| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Fatiha 1. Ayet (1:1:2) | اللَّهِ | الله | (A)llâhi | Allah'ın | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bismillâhirrahmânirrahîm.[1][2][3] | |||||
| 2 | Fatiha 1. Ayet (1:1:3) | الرَّحْمَٰنِ | الرحمن | rrahmâni | Rahman | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bismillâhirrahmânirrahîm.[1][2][3] | |||||
| 3 | Fatiha 1. Ayet (1:1:4) | الرَّحِيمِ | الرحيم | rrahîm(i) | Rahim | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bismillâhirrahmânirrahîm.[1][2][3] | |||||
| 4 | Fatiha 2. Ayet (1:2:1) | اَلْحَمْدُ | الحمد | el-hamdu | hamdolsun | ح م د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 5 | Fatiha 2. Ayet (1:2:4) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | Alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 6 | Fatiha 3. Ayet (1:3:1) | اَلرَّحْمٰنِ | الرحمن | errahmâni | (O) Rahman'dır | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 7 | Fatiha 3. Ayet (1:3:2) | الرَّح۪يمِۙ | الرحيم | rrahîm(i) | Rahim'dir | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 8 | Fatiha 4. Ayet (1:4:1) | مَالِكِ | مالك | mâliki | sahibidir | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 9 | Fatiha 4. Ayet (1:4:3) | الدّ۪ينِۜ | الدين | ddîn(i) | Din | د ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 10 | Fatiha 6. Ayet (1:6:2) | الصِّرَاطَ | الصراط | ssirâta | yola | ص ر ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 11 | Fatiha 6. Ayet (1:6:3) | الْمُسْتَق۪يمَۙ | المستقيم | l-mustakîm(e) | doğru | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 12 | Fatiha 7. Ayet (1:7:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 13 | Fatiha 7. Ayet (1:7:6) | الْمَغْضُوبِ | المغضوب | l-maġdûbi | gazabedilmiş olanların | غ ض ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 14 | Fatiha 7. Ayet (1:7:9) | الضَّٓالّ۪ينَ | الضالين | ddâllîn(e) | sapmışların | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. | |||||
| 15 | Bakara 1. Ayet (2:1:1) | الٓمٓۚ | الم | Elif Lâm Mîm | Elif Lâm Mîm | الٓمٓ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif Lâm Mîm.[8] | |||||
| 16 | Bakara 2. Ayet (2:2:2) | الْكِتَابُ | الكتاب | l-kitâbu | Kitap | ك ت ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. | |||||
| 17 | Bakara 3. Ayet (2:3:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. | |||||
| 18 | Bakara 3. Ayet (2:3:3) | بِالْغَيْبِ | بالغيب | bil-ġaybi | gayba | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. | |||||
| 19 | Bakara 3. Ayet (2:3:5) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. | |||||
| 20 | Bakara 4. Ayet (2:4:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 21 | Bakara 4. Ayet (2:4:5) | اِلَيْكَ | اليك | ileyke | sana | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 22 | Bakara 4. Ayet (2:4:10) | وَبِالْاٰخِرَةِ | وبالاخرة | ve bil-âḣirati | ve ahirete de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. | |||||
| 23 | Bakara 5. Ayet (2:5:8) | الْمُفْلِحُونَ | المفلحون | l-muflihûn(e) | umduklarına erenler | ف ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. | |||||
| 24 | Bakara 6. Ayet (2:6:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10] | |||||
| 25 | Bakara 7. Ayet (2:7:2) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 26 | Bakara 8. Ayet (2:8:2) | النَّاسِ | الناس | nnâsi | insanlardan | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. | |||||
| 27 | Bakara 8. Ayet (2:8:6) | بِاللّٰهِ | بالله | bi(A)llâhi | Allaha | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. | |||||
| 28 | Bakara 8. Ayet (2:8:7) | وَبِالْيَوْمِ | وباليوم | ve bil-yevmi | ve gününe | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. | |||||
| 29 | Bakara 8. Ayet (2:8:8) | الْاٰخِرِ | الاخر | l-âḣiri | ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. | |||||
| 30 | Bakara 9. Ayet (2:9:2) | اللّٰهَ | الله | (A)llâhe | Allah'ı | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. | |||||
| 31 | Bakara 9. Ayet (2:9:3) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. | |||||
| 32 | Bakara 9. Ayet (2:9:7) | اِلَّٓا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. | |||||
| 33 | Bakara 10. Ayet (2:10:5) | اللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 34 | Bakara 10. Ayet (2:10:9) | اَل۪يمٌۙ | اليم | elîmun | acı | أ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 35 | Bakara 11. Ayet (2:11:7) | الْاَرْضِۙ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. | |||||
| 36 | Bakara 11. Ayet (2:11:8) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. | |||||
| 37 | Bakara 12. Ayet (2:12:1) | اَلَٓا | الا | elâ | İyi bilin ki | أَلَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. | |||||
| 38 | Bakara 12. Ayet (2:12:4) | الْمُفْسِدُونَ | المفسدون | l-mufsidûne | bozgunculardır | ف س د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. | |||||
| 39 | Bakara 13. Ayet (2:13:7) | النَّاسُ | الناس | nnâsu | insanların | ن و س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 40 | Bakara 13. Ayet (2:13:8) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 41 | Bakara 13. Ayet (2:13:12) | السُّفَهَٓاءُۜ | السفهاء | ssufehâ(u) | beyinsizlerin | س ف ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 42 | Bakara 13. Ayet (2:13:13) | اَلَٓا | الا | elâ | iyi bilin ki | أَلَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 43 | Bakara 13. Ayet (2:13:16) | السُّفَهَٓاءُ | السفهاء | ssufehâu | asıl beyinsizler | س ف ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 44 | Bakara 14. Ayet (2:14:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. | |||||
| 45 | Bakara 14. Ayet (2:14:5) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. | |||||
| 46 | Bakara 14. Ayet (2:14:9) | اِلٰى | الى | ilâ | ile | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. | |||||
| 47 | Bakara 14. Ayet (2:14:11) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. | |||||
| 48 | Bakara 15. Ayet (2:15:1) | اَللّٰهُ | الله | (A)llâhu | Allah | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. | |||||
| 49 | Bakara 16. Ayet (2:16:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. | |||||
| 50 | Bakara 16. Ayet (2:16:4) | الضَّلَالَةَ | الضلالة | ddalâlete | sapıklığı | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. | |||||