| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 4600 | A'raf 180. Ayet (7:180:0) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. | |||||
| 4601 | A'raf 181. Ayet (7:181:0) | بِالْحَقِّ | بالحق | bil-hakki | hak ile | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. | |||||
| 4602 | A'raf 182. Ayet (7:182:0) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. | |||||
| 4603 | A'raf 184. Ayet (7:184:0) | اِلَّا | الا | illâ | ancak | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır. | |||||
| 4604 | A'raf 185. Ayet (7:185:0) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerin | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? | |||||
| 4605 | A'raf 185. Ayet (7:185:0) | وَالْاَرْضِ | والارض | vel-ardi | ve yerin | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? | |||||
| 4606 | A'raf 185. Ayet (7:185:0) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? | |||||
| 4607 | A'raf 186. Ayet (7:186:0) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar. | |||||
| 4608 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | السَّاعَةِ | الساعة | ssâ’ati | sa'at(in)den | س و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 4609 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | اِلَّا | الا | illâ | başkası | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 4610 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklere de | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 4611 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | وَالْاَرْضِۜ | والارض | vel-ard(i) | yere de | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 4612 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | اِلَّا | الا | illâ | ancak | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 4613 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 4614 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 4615 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | اِلَّا | الا | illâ | başka | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 4616 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | اللّٰهُۜ | الله | (A)llâh(u) | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 4617 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | الْغَيْبَ | الغيب | l-ġaybe | gaybı | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 4618 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | الْخَيْرِۚ | الخير | l-ḣayri | hayır (mal ve mülk) | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 4619 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | السُّٓوءُ | السوء | ssû/(u) | kötülük | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 4620 | A'raf 188. Ayet (7:188:0) | اِلَّا | الا | illâ | sadece | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” | |||||
| 4621 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 4622 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | اِلَيْهَاۚ | اليها | ileyhâ | onunla | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 4623 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 4624 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | صَالِحًا | صالحا | sâlihan | iyi güzel (bir çocuk) | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 4625 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | الشَّاكِر۪ينَ | الشاكرين | şşâkirîn(e) | şükredenler- | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 4626 | A'raf 190. Ayet (7:190:0) | صَالِحًا | صالحا | sâlihan | iyi, güzel (bir çocuk) | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir. | |||||
| 4627 | A'raf 190. Ayet (7:190:0) | فَتَعَالَى | فتعالى | fe-te’âla | oysa yücedir | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir. | |||||
| 4628 | A'raf 190. Ayet (7:190:0) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir. | |||||
| 4629 | A'raf 193. Ayet (7:193:0) | اِلَى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). | |||||
| 4630 | A'raf 193. Ayet (7:193:0) | الْهُدٰى | الهدى | l-hudâ | doğru yola | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). | |||||
| 4631 | A'raf 194. Ayet (7:194:0) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). | |||||
| 4632 | A'raf 194. Ayet (7:194:0) | اللّٰهِ | الله | (A)llâhi | Allah'tan | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). | |||||
| 4633 | A'raf 194. Ayet (7:194:0) | اَمْثَالُكُمْ | امثالكم | emśâlukum | sizler gibi | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). | |||||
| 4634 | A'raf 195. Ayet (7:195:0) | اَلَهُمْ | الهم | elehum | onların var mı? | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” | |||||
| 4635 | A'raf 196. Ayet (7:196:0) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah'tır | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder. | |||||
| 4636 | A'raf 196. Ayet (7:196:0) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | o ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder. | |||||
| 4637 | A'raf 196. Ayet (7:196:0) | الْكِتَابَۘ | الكتاب | l-kitâb(e) | Kitabı | ك ت ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder. | |||||
| 4638 | A'raf 196. Ayet (7:196:0) | الصَّالِح۪ينَ | الصالحين | ssâlihîn(e) | iyileri | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder. | |||||
| 4639 | A'raf 197. Ayet (7:197:0) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | kimseler ise | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler. | |||||
| 4640 | A'raf 198. Ayet (7:198:0) | اِلَى | الى | ilâ | إِلَىٰ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler. | |||||
| 4641 | A'raf 198. Ayet (7:198:0) | الْهُدٰى | الهدى | l-hudâ | hidayete | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler. | |||||
| 4642 | A'raf 198. Ayet (7:198:0) | اِلَيْكَ | اليك | ileyke | sana | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler. | |||||
| 4643 | A'raf 199. Ayet (7:199:0) | الْعَفْوَ | العفو | l-’afve | affı | ع ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. | |||||
| 4644 | A'raf 199. Ayet (7:199:0) | بِالْعُرْفِ | بالعرف | bil-’urfi | iyiliği | ع ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. | |||||
| 4645 | A'raf 199. Ayet (7:199:0) | الْجَاهِل۪ينَ | الجاهلين | l-câhilîn(e) | cahiller- | ج ه ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. | |||||
| 4646 | A'raf 200. Ayet (7:200:0) | الشَّيْطَانِ | الشيطان | şşeytâni | şeytan- | ش ط ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4647 | A'raf 200. Ayet (7:200:0) | بِاللّٰهِۜ | بالله | bi(A)llâh(i) | Allah'a | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4648 | A'raf 201. Ayet (7:201:0) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. | |||||
| 4649 | A'raf 201. Ayet (7:201:0) | الشَّيْطَانِ | الشيطان | şşeytâni | şeytan- | ش ط ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. | |||||