | kâle | demişti ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım.” | |||||
| 12730 | Zuhruf 27. Ayet (43:27:1) | اِلَّا | الا | illâ | yalnızca | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.” | |||||
| 12731 | Zuhruf 27. Ayet (43:27:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.” | |||||
| 12732 | Zuhruf 29. Ayet (43:29:7) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek söz | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. | |||||
| 12733 | Zuhruf 30. Ayet (43:30:3) | الْحَقُّ | الحق | l-hakku | gerçek | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat kendilerine Hak gelince, “Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 12734 | Zuhruf 30. Ayet (43:30:4) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat kendilerine Hak gelince, “Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 12735 | Zuhruf 31. Ayet (43:31:1) | وَقَالُوا | وقالوا | ve kâlû | ve dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu Kur’an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler.[483] | |||||
| 12736 | Zuhruf 31. Ayet (43:31:5) | الْقُرْاٰنُ | القران | l-kur-ânu | Kur'an | ق ر أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu Kur’an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler.[483] | |||||
| 12737 | Zuhruf 31. Ayet (43:31:9) | الْقَرْيَتَيْنِ | القريتين | l-karyeteyni | iki kent- | ق ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu Kur’an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler.[483] | |||||
| 12738 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:10) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 12739 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:11) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünya | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 12740 | Zuhruf 33. Ayet (43:33:4) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. | |||||
| 12741 | Zuhruf 33. Ayet (43:33:10) | بِالرَّحْمٰنِ | بالرحمن | bi-rrahmâni | Rahman'ı | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. | |||||
| 12742 | Zuhruf 35. Ayet (43:35:7) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatının | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 12743 | Zuhruf 35. Ayet (43:35:8) | الدُّنْيَاۜ | الدنيا | ddunyâ | dünya | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 12744 | Zuhruf 35. Ayet (43:35:9) | وَالْاٰخِرَةُ | والاخرة | vel-âḣiratu | ahiret ise | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 12745 | Zuhruf 36. Ayet (43:36:5) | الرَّحْمٰنِ | الرحمن | rrahmâni | Rahman'ın | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. | |||||
| 12746 | Zuhruf 37. Ayet (43:37:4) | السَّب۪يلِ | السبيل | ssebîli | yol- | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. | |||||
| 12747 | Zuhruf 38. Ayet (43:38:4) | قَالَ | قال | kâle | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. | |||||
| 12748 | Zuhruf 38. Ayet (43:38:10) | الْمَشْرِقَيْنِ | المشرقين | l-meşrikayni | iki doğu | ش ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. | |||||
| 12749 | Zuhruf 38. Ayet (43:38:12) | الْقَر۪ينُ | القرين | l-karîn(u) | arkadaş(mışsın) | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. | |||||