| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 26. Ayet (2:26:12) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | gerçekten | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 2 | Bakara 26. Ayet (2:26:20) | وَاَمَّا | واما | ve emme | ve ise | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 3 | Bakara 38. Ayet (2:38:5) | فَاِمَّا | فاما | fe-immâ | zaman | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. | |||||
| 4 | Bakara 78. Ayet (2:78:7) | اَمَانِيَّ | اماني | emâniyye | kuruntuları | م ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların bir de ümmî[26] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. | |||||
| 5 | Bakara 80. Ayet (2:80:6) | اَيَّامًا | اياما | eyyâmen | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” | |||||
| 6 | Bakara 111. Ayet (2:111:12) | اَمَانِيُّهُمْۜ | امانيهم | emâniyyuhum | onların kuruntusudur | م ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.” | |||||
| 7 | Bakara 124. Ayet (2:124:11) | اِمَامًاۜ | اماما | imâmâ(en) | önder | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. | |||||
| 8 | Bakara 184. Ayet (2:184:1) | اَيَّامًا | اياما | eyyâmen | günlerdir | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir.[50] Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 9 | Bakara 259. Ayet (2:259:17) | فَاَمَاتَهُ | فاماته | fe-emâtehu | kendisini öldürüp | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”[74] | |||||
| 10 | Bakara 283. Ayet (2:283:17) | اَمَانَتَهُ | امانته | emânetehu | emanetini | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:14) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | gerçekten | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 24. Ayet (3:24:8) | اَيَّامًا | اياما | eyyâmen | birkaç günden | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:1) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” | |||||
| 14 | Âl-i İmran 57. Ayet (3:57:1) | وَاَمَّا | واما | ve emmâ | gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez.” | |||||
| 15 | Âl-i İmran 106. Ayet (3:106:6) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | o zaman | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir. | |||||
| 16 | Âl-i İmran 107. Ayet (3:107:1) | وَاَمَّا | واما | ve emmâ | ise | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:4) | قِيَامًا | قياما | kiyâmen | ayakta | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler. | |||||
| 18 | Nisâ 5. Ayet (4:5:9) | قِيَامًا | قياما | kiyâmen | bir geçim kaynağı | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[106] | |||||
| 19 | Nisâ 58. Ayet (4:58:6) | الْاَمَانَاتِ | الامانات | l-emânâti | emanetleri | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 20 | Nisâ 103. Ayet (4:103:6) | قِيَامًا | قياما | kiyâmen | ayakta | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 21 | Nisâ 123. Ayet (4:123:2) | بِاَمَانِيِّكُمْ | بامانيكم | bi-emâniyyikum | sizin kuruntularınızla | م ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir. | |||||
| 22 | Nisâ 123. Ayet (4:123:4) | اَمَانِيِّ | اماني | emâniyyi | kuruntularıyla | م ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir. | |||||
| 23 | Nisâ 173. Ayet (4:173:1) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. | |||||
| 24 | Nisâ 173. Ayet (4:173:11) | وَاَمَّا | واما | ve emmâ | gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. | |||||
| 25 | Nisâ 175. Ayet (4:175:1) | فَاَمَّا | فاما | fe emmâ | gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah), kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. | |||||
| 26 | Mâide 95. Ayet (5:95:35) | صِيَامًا | صياما | siyâmen | oruçtur | ص و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 27 | Mâide 97. Ayet (5:97:6) | قِيَامًا | قياما | kiyâmen | bir durak | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah; Ka’be’yi, o saygıdeğer evi, haram ayı[159], hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir.[160] | |||||
| 28 | En'am 68. Ayet (6:68:14) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 29 | En'am 74. Ayet (6:74:7) | اَصْنَامًا | اصناما | asnâmen | putları | ص ن م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. | |||||
| 30 | En'am 143. Ayet (6:143:14) | اَمَّا | اما | emmâ | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.” | |||||
| 31 | En'am 144. Ayet (6:144:12) | اَمَّا | اما | emmâ | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199] | |||||
| 32 | En'am 154. Ayet (6:154:5) | تَمَامًا | تماما | temâmen | (ni'metimizi) tamamlamak için | ت م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. | |||||
| 33 | A'raf 35. Ayet (7:35:4) | اِمَّا | اما | immâ | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve hâlini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir. | |||||
| 34 | A'raf 115. Ayet (7:115:4) | اِمَّٓا | اما | immâ | önce mi? | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Sihirbazlar), “Ey Mûsâ! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım” dediler. | |||||
| 35 | A'raf 115. Ayet (7:115:7) | وَاِمَّٓا | واما | ve immâ | yoksa | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Sihirbazlar), “Ey Mûsâ! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım” dediler. | |||||
| 36 | A'raf 200. Ayet (7:200:0) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | ne zaman | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 37 | Enfal 27. Ayet (8:27:0) | اَمَانَاتِكُمْ | اماناتكم | emânâtikum | emanetlerinize | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. | |||||
| 38 | Enfal 57. Ayet (8:57:0) | فَاِمَّا | فاما | fe-immâ | bundan dolayı | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. | |||||
| 39 | Enfal 58. Ayet (8:58:0) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez. | |||||
| 40 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | عَامًا | عاما | ‘âmen | bir yıl | ع و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 41 | Tevbe 37. Ayet (9:37:0) | عَامًا | عاما | ‘âmen | bir yıl | ع و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram ayları ertelemek[257], ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.[258] | |||||
| 42 | Tevbe 106. Ayet (9:106:0) | اِمَّا | اما | immâ | ya | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 43 | Tevbe 106. Ayet (9:106:0) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | ya da | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 44 | Tevbe 124. Ayet (9:124:0) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | fakat | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi bir sûre indirildiğinde, içlerinden, (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. | |||||
| 45 | Tevbe 125. Ayet (9:125:0) | وَاَمَّا | واما | ve emmâ | fakat gelince | أَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. | |||||
| 46 | Yunus 46. Ayet (10:46:0) | وَاِمَّا | واما | ve immâ | veya | إِمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. | |||||
| 47 | Yunus 59. Ayet (10:59:0) | حَرَامًا | حراما | harâmen | (bir kısmını) haram | ح ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” | |||||
| 48 | Hûd 17. Ayet (11:17:14) | اِمَامًا | اماما | imâmen | bir rehber | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. | |||||
| 49 | Hûd 69. Ayet (11:69:7) | سَلَامًاۜ | سلاما | selâmâ(en) | Selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. | |||||
| 50 | Hûd 106. Ayet (11:106:1) | فَاَمَّا | فاما | fe-emmâ | أَمَّا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. | |||||