| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 14600 | Tahrim 3. Ayet (66:3:4) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. | |||||
| 14601 | Tahrim 3. Ayet (66:3:12) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. | |||||
| 14602 | Tahrim 3. Ayet (66:3:22) | قَالَتْ | قالت | kâlet | (eşi) dedi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. | |||||
| 14603 | Tahrim 3. Ayet (66:3:26) | قَالَ | قال | kâle | dedi ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. | |||||
| 14604 | Tahrim 3. Ayet (66:3:28) | الْعَل۪يمُ | العليم | l-’alîmu | bilen | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. | |||||
| 14605 | Tahrim 3. Ayet (66:3:29) | الْخَب۪يرُ | الخبير | l-ḣabîr(u) | haber alan | خ ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. | |||||
| 14606 | Tahrim 4. Ayet (66:4:3) | اِلَى | الى | ila | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 14607 | Tahrim 4. Ayet (66:4:4) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 14608 | Tahrim 4. Ayet (66:4:12) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'tır | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 14609 | Tahrim 4. Ayet (66:4:16) | وَصَالِحُ | وصالح | ve sâlihu | ve iyileridir | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 14610 | Tahrim 4. Ayet (66:4:17) | الْمُؤْمِن۪ينَۚ | المؤمنين | l-mu/minîn(e) | mü'minlerin | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 14611 | Tahrim 4. Ayet (66:4:18) | وَالْمَلٰٓئِكَةُ | والملئكة | vel-melâiketu | ve melekler | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 14612 | Tahrim 6. Ayet (66:6:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. | |||||
| 14613 | Tahrim 6. Ayet (66:6:10) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanlardır | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. | |||||
| 14614 | Tahrim 6. Ayet (66:6:11) | وَالْحِجَارَةُ | والحجارة | vel-hicâratu | ve taşlardır | ح ج ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. | |||||
| 14615 | Tahrim 6. Ayet (66:6:18) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. | |||||
| 14616 | Tahrim 7. Ayet (66:7:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz. | |||||
| 14617 | Tahrim 7. Ayet (66:7:7) | الْيَوْمَۜ | اليوم | l-yevm(e) | bugün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz. | |||||
| 14618 | Tahrim 8. Ayet (66:8:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 14619 | Tahrim 8. Ayet (66:8:6) | اِلَى | الى | ila | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 14620 | Tahrim 8. Ayet (66:8:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 14621 | Tahrim 8. Ayet (66:8:21) | الْاَنْهَارُۙ | الانهار | l-enhâru | ırmaklar | ن ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 14622 | Tahrim 8. Ayet (66:8:25) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 14623 | Tahrim 8. Ayet (66:8:26) | النَّبِيَّ | النبي | nnebiyye | peygamberi | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 14624 | Tahrim 8. Ayet (66:8:27) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve olanları | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 14625 | Tahrim 9. Ayet (66:9:3) | النَّبِيُّ | النبي | nnebiyyu | Peygamber | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 14626 | Tahrim 9. Ayet (66:9:5) | الْكُفَّارَ | الكفار | l-kuffâra | kafirlerle | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 14627 | Tahrim 9. Ayet (66:9:6) | وَالْمُنَافِق۪ينَ | والمنافقين | vel-munâfikîne | ve münafıklarla | ن ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 14628 | Tahrim 9. Ayet (66:9:12) | الْمَص۪يرُ | المصير | l-masîr(u) | varılacak yerdir | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 14629 | Tahrim 10. Ayet (66:10:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. | |||||
| 14630 | Tahrim 10. Ayet (66:10:15) | صَالِحَيْنِ | صالحين | sâlihayni | salih | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. | |||||
| 14631 | Tahrim 10. Ayet (66:10:21) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah- | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. | |||||
| 14632 | Tahrim 10. Ayet (66:10:25) | النَّارَ | النار | nnâra | ateşe | ن و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. | |||||
| 14633 | Tahrim 10. Ayet (66:10:27) | الدَّاخِل۪ينَ | الداخلين | ddâḣilîn(e) | girenlerle | د خ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. | |||||
| 14634 | Tahrim 11. Ayet (66:11:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. | |||||
| 14635 | Tahrim 11. Ayet (66:11:9) | قَالَتْ | قالت | kâlet | demişti | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. | |||||
| 14636 | Tahrim 11. Ayet (66:11:16) | الْجَنَّةِ | الجنة | l-cenneti | cennetin | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. | |||||
| 14637 | Tahrim 11. Ayet (66:11:23) | الْقَوْمِ | القوم | l-kavmi | topluluğu- | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. | |||||
| 14638 | Tahrim 11. Ayet (66:11:24) | الظَّالِم۪ينَۙ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. | |||||
| 14639 | Tahrim 12. Ayet (66:12:4) | الَّت۪ٓي | التي | lletî | O | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi. | |||||
| 14640 | Tahrim 12. Ayet (66:12:17) | الْقَانِت۪ينَ | القانتين | l-kânitîn(e) | gönülden ita'at edenler- | ق ن ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi. | |||||
| 14641 | Mülk 1. Ayet (67:1:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | bulunan | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 14642 | Mülk 1. Ayet (67:1:4) | الْمُلْكُۘ | الملك | l-mulku | mülk | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 14643 | Mülk 2. Ayet (67:2:1) | اَلَّذ۪ي | الذي | elleżî | O ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 14644 | Mülk 2. Ayet (67:2:3) | الْمَوْتَ | الموت | l-mevte | ölümü | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 14645 | Mülk 2. Ayet (67:2:4) | وَالْحَيٰوةَ | والحيوة | vel-hayâte | ve hayatı | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 14646 | Mülk 2. Ayet (67:2:10) | الْعَز۪يزُ | العزيز | l’azîzu | üstündür | ع ز ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 14647 | Mülk 2. Ayet (67:2:11) | الْغَفُورُۙ | الغفور | l-ġafûr(u) | bağışlayandır | غ ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 14648 | Mülk 3. Ayet (67:3:1) | اَلَّذ۪ي | الذي | elleżî | ki O | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? | |||||
| 14649 | Mülk 3. Ayet (67:3:10) | الرَّحْمٰنِ | الرحمن | rrahmâni | Rahman'ın | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? | |||||