| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2550 | Nisâ 97. Ayet (4:97:5) | ظَالِم۪ٓي | ظالمي | zâlimî | yazık eden kimselere | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 2551 | Nisâ 97. Ayet (4:97:7) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 2552 | Nisâ 97. Ayet (4:97:10) | قَالُوا | قالوا | kâlû | dediler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 2553 | Nisâ 97. Ayet (4:97:14) | الْاَرْضِۜ | الارض | l-ard(i) | yer yüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 2554 | Nisâ 97. Ayet (4:97:15) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | (Melekler) dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 2555 | Nisâ 97. Ayet (4:97:16) | اَلَمْ | الم | elem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 2556 | Nisâ 97. Ayet (4:97:19) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 2557 | Nisâ 98. Ayet (4:98:1) | اِلَّا | الا | illâ | yalnız hariçtir | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır. | |||||
| 2558 | Nisâ 98. Ayet (4:98:2) | الْمُسْتَضْعَف۪ينَ | المستضعفين | l-mustad’afîne | gerçekten zayıf | ض ع ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır. | |||||
| 2559 | Nisâ 98. Ayet (4:98:4) | الرِّجَالِ | الرجال | rricâli | erkekler | ر ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır. | |||||
| 2560 | Nisâ 98. Ayet (4:98:5) | وَالنِّسَٓاءِ | والنساء | ve-nnisâi | ve kadınlar | ن س و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır. | |||||
| 2561 | Nisâ 98. Ayet (4:98:6) | وَالْوِلْدَانِ | والولدان | vel-vildâni | ve çocuklar | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır. | |||||
| 2562 | Nisâ 99. Ayet (4:99:3) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 2563 | Nisâ 99. Ayet (4:99:8) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | ve Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 2564 | Nisâ 100. Ayet (4:100:5) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2565 | Nisâ 100. Ayet (4:100:8) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2566 | Nisâ 100. Ayet (4:100:17) | اِلَى | الى | ila | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2567 | Nisâ 100. Ayet (4:100:18) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2568 | Nisâ 100. Ayet (4:100:22) | الْمَوْتُ | الموت | l-mevtu | ölüm | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2569 | Nisâ 100. Ayet (4:100:27) | اللّٰهِۜ | الله | (A)llâh(i) | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2570 | Nisâ 100. Ayet (4:100:29) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2571 | Nisâ 101. Ayet (4:101:4) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 2572 | Nisâ 101. Ayet (4:101:11) | الصَّلٰوةِۗ | الصلوة | ssalâti | namaz- | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 2573 | Nisâ 101. Ayet (4:101:16) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 2574 | Nisâ 101. Ayet (4:101:19) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîne | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 2575 | Nisâ 102. Ayet (4:102:6) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 2576 | Nisâ 102. Ayet (4:102:29) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 2577 | Nisâ 102. Ayet (4:102:58) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 2578 | Nisâ 103. Ayet (4:103:3) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 2579 | Nisâ 103. Ayet (4:103:5) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'ı | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 2580 | Nisâ 103. Ayet (4:103:13) | الصَّلٰوةَۚ | الصلوة | ssalâ(te) | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 2581 | Nisâ 103. Ayet (4:103:15) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaz | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 2582 | Nisâ 103. Ayet (4:103:18) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîne | mü'minler | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 2583 | Nisâ 104. Ayet (4:104:5) | الْقَوْمِۜ | القوم | l-kavm(i) | o topluluğu | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 2584 | Nisâ 104. Ayet (4:104:15) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 2585 | Nisâ 104. Ayet (4:104:20) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 2586 | Nisâ 105. Ayet (4:105:3) | اِلَيْكَ | اليك | ileyke | sana | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 2587 | Nisâ 105. Ayet (4:105:4) | الْكِتَابَ | الكتاب | l-kitâbe | Kitabı | ك ت ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 2588 | Nisâ 105. Ayet (4:105:5) | بِالْحَقِّ | بالحق | bil-hakki | gerçek ile | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 2589 | Nisâ 105. Ayet (4:105:8) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlar | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 2590 | Nisâ 105. Ayet (4:105:11) | اللّٰهُۜ | الله | (A)llâh(u) | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 2591 | Nisâ 106. Ayet (4:106:2) | اللّٰهَۜ | الله | (A)llâh(e) | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2592 | Nisâ 106. Ayet (4:106:4) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2593 | Nisâ 107. Ayet (4:107:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez. | |||||
| 2594 | Nisâ 107. Ayet (4:107:8) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez. | |||||
| 2595 | Nisâ 108. Ayet (4:108:3) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlardan | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. | |||||
| 2596 | Nisâ 108. Ayet (4:108:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. | |||||
| 2597 | Nisâ 108. Ayet (4:108:16) | الْقَوْلِۜ | القول | l-kavl(i) | sözü | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. | |||||
| 2598 | Nisâ 108. Ayet (4:108:18) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. | |||||
| 2599 | Nisâ 109. Ayet (4:109:7) | الْحَيٰوةِ | الحيوة | l-hayâti | hayatında | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak? | |||||