| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 3800 | En'am 95. Ayet (6:95:11) | الْمَيِّتِ | الميت | l-meyyiti | ölüyü | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O’ndan) nasıl çevriliyorsunuz? | |||||
| 3801 | En'am 95. Ayet (6:95:13) | الْحَيِّۜ | الحي | l-hayy(i) | diri- | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O’ndan) nasıl çevriliyorsunuz? | |||||
| 3802 | En'am 95. Ayet (6:95:15) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O’ndan) nasıl çevriliyorsunuz? | |||||
| 3803 | En'am 96. Ayet (6:96:1) | فَالِقُ | فالق | fâliku | karanlığı yarıp | ف ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 3804 | En'am 96. Ayet (6:96:2) | الْاِصْبَاحِۚ | الاصباح | l-isbâhi | sabahı ortaya çıkarmış | ص ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 3805 | En'am 96. Ayet (6:96:4) | الَّيْلَ | اليل | lleyle | geceyi | ل ي ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 3806 | En'am 96. Ayet (6:96:6) | وَالشَّمْسَ | والشمس | ve-şşemse | ve güneşi | ش م س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 3807 | En'am 96. Ayet (6:96:7) | وَالْقَمَرَ | والقمر | vel-kamera | ve ayı | ق م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 3808 | En'am 96. Ayet (6:96:11) | الْعَز۪يزِ | العزيز | l-’azîzi | o üstün | ع ز ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 3809 | En'am 96. Ayet (6:96:12) | الْعَل۪يمِ | العليم | l-’alîm(i) | bilen(Allah)ın | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). | |||||
| 3810 | En'am 97. Ayet (6:97:2) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | kimse | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 3811 | En'am 97. Ayet (6:97:5) | النُّجُومَ | النجوم | -nnucûme | yıldızları | ن ج م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 3812 | En'am 97. Ayet (6:97:10) | الْبَرِّ | البر | l-berri | karanın | ب ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 3813 | En'am 97. Ayet (6:97:11) | وَالْبَحْرِۜ | والبحر | vel-bahr(i) | ve denizin | ب ح ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 3814 | En'am 97. Ayet (6:97:14) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. | |||||
| 3815 | En'am 98. Ayet (6:98:2) | الَّذ۪ٓي | الذي | lleżî | kimse | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. | |||||
| 3816 | En'am 98. Ayet (6:98:11) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. | |||||
| 3817 | En'am 99. Ayet (6:99:2) | الَّذ۪ٓي | الذي | lleżî | kimse | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 3818 | En'am 99. Ayet (6:99:5) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâ-i | gök- | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 3819 | En'am 99. Ayet (6:99:20) | النَّخْلِ | النخل | nnaḣli | hurmanın | ن خ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 3820 | En'am 99. Ayet (6:99:28) | وَالزَّيْتُونَ | والزيتون | ve-zzeytûne | ve zeytin | ز ي ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 3821 | En'am 99. Ayet (6:99:29) | وَالرُّمَّانَ | والرمان | ve-rrummâne | ve nar | ر م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 3822 | En'am 99. Ayet (6:99:34) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 3823 | En'am 100. Ayet (6:100:4) | الْجِنَّ | الجن | l-cinne | cinleri | ج ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 3824 | En'am 100. Ayet (6:100:13) | وَتَعَالٰى | وتعالى | ve te’âlâ | ve yücedir | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 3825 | En'am 101. Ayet (6:101:2) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | gökleri | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3826 | En'am 101. Ayet (6:101:3) | وَالْاَرْضِۜ | والارض | vel-ard(i) | ve yeri | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3827 | En'am 102. Ayet (6:102:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3828 | En'am 102. Ayet (6:102:5) | اِلٰهَ | اله | ilâhe | tanrı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3829 | En'am 102. Ayet (6:102:6) | اِلَّا | الا | illâ | başka | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3830 | En'am 102. Ayet (6:102:8) | خَالِقُ | خالق | ḣâliku | (O) yaratıcısıdır | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3831 | En'am 103. Ayet (6:103:3) | الْاَبْصَارُۘ | الابصار | l-ebsâru | gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3832 | En'am 103. Ayet (6:103:6) | الْاَبْصَارَۚ | الابصار | l-ebsâr(a) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3833 | En'am 103. Ayet (6:103:8) | اللَّط۪يفُ | اللطيف | llatîfu | latiftir | ل ط ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3834 | En'am 103. Ayet (6:103:9) | الْخَب۪يرُ | الخبير | l-ḣabîr(u) | herşeyi haber alandır | خ ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3835 | En'am 105. Ayet (6:105:3) | الْاٰيَاتِ | الايات | l-âyâti | ayetleri | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189] | |||||
| 3836 | En'am 106. Ayet (6:106:4) | اِلَيْكَ | اليك | ileyke | sana | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3837 | En'am 106. Ayet (6:106:8) | اِلٰهَ | اله | ilâhe | tanrı | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3838 | En'am 106. Ayet (6:106:9) | اِلَّا | الا | illâ | başka | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3839 | En'am 106. Ayet (6:106:13) | الْمُشْرِك۪ينَ | المشركين | l-muşrikîn(e) | ortak koşanlar- | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3840 | En'am 107. Ayet (6:107:3) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. | |||||
| 3841 | En'am 108. Ayet (6:108:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3842 | En'am 108. Ayet (6:108:7) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3843 | En'am 108. Ayet (6:108:9) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3844 | En'am 108. Ayet (6:108:19) | اِلٰى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3845 | En'am 109. Ayet (6:109:2) | بِاللّٰهِ | بالله | bi(A)llâhi | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 3846 | En'am 109. Ayet (6:109:12) | الْاٰيَاتُ | الايات | l-âyâtu | Mu'cizeler | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 3847 | En'am 109. Ayet (6:109:14) | اللّٰهِ | الله | (A)llâh(i) | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 3848 | En'am 111. Ayet (6:111:4) | اِلَيْهِمُ | اليهم | ileyhimu | onlara | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 3849 | En'am 111. Ayet (6:111:5) | الْمَلٰٓئِكَةَ | الملئكة | l-melâikete | melekleri | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. | |||||