| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 3600 | En'am 38. Ayet (6:38:5) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzü- | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 3601 | En'am 38. Ayet (6:38:10) | اِلَّٓا | الا | illâ | olmasınlar | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 3602 | En'am 38. Ayet (6:38:12) | اَمْثَالُكُمْۜ | امثالكم | emśâlukum | sizin gibi | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 3603 | En'am 38. Ayet (6:38:16) | الْكِتَابِ | الكتاب | l-kitâbi | Kitapta | ك ت ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 3604 | En'am 38. Ayet (6:38:20) | اِلٰى | الى | ilâ | -(nin huzuru)na | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 3605 | En'am 39. Ayet (6:39:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır.[175] Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. | |||||
| 3606 | En'am 39. Ayet (6:39:7) | الظُّلُمَاتِۜ | الظلمات | zzulumât(i) | karanlıklar | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır.[175] Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. | |||||
| 3607 | En'am 39. Ayet (6:39:10) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır.[175] Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. | |||||
| 3608 | En'am 40. Ayet (6:40:6) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). | |||||
| 3609 | En'am 40. Ayet (6:40:9) | السَّاعَةُ | الساعة | ssâ’atu | o sa'at | س و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). | |||||
| 3610 | En'am 40. Ayet (6:40:11) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). | |||||
| 3611 | En'am 41. Ayet (6:41:7) | اِلَيْهِ | اليه | ileyhi | ondan | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.” | |||||
| 3612 | En'am 42. Ayet (6:42:3) | اِلٰٓى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. | |||||
| 3613 | En'am 42. Ayet (6:42:8) | بِالْبَأْسَٓاءِ | بالبأساء | bilbe/sâ-i | darlık ile | ب أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. | |||||
| 3614 | En'am 42. Ayet (6:42:9) | وَالضَّرَّٓاءِ | والضراء | ve-ddarrâ-i | ve sıkıntı ile | ض ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. | |||||
| 3615 | En'am 43. Ayet (6:43:11) | الشَّيْطَانُ | الشيطان | şşeytânu | şeytan | ش ط ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. | |||||
| 3616 | En'am 45. Ayet (6:45:3) | الْقَوْمِ | القوم | l-kavmi | milletin | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. | |||||
| 3617 | En'am 45. Ayet (6:45:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. | |||||
| 3618 | En'am 45. Ayet (6:45:6) | وَالْحَمْدُ | والحمد | vel-hamdu | hamdolsun | ح م د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. | |||||
| 3619 | En'am 45. Ayet (6:45:9) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. | |||||
| 3620 | En'am 46. Ayet (6:46:5) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 3621 | En'am 46. Ayet (6:46:12) | اِلٰهٌ | اله | ilâhun | tanrı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 3622 | En'am 46. Ayet (6:46:14) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 3623 | En'am 46. Ayet (6:46:20) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 3624 | En'am 47. Ayet (6:47:6) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?” | |||||
| 3625 | En'am 47. Ayet (6:47:12) | اِلَّا | الا | illâ | başkası | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?” | |||||
| 3626 | En'am 47. Ayet (6:47:13) | الْقَوْمُ | القوم | l-kavmu | toplumdan | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?” | |||||
| 3627 | En'am 47. Ayet (6:47:14) | الظَّالِمُونَ | الظالمون | zzâlimûn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?” | |||||
| 3628 | En'am 48. Ayet (6:48:3) | الْمُرْسَل۪ينَ | المرسلين | l-murselîne | elçileri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. | |||||
| 3629 | En'am 48. Ayet (6:48:4) | اِلَّا | الا | illâ | dışında | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. | |||||
| 3630 | En'am 49. Ayet (6:49:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. | |||||
| 3631 | En'am 49. Ayet (6:49:5) | الْعَذَابُ | العذاب | l-’ażâbu | azab | ع ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. | |||||
| 3632 | En'am 50. Ayet (6:50:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” | |||||
| 3633 | En'am 50. Ayet (6:50:10) | الْغَيْبَ | الغيب | l-ġaybe | gaybı | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” | |||||
| 3634 | En'am 50. Ayet (6:50:18) | اِلَّا | الا | illâ | sadece | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” | |||||
| 3635 | En'am 50. Ayet (6:50:21) | اِلَيَّۜ | الي | iley(ye) | bana | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” | |||||
| 3636 | En'am 50. Ayet (6:50:25) | الْاَعْمٰى | الاعمى | l-a’mâ | kör | ع م ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” | |||||
| 3637 | En'am 50. Ayet (6:50:26) | وَالْبَص۪يرُۜ | والبصير | vel-basîr(u) | ve gören | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” | |||||
| 3638 | En'am 51. Ayet (6:51:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 3639 | En'am 51. Ayet (6:51:7) | اِلٰى | الى | ilâ | (huzuru)na | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 3640 | En'am 52. Ayet (6:52:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 3641 | En'am 52. Ayet (6:52:6) | بِالْغَدٰوةِ | بالغدوة | bil-ġadâti | sabah | غ د و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 3642 | En'am 52. Ayet (6:52:7) | وَالْعَشِيِّ | والعشي | vel-’aşiyyi | ve akşam | ع ش و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 3643 | En'am 52. Ayet (6:52:25) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 3644 | En'am 53. Ayet (6:53:8) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 3645 | En'am 53. Ayet (6:53:12) | اَلَيْسَ | اليس | eleyse | değil midir? | ل ي س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 3646 | En'am 53. Ayet (6:53:13) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 3647 | En'am 53. Ayet (6:53:15) | بِالشَّاكِر۪ينَ | بالشاكرين | bi-şşâkirîn(e) | şükredenleri | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 3648 | En'am 54. Ayet (6:54:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 3649 | En'am 54. Ayet (6:54:13) | الرَّحْمَةَۙ | الرحمة | rrahme(te) | rahmeti | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||