| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 13550 | Zâriyât 55. Ayet (51:55:3) | الذِّكْرٰى | الذكرى | żżikrâ | hatırlatmak | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. | |||||
| 13551 | Zâriyât 55. Ayet (51:55:5) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîn(e) | inananlara | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. | |||||
| 13552 | Zâriyât 56. Ayet (51:56:3) | الْجِنَّ | الجن | l-cinne | cinleri | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. | |||||
| 13553 | Zâriyât 56. Ayet (51:56:4) | وَالْاِنْسَ | والانس | vel-inse | ve insanları | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. | |||||
| 13554 | Zâriyât 56. Ayet (51:56:5) | اِلَّا | الا | illâ | dışında | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. | |||||
| 13555 | Zâriyât 58. Ayet (51:58:2) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'tır | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. | |||||
| 13556 | Zâriyât 58. Ayet (51:58:4) | الرَّزَّاقُ | الرزاق | rrazzâku | rızık veren | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. | |||||
| 13557 | Zâriyât 58. Ayet (51:58:6) | الْقُوَّةِ | القوة | l-kuvveti | kuvvet | ق و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. | |||||
| 13558 | Zâriyât 58. Ayet (51:58:7) | الْمَت۪ينُ | المتين | l-metîn(u) | sağlam | م ت ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. | |||||
| 13559 | Zâriyât 60. Ayet (51:60:6) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkâr edenlerin hâline! | |||||
| 13560 | Tûr 1. Ayet (52:1:1) | وَالطُّورِۙ | والطور | ve ttûr(i) | andolsun Tur'a | ط و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 13561 | Tûr 4. Ayet (52:4:1) | وَالْبَيْتِ | والبيت | vel-beyti | ve eve (Ka'be'ye) | ب ي ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 13562 | Tûr 4. Ayet (52:4:2) | الْمَعْمُورِۙ | المعمور | l-ma’mûr(i) | bakımlı | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 13563 | Tûr 5. Ayet (52:5:1) | وَالسَّقْفِ | والسقف | ve ssakfi | ve tavana (göğe) | س ق ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 13564 | Tûr 5. Ayet (52:5:2) | الْمَرْفُوعِۙ | المرفوع | l-merfû’(i) | yükseltilmiş | ر ف ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 13565 | Tûr 6. Ayet (52:6:1) | وَالْبَحْرِ | والبحر | vel-bahri | ve denize | ب ح ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 13566 | Tûr 6. Ayet (52:6:2) | الْمَسْجُورِۙ | المسجور | l-mescûr(i) | kaynatılmış | س ج ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 13567 | Tûr 9. Ayet (52:9:3) | السَّمَٓاءُ | السماء | ssemâu | gök | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. | |||||
| 13568 | Tûr 10. Ayet (52:10:2) | الْجِبَالُ | الجبال | l-cibâlu | dağlar | ج ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dağlar yürüdükçe yürür. | |||||
| 13569 | Tûr 12. Ayet (52:12:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | Onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline! | |||||
| 13570 | Tûr 13. Ayet (52:13:3) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. | |||||
| 13571 | Tûr 14. Ayet (52:14:2) | النَّارُ | النار | nnâru | ateş | ن و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. | |||||
| 13572 | Tûr 14. Ayet (52:14:3) | الَّت۪ي | التي | lletî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. | |||||
| 13573 | Tûr 17. Ayet (52:17:2) | الْمُتَّق۪ينَ | المتقين | l-muttekîne | korunanlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. | |||||
| 13574 | Tûr 18. Ayet (52:18:8) | الْجَح۪يمِ | الجحيم | l-cahîm(i) | cehennem | ج ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. | |||||
| 13575 | Tûr 21. Ayet (52:21:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. | |||||
| 13576 | Tûr 21. Ayet (52:21:6) | اَلْحَقْنَا | الحقنا | elhaknâ | kattık | ل ح ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. | |||||
| 13577 | Tûr 21. Ayet (52:21:10) | اَلَتْنَاهُمْ | التناهم | eletnâhum | eksiltmedik | أ ل ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. | |||||
| 13578 | Tûr 26. Ayet (52:26:1) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık.” | |||||
| 13579 | Tûr 27. Ayet (52:27:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.” | |||||
| 13580 | Tûr 27. Ayet (52:27:6) | السَّمُومِ | السموم | ssemûm(i) | hücrelere işleyen | س م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.” | |||||
| 13581 | Tûr 28. Ayet (52:28:8) | الْبَرُّ | البر | l-berru | iyilik eden | ب ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 13582 | Tûr 28. Ayet (52:28:9) | الرَّح۪يمُ۟ | الرحيم | rrahîm(u) | esirgeyen | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 13583 | Tûr 30. Ayet (52:30:7) | الْمَنُونِ | المنون | l-menûn(i) | zamanın | م ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onlar, “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? | |||||
| 13584 | Tûr 31. Ayet (52:31:6) | الْمُتَرَبِّص۪ينَۜ | المتربصين | l-muterabbisîn(e) | gözetleyenlerdenim | ر ب ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” | |||||
| 13585 | Tûr 35. Ayet (52:35:8) | الْخَالِقُونَۜ | الخالقون | l-ḣâlikûn(e) | yaratanlar | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? | |||||
| 13586 | Tûr 36. Ayet (52:36:3) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | gökleri (mi?) | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar. | |||||
| 13587 | Tûr 36. Ayet (52:36:4) | وَالْاَرْضَۚ | والارض | vel-ard(a) | ve yeri | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar. | |||||
| 13588 | Tûr 37. Ayet (52:37:7) | الْمُصَيْطِرُونَۜ | المصيطرون | l-musaytirûn(e) | hakim olan | س ط ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir? | |||||
| 13589 | Tûr 39. Ayet (52:39:3) | الْبَنَاتُ | البنات | l-benâtu | kızlar | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? | |||||
| 13590 | Tûr 39. Ayet (52:39:5) | الْبَنُونَۜ | البنون | l-benûn(e) | oğullar | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? | |||||
| 13591 | Tûr 41. Ayet (52:41:3) | الْغَيْبُ | الغيب | l-ġaybu | gayb | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? | |||||
| 13592 | Tûr 42. Ayet (52:42:4) | فَالَّذ۪ينَ | فالذين | felleżîne | oysa (asıl) | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır.[507] | |||||
| 13593 | Tûr 42. Ayet (52:42:7) | الْمَك۪يدُونَۜ | المكيدون | l-mekîdûn(e) | tuzağa düşecek olanlar | ك ي د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır.[507] | |||||
| 13594 | Tûr 43. Ayet (52:43:3) | اِلٰهٌ | اله | ilâhun | bir tanrısı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 13595 | Tûr 43. Ayet (52:43:5) | اللّٰهِۜ | الله | (A)llâh(i) | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 13596 | Tûr 43. Ayet (52:43:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 13597 | Tûr 44. Ayet (52:44:5) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâ-i | gök- | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökten düşmekte olan parçalar görseler, “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır” derler. | |||||
| 13598 | Tûr 45. Ayet (52:45:5) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.[508] | |||||
| 13599 | Tûr 49. Ayet (52:49:2) | الَّيْلِ | اليل | lleyli | gecenin | ل ي ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et. | |||||